Son Dakika
26 Ağustos 2019 Pazartesi
”

Fakirin sofrasındaki zeytine neredeyse haram diyecekler!..

Hükümetin yaptığı yanlışlar devasa boyutlara ulaşmışken, bir de buna zeytini eklemek istemezdik. Ama ekleyen biz değiliz. Ekleyen, Davutoğlu hükümeti.

17 Kasım 2014 Pazartesi, 17:30

Hükümetin yaptığı yanlışlar devasa boyutlara ulaşmışken, bir de buna zeytini eklemek istemezdik. Ama ekleyen biz değiliz. Ekleyen, bugünkü Davutoğlu hükümeti. Zeytin hakkında öylesine açıklamalar yapılıyor ki, neredeyse zeytin yiyenler harama el uzatıyormuş gibi algılanmaya çalışılıyor.

Yok böyle bir şey.
Böyle bir algılamayı ne bizler kabul edebiliriz, ne de edenlere hak verebiliriz.
Düşünün bir kere, Kuran’da bile zeytinin yeri apayrı tutulurken,
bugünkü zihniyet buna bile itiraz edecek kadar gözlerini kapatmış,
virajı dönmeye çalışmakta.
Başbakan Davutoğlu diyor ki:
– “Zeytin ağaçları yerine, İslam’a uygun helal ağaçlar dikilmelidir…”
– “Zeytin yağıyla yapılan mezeler içki sofralarını süslüyor. Bu
mezeler içki tüketimini artırıyor. Bu nedenlerle zeytin ağaçları
sökülmeli…”
– “Zeytin, Rumların Anadolu’ya truva atı olarak bıraktığı bir
bitkidir. Fazla tüketenlerde kısırlaşmaya sebep oluyor…”
Hadi buyurun…
Bir başbakan bunları nasıl söyleyebilir?..
Sanki zeytin ağaçlarını büyüten köylümüz, içki masalarına hizmet
ediyormuş manasıyla suçlu gösteriliyor… Ayrıca köylümüz topraklarına
başka meyve ağaçları dikilsin gibisinden suçlamayla dışlanıyor.
Yahu insanlara demezler mi, “Zeytin, içki içenlere meze oluyorsa, o
halde rakıya katılan suya de demeli?..”
Öyle değil mi?..
Rakıya su katılıyorsa, o zaman suyu da yasaklayın. Hatta sulama
kanallarını ve barajları kurutun. İlk başta su seviyelerini indirin ve
halk susuz kalsın.
Neden?..
“Rakıya su katıyorlar da ondan” deyiverirsiniz olur biter.
Hiç böyle saçma sapan bir ifade olabilir mi?..
Zeytin ağaçlarını keserek köylümüzü perişan etmenin karşısında haklı
olmak için zeytin ağaçlarını kötülemek çıkar yol değil. Eğer çıkar yol
olarak düşünülüyorsa – Ki düşünen çok – o zaman Kuran’daki Allah’ın
ayetlerini de kitaptan çıkarsınlar da görelim bakalım.
ENAM SURESİ, 99. AYET:
– “Gökten suyu indiren O’dur. Onunla her çeşit bitkiyi çıkardık, o
bitkiden bir yeşillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiş
taneler; hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin
ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi
benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaşmasına
bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.”
ENAM SURESİ, 141. AYET:
– “Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeşit çeşit
ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde
yaratan O’dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de
hakkını (zekat ve sadakasını) verin; ama israf etmeyin, çünkü O, israf
edenleri sevmez.”
NAHL SURESİ, 11. AYET:
– “Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve
her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk
için büyük bir ibret vardır.”
NUR SURESİ, 35. AYET:
– “Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O’nun nurunun
temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur
içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki,
doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan
tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş
değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediği
kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal
verir; Allah her şeyi bilir.”
ABESE SURESİ, 29. AYET:
– “Zeytinlikler, hurmalıklar…”
TİN SURESİ, 1. AYET:
– “Tîn’e ve Zeytun’a…”
Zeytini ve onu yetiştiren ağacı haram kılan ve içki mezeleriyle eş
değer tutan Davutoğlu zihniyeti, Kuran’ın bu surelerine de cevap
versin de görelim onu…
Öyle yanlış politikalarla ağaçları kesip kendini haklı kılmak için
Kuran’a bile ters düşen ifadeler kullanmak esasen haramdır ve
günahtır.
Bu konuda dini düşüncelerle İslami güzelliklerin tartışma konusu
olmasını hiç istemezdik. Ancak, böylesine yanlışlıklarla, böylesine
ifadelerle Kuran’ın zeytine önem vermesini bile doğru bulmayan bir
zihniyete karşı cevap vermeye mecbur kaldık. Çünkü modern ve çağdaş
Türkiye’nin böylesine mantıksız ifadelerle yara almasına asla göz
yumamayız.
Peki, Bülent Arınç’ın açıklamalarına ne demeli?..
Bakın ne demişti:
– “Türkiye’de bazı bölgeler hükümetimizin verdiği destek nedeniyle her
taraf zeytin tarlası olmuştur. Dağ taş zeytin ağaçlarıyla dolmuştur.
Ama Türkiye’nin enerjiye de ihtiyacı var. Zeytin alanlarıyla ilgili
sıkıntı sadece termik santral yapılmasıyla ilgili değil…”
O halde neyle ilgili?..
Hükümetlerinin yanlışlarına illaki “Doğru karardır” demek için savunma
yapmanın ne alemi var?..
Esas konu, köylümüzün ve çiftçimizin zor durumlarda tarım yapması değil midir?..
Borçlarını dahi ödeyemeyen köylümüzün bir de zeytin ağaçlarını keserek
onları cezalandırmak, hangi İslami düşünceye sığar?..
İslama uygun ağaç zeytin değil ise, o zaman Kuran-ı Kerim’in
ayetlerini ve surelerini inkâr ediyorsunuz demektir.
Bir de bunun üzerine din üzerinden siyaset yapılıyor. Politika ve
siyaset böyle yapılmaz beyler.

ORUCUMUZU DA MI ZEYTİNLE AÇMAYACAĞIZ?..
KAHVALTILARIMIZI SÜSLEYEN ZEYTİNİ DE YEMEYELİM?..

Ramazan günleri, renkli geçen dini günlerimizden biridir. O günler
sahura kadar oturur, ibadet geleneğimiz olarak dualarımızı temiz
düşüncelerimizle yoğurur, orucumuzu da açarken zeytinle açarız.
Şimdi söyler misiniz, orucumuzu zeytinle açmayalım mı?..
Sabahları ailemizle yaptığımız kahvaltılarda zeytin de mi yemeyelim?..
Yemeklerimizi de zeytinlerimizin yağıyla yapıyoruz. Peki bu kafayla
gidersek, yemeklerimizi zeytinyağıyla yapmayalım mı?..
Zeytin ağacının verdiği zeytin meyvesi, haram mı oldu?..
Zeytin, mezelerde ve günah sofralarında yeniyorsa, Ak Saray’ın aylık
700 bin liralık elektrik masrafı helal mi oluyor?..
Esaslı olarak haramı düşünüyorsanız, size haramın birkaç tanesini sayayım:
1– Maden işçilerimizin (özellikle kömür işçilerimizin) yerin yüzlerce,
hatta binlerce metre altından kömür çıkarmak için verdiği emeğe karşı,
hükümetin; maden patronlarına “İşçilere canlı odalar alacaksınız”
dememesi helal midir?
2– Maden ocaklarının molozlarının içine giren köylümüzün, kömür
tanelerini tek tek seçerek torbalarına koyarken kömür karasına
bulandıklarında, onların bu halini görerek bazı yetkililere halâ
milyarlarca değerinde makam arabaları almak helal midir?
3– Hali hazırda saraylarımız mevcutken, sanki sarayımız ve
saraylarımız yokmuş gibi algıyla Atatürk Cumhuriyeti’ne ve demokrasiye
karşı tavır alarak saray yaptırmak da helal midir?
4– Ülkemde işsizlik milyonları bulmuşken… Atama bekleyen
öğretmenlerim yıllarca sırada beklerken… Öğrencilerim de,
burunlarının dibinde okullar dururken… Onları uzaktaki başka
okullara göndererek siyasi baskı yapmak da helal midir?
5– Dış ve iç borç had safhaya ulaşmışken… Sanki ortada bir şey
yokmuş gibi davranmak ve bu algıyı yaratmak da helal midir?
6– Enflasyonun çift haneye çıkmaması için verilen çabaları haklı
kılmak için gizli enflasyonu gizleyerek bütün ürünlere zam yapıp halkı
perişan etmek de helal midir?
7– Bankalardaki faiz oranlarının yüksekliğinin günah kavramıyla eş
değer tutarak, durumu düzeltmek için işçiye, memura ve emekliye
yapılan ayıplanacak zam oranları da helal midir?
8– Binlerce ton ekmeğin her gün israf edildiği bir ülkede ekmeğe
yapılan zam da helal midir?
9– Köylümüzün yerinden yurdundan edilerek onları mevsimlik işçi haline
dönüştürmek de helal midir?
10– Tarlasındaki ürününü kilosu 20 – 30 kuruştan veren köylümüzün
sebze ve meyvelerinin hal kanununa göre birkaç liraya yükselerek halk
pazarlarında vatandaşlara fahiş fiyatlarda satılması da helal midir?
11– Zeytini İslam meyvesi saymamak da haram ve günahtır.
12– Ve… Zeytincilikle uğraşan köylümüzün elini - kolunu bağlarcasına
onları çaresiz bırakmak ve zeytin ağaçlarını yok etmek ve de kesmek
helal midir?
Daha buna “25 dönümün altındaki zeytin alanlarının zeytinlik olarak
kabul edilmeyerek madenciliğe, enerji ve inşaat projlerini açılması”
tartışmalarına girmiyoruz.
Sonuç olarak bugüne kadar yapılan tarım politikası iflas etmiştir.
İşçi ve işveren politikası iflas etmiştir.
Sendika ve taşeron sistemleri arasında çaresizce bırakılan
çalışanlarımıza yapılan iş yasaları iflas etmiştir.
Bari insanların mezesine, zeytinine ve sofrasına karışmayın beyler.
Esas uğraşmanız gereken yerler var. Bunların en önemlilerinden biri,
milletin sırtına binen aylık faturalardır. Doğalgazın her ay değişen
fiyatlarıdır. Enerji politikalarıdır. Asıl bunlarla uğraşın. Halkı
rahat ettirmek için politikalar üretin. Üretemiyorsanız – Ki
üretemiyorsunuz – halkımızın karşısına çıkıp “Zeytin ağaçları
haramdır. Kesilsin” demeyin. Ayıptır, günahtır.

www.haberhurriyeti.com / ÖKKEŞ AĞAOĞLU

Yorum

  1. bahar yakut

    26 Mart 2016 at 22:43

    baştasınız die ıyıce sapıtmayın her iş halledınde zeytını kalsın oraya cıkarmasını bılırsek ındırmesınıde bılırz

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz