Son Dakika
14 Aralık 2018 Cuma

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

24 Eylül 2018 Pazartesi, 17:52

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

*Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Onları hem korumak; hem yemeklerini gizli gizli vermek, korkulu ve endişeli bir yaşamın eşiğine getiriyordu bizleri.

—————

Yavrular henüz serpilmiş değildi. Değildi ama  Patitan’da özellikle kadınlar, üstelik eğitimli olan kadınlar  bile, kedilere karşı nedense tepkililerdi.

Erkekler sessizdiler, doğal olarak eşlerinin yanında yer alıyor gibi görüntü veriyorlardı. Şu anda daha çok kadınların sesi çıkıyordu.

Patitan’da yakında kongre vardı.

Bizler, “kurtarılmış topraklara (!)” yani Patitan’a dışardan sızan yabancı kedileri mümkün olduğu kadar site sınırlarının dışına püskürtmeye çalışıyorduk.

Başımız iyice dertteydi. Çünkü diğer semtlerden kafileler halinde kedilerin gelmesi demek, bizimkilerin geleceklerini tehlikeye sokmak demekti. Bizim amaç ve önceliğimiz Patitan’daki mevcutları korumaktı.

Biz bütün bu hengame arasında yeni yavrulara ad bulmaya çalışıyorduk.

Davranış ve renklerini dikkate alarak kapkara ama şirin  yavruya Karambo, sarı-siyah benekli olana Benek, beyaz renklisine Pamuk, herşeyden şikayetci ve hayatından memnun olmadığını sandığımıza yavruya da  Cızırtı adını verdik.

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Onları hem korumak; hem yemeklerini gizli gizli vermek, korkulu ve endişeli bir yaşamın eşiğine getiriyordu bizleri.

Biliyoruz ki sitedekiler bu varlıkları, bu canlıları sevmek zorunda değillerdi.

Bu yavrulara sahip bulmak için çevremizdeki kedi severlere haber saldık. Çoğunun zaten ev kedisi vardı.

Sonra hayvan haklarını savunan sivil toplum kuruluşlarının kapılarını çaldık. Hemen hepsi önce olaya sıcak bakıyor, takdirlerini bildiriyor ama yuva bulmak konusunda “Yakında bir barınak açma projemiz var, o zamana kadar dayanın” tavsiyesinde bulunuyordu.

“Yakında” demek bir anlamda “daha çok beklersiniz” gibi geliyordu bizlere. Genellikle kadınların hakim olduğu kedi-köpek dernekleri yöneticilerinin politikacılardan geri kalır yanları yok gibiydi.  Onlar da öğrenmişlerdi “köşeli” laf etmeyi.

“Dayanın, güzel günler sizleri bekliyor”

“Sabredin, belediyelere barınak yaptıracağız.”

“Korkmayın, istikbal hayvanlarındır…”

“Direnin iktidar bizimdir…”

Görmeyen, bilmeyen, anlamayan sanır ki,  barınak değil sanki (İHA) “insansız uçak” üretimine geçilecekti.

Neticede bir barınak. Örnekleri bol bol vardı çevremizde. Dört bir yanı tellerle çevrili bir alan. Kapısında gariban bir bekçi.

Onun da kim olduğunu bilen yoktur zaten. Hayvansever midir, geceleri evine mi gider, yoksa kulübede mi yatar bilenler beri gelsin.

Veteriner derseniz ayda bir  ya uğrar, ya uğramaz. Barınak dedikleri bu.

Neyse bizim “evlere kedi servisi” çabamız boş çıktı. Verdiğimiz ilanlar, internet kanalı ile ulaşmaya çalıştığımız kedisever derneklerinin haber portallarına yaptığımız başvurular sonuçsuz kalıyordu.

Kedi kolonisi, yemek verdiğimiz mekanda haklı olarak sabit kalmıyordu.

Gezmek, oynamak istiyorlardı.  Patitan’ın değişik köşelerini keşfetmeye çalışıyorlardı.

Kimi park yerinde arabaların kaputlarına, kimi üstlerine çıkıyorlardı. Kimileri  camımızın tam altında park eden üstü çadır beziyle kaplı kamyonetin tepesindeydi.

Kamyonet sahibi Hamdullah bey Allahtan bir kediseverdi.  Hiç rahatsız olmuyordu bu durumdan.  Hem tavrı, hem de zaman zaman “Bunları korumak zor, sevabı çok” demesi bizlere güç veriyordu.

Mernuş yavrularını beslerken, bu tabloya tanık olan sakinlerden bazılarının, moral açıdan bize destek verdiklerine tanık oluyorduk ama, sorumluluk açısından ise hiç de olumlu yaklaşımda bulunmuyorlardı.

Aslında bu bile olumlu bir aşamaydı.

Sorunun geleceğine iyi niyetle bakmak, yani pozitif olmaktı.

Olumlu yaklaşım ve sevgi, sinmişlikten, ezilmişlikten kurtulma duygusu veriyordu insana.

Bu sevginin küçük dalgalar halinde yayılma eğilimi göstermesi kedilerin geleceği açısından iyi haber sayılırdı…

Yayılırsa tabii ki…

Biz  artık, site yönetiminin aldığı kongre kararı ve toplantı gününü merakla beklemek zorundaydık.

Bekliyorduk  ancak “etnik” sığınmacılar için henüz önlem alabilmiş değildik. Bazen yeni katılımlarla birlikte kedilerin sayıları yedi-sekizi buluyordu.  Bazen on-on beşi.

Ne kadar sınır dışına çıkartırsak çıkartalım, hepsini heran kontrol etmek zordu.

Dışardan gelenler Patitan’ın geniş alanında volta atıyorlardı. Yemek vermesek bile umutlarını kaybetmiyor olmalıydılar.

Karınlarını doyurmadığımız halde bizim sitenin bahçesinde toplu halde bulunmaktan fazlasıyla keyif alıyorlardı.  Bizim olmadığımız anlarda için ortaya konan yemekten otlandıkları da oluyordu. Buna göz yumuyorduk.

Tabii Mernuş ve yavrularının hakları saklı kaldığı, aç bırakılmadıkları sürece.

Bu hayvanların geleceğine yönelik esas bomba kongrede patlayacaktı ama nasıl, onu  bilmiyorduk.

Kongreye katılma niyetimiz yoktu, ya kediler gündeme gelirse veya getirilirse diye kuşkuya düştüğümüzden bundan vazgeçtik.. .Hiç olmazsa dört yavrunun hayatta kalma mücadelesine ara vermeme noktasında anlaştık ve site kongresine katılma kararı aldık.

Kongre çoğunluk olmamasına rağmen toplanıyordu.

Zaten bu tür kongrelerde hiç bir zaman çoğunluk sağlanmazdı. Herkes birbirine vekalet verdiği için kağıt üstünde çoğunluk nasılsa sağlanmış oluyordu.

Demek kooperatif kongrelerinde yasallık aranmıyor, “şekil” yerine getiriliyordu.

Nihayet sitenin yeni yöneticilerini seçmek için kongre günü geldi çattı.

Kongreyi yönetmek için seçilen başkan, ilan edilen gündem gereğince maddelere geçilmek üzere kongreyi açtı.

Toplantıya katılanlara şöyle bir gözatınca, hayvanlara karşı sıcak davranmayanları yani “kedisavar” takımının tam kadro geldiğini gördüm.

Hepsi gergin. Bu gerginliklerini yüz ifadelerinden kolayca anlamak mümkündü. Ben ve eşimde tedirginlikle karışık stresli haller görülmüyor değildi.

Sakin olmaya gayret ediyorduk. Bir yere kadar?

Kongredeki gelişmelere, bize alınacak tavra ve sataşmalara göre kendimizi ayarlamak, savunmak  gerekiyordu.

En azından soğukkanlı davranıp, aklımızı iyi kullanmak zorundaydık. İçimdeki sesi kimse duymuyordu nasılsa…

“Ah Mernuş ah. Doğuracak zaman mıydı? Keşke kedicikleri kongreden sonra doğursaydın…”

Dişi kediler için doğum kontrol hapları henüz piyasaya çıkarılmamıştı nedense..

Erkek kedilerin korunması için piyasaya sürülmüş kondomların esamesi okunmuyordu. Erkek kediler şanslıydılar.

Onlar zaten, insanların erkekleri için çıkarılmış ve “ Yes “ adı verilen kondom reklamlarından ters şekilde esinlenip gördükleri dişilerin peşine takılıyorlardı.

“Yes” yani diyerek peşinden gittikleri dişilerle işlerini tamamlıyorlardı.

Nedense her zaman dişilerin kısırlaştırılması gündeme geliyordu. Bir kere dahi olsun analık duygusunu hiç tatmayan dişilerin “kısır hale gelmeme” hakları olmalıydı.

Oysa bu bir şans meselesiydi.

Hatta piyango bile sayılırdı. Eğer bir hayırsever, sokak kedisi almış ve evinde beslemek istiyorsa hemen veterinere koşuyor, bu yavruyu önce kısırlaştırıyor, sonra kucağına alıp hayat boyu sevmek istiyordu. Sadece kendisi seviyordu.

Oysa kedilerin de hemcinsleri tarafından sevilmeye hakları vardı. Her canlı gibi.

Cilveleşme, sevişme ve doğurma hakkı gibi.

Anayasa güvencesinde olmasa bile.

Doğa yasası eğer varsa, doğurmanın da bir hak olduğu ortadaydı.

 

Dünyada hayvan hakları yasaları vardı her ülkenin.

Tüm hayvanlar gelişmiş ülkelerde koruma altına alınmışlardı.

Ama Patitan’da, henüz hayvan hakları yasası bile meclisten çıkmış değildi.

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Pembe memeli kedi… (8)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO
kartal escort alanya Escort konya escort porno izle manavgat escort izmir escort izmir escort bursa escort bursa escort