ESKİMEYEN TEK ŞEY… (61)

Mernuş’a göre, kinlerin, kıskançlıkların, hasetliklerin, çekemezliklerin, kötülüklerin kol gezdiği bu gezegende; tüm olumsuzlukları hayatından silmiş, yaşam felsefesini sevgi, yardım ve şevkat üzerine kurmuş bir kaç insan olması ve bu evrende yaşaması yeterli miydi?

30 Mart 2019 Cumartesi, 11:35

Hürriyet Gazetesi’nde bir zamanlar Parlamento muhabirliği ve Ankara Temsilciliği yapan Gazeteci Yazar Sezai Bayar’ın kaleme aldığı KEDİ dizisinin bugün son bölümünü yayınlıyoruz. Yakında Kitap halinde basılıp raflarda yerini alacak bu nefis roman, sevdiklerinize armağan edeceğiniz en güzel  kitap olacaktır. www.haberhurriyeti.com haber portalımızda yayınlanan Kedi Dizisinin bu son bölümünü Sezai Bayar Abimizin evinin salonlarıdan yayılan Singing in the rain müziği eşliğinde okumanızı öneririz. Yayın periyodunda aksamalar yaşanan bu dizi için Sezai Abimizden özür Diler bu bölümdeki müzikleri (Linki Tıklayarak dinleyebilirsiniz) tüm okuyucularımıza ve Bayar Ailesi’ne armağan ederiz.  (NOT: Eskiden biz Radyolardan sevdiklerimiz için şarkılar isterdik. Sıradaki Şarkı tüm okuyucularımıza ve Sezai BAYAR’a gelsin.) İbrahim Irmak / Haber Hürriyeti 

ŞİMDİ BUYRUN  KEDİ’NİN SON BÖLÜMÜNE

*****

Dışarda yağmur yağıyordu bütün hızıyla.

Yağmur damlaları eskisi gibi değildi sanki.

İçini ısıtıyordu.

Mernuş, kızımın odasından salon tarafına süzülen enfes bir melodinin notalarına kulak kabartıyordu.

CD’de  çalan Gene Kelly’nin “Yağmur Altında” adlı filmde söylediği o ünlü  “Singing in the rain” melodisi içini daha da ısıtmıştı.

Yağmur çok hızlı yağıyordu.

Mernuş öylesine kalakalmıştı müziğin ritmiyle.

Yağmur altında ıslanmak ve yürümeyi mi düşlüyordu acaba?

Sicim gibi yağmur vardı dışarda.

Mernuş’un gözlerinde biriken yaşları görmek mümkün değildi. Tek başına ve o anda sonsuz mutluluk anaforuna kapılmıştı..

Gözleri daldı…

Bahçeye doğru bir daha baktı. Parçanın son tınılarına kulak kabarttı. Sık sık gördüğü rüyalarından birine mi girecekti yoksa.

Ama hayır. ..

Karabasanları yüreğinde barındıran, içini acıtan ve kafa karışıklığına yol açan düşlere geri dönmemekte kararlıydı.

Göz bebekleri daha da irileşti.

Uzaktan gelen birine takıldı bu kez bakışları.

Hayta, vazgeçilmez küçük dostu salonun tam karşısındaki duvara doğru  yürüyordu.

Hani veterinerde tanıştığı.

Hani hayvansever bir kadının kurtardığı Hayta.

Tek dostu Hayta yağmur altında sırılsıklamdı. Acaba o da aynı  şarkıya kulak misafiri mi oluyordu?

Hayta bir ara pencereye doğru baktı.

Mernuş  ile yüzyüze gelmenin buruk mutluluğunu tattı o an Hayta.

Gerçek dostu sevgili büyüğü, sıcak bir yuvaya kavuşmuştu.

“Bir kişi bir  kişidir. Önemli olan mutluluğu yakalamak” diye içinden geçiriyor olmalıydı Hayta.

“Singing in the rain” parçası bitmişti.

Mernuş’un yüreğine karabasan gibi oturan  rüyaları da…

Yağmur, kabuslara neden olan tüm rüyalarını hayatından çıkarmıştı sanki.

Geçmişindeki kötülüklerin yarattığı tüm pislikleri, kiri pası atmıştı hayatından.

Ya gerçek hayattaki, evrendeki kötülükler ne olacaktı?

Mernuş’a göre, kinlerin, kıskançlıkların, hasetliklerin, çekemezliklerin, kötülüklerin kol gezdiği bu gezegende; tüm olumsuzlukları hayatından silmiş, yaşam felsefesini sevgi, yardım ve şevkat üzerine kurmuş bir kaç insan olması ve bu evrende yaşaması  yeterli miydi?

Bilinmez.

Mernuş “sadece sevgi” diye mırıldandı.

Her sorunun çözümü, sevginin gücüne bağlıydı.

Önemli olan bunun “gerçek sevgi” olmasıydı. Karşılıksız, beklentisiz, içinde yabancı madde bulundurmayan ari ve asil duygu.

Üzerinde yaşadığımız gezegende, olumlu ya da olumsuz tüm duygular eskiyordu.

Herşey eskiyor ve geride izi kalmıyordu.

Ancak gerçek sevgiyi eskitmeye ise kimsenin gücü yetmiyordu.

Hayatta en etkili, kolu bükülmeyen tek güç gerçek sevgiydi ve Mernuş onu yakalamıştı.

Patitan’da gece, sık sık kabuslara dönüşen gece, cinayetlerin işlendiği, uğursuzlukların kol gezdiği o uzun gece ve geceler geceler artık “sevgi burcu”na girmişti…

Ve…

Sonsuza kadar burcunun efendisi olacaktı Mernuş!

Yazarın son notu:

Mernuş 10 yıl daha yaşadı. Hem de ev kedisi olarak.

Eşim, sevgi yumağı Mernuş’u eve almak için hepimizi iyi ki ikna etti.

Kızlarım ve ben Mernuş ‘un evimizde yaşadığı 10 yıllık süre boyunca, onun etrafında  pervane olduk.

Tıpkı Mevleviler gibi.

Mernuş, şu anda bize 30 metre uzakta, salondan görebileceğimiz bir yerde, bahçenin köşesinde betondan yapılmış uzun bir çiçeklik içinde, üstünde  her mevsim köpüren çiçeklerin altında yatıyor.

Yatmıyor, kıvrılmış yaşıyor…

Sevgi böceği gibi…

Ve üzerindeki  çiçekleri yaşatmaya çalışıyoruz bize veda ettiği günden beri…

O, bizimle hala.

Bizden habersiz.

(Son)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

VE… (60)

Aklımızda ve yüreğimizin bir köşesinde Mernuş’u eve alma planları yatıyordu. Her zaman aile içinde, Mernuş’un bebelerini ön plana alıp, sadece

GERÇEK SEVGİ…(59)

Hayatta ne yazık ki herşey eskiyordu.
Duygular, bakışlar, ilk heyecanlar, aşklar, öpüşmeler, sevişmeler, terkedilişler.

SüRPRiZ YAŞANIYOR… (58)

Her zamanki toplantı yerinde Tami sırrını açıklamaya başladı: “Bizler cinayetler konusunda büyük bir yanlışlık yaptık. Bu cinayetlerin hiç biri

NEDİR BU ACI? (57)    

Patitan’da son günlerde Mernuş’un yanından hiç ayrılmayan küçük arkadaşı Hayta, kadınların sık sık toplantı yaptıkları çardak altındaki

BENEK HAKKINDA…(56)

Mernuş, yavrularını öldüren katilin kim olduğunu kendi mantığına göre tahmin ediyordu..

EFSANELERE DAiR…(55)

Çuval operasyonu Patitan’da acaba gerçekleştirilememiş miydi?

“ÇOĞALIN” ÇAĞRISINA TEPKi…(54)

Bugün burada toplanmamızın birinci nedeni faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılması isteğimizi hükümete duyurmak. Her gün bir yavrumuz

AB “KISIRLAŞTIRIN” ERDOĞAN “DOĞURUN” DİYOR  (53)

Erdoğan’ın çok çocuk istemesi bir yana, gösterdiği gerekçeye ne demeli…

KATLİAMCILARA CEZA…(52)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ailelere yönelik çağrı yaparken “Herkes üç çocuk doğursun”  tavsiyesinde bulunması kısırlaştırılmayı

“BU DÜZEN ER GEÇ DEĞİŞECEK…”(51)

Üç evladını cinayete kurban veren bağrı yanık, kederli ve acılı  annenin+ “İlahi adalet varsa eğer, bunu dağıtanın adil davranacağına inanıyorum. Bu inancımı hala koruyorum” diyerek gözyaşı dökmesi çiğerleri dağlıyordu…

KANLI PATi iZLERi (50)

Cinayetlerin üzerindeki sır perdesi neden kaldırılamıyor

Cızırtı (49)

Sokaklarda hayvanların kaka yapmaları yasaktı. Bula bula ana caddeyi pisletmek ne anlama geliyordu ki. İnsanlardan bir anlamda intikam mı

WEB Sayfası bloke…(48)

F-Tipi cezaevlerini insanlar için yaptılar ama orada tek başına kalan mahkumlar hiç mutlu olmadılar, ölüm oruçlarını sürdürdüler, kimileri de öldü.

Yavruları “ev”lendirdik…(47)

Benek gelişmelerden habersizdi. Acaba yavrularından ayrılacağını, onların sıcacık yeni bir yuvaya uçacaklarını hissetmiş miydi?

Bebelere isim…(46)

Yavrunun yüzünde, Arap şeyhlerini andırır bir çizgi taşıdığını da eklemek isterim. Bir tek uzun entarisi (!) eksikti sanki.

Erbakan Hoca’ya nasıl votka içirdik (45)

Ankara gazeteciler Cemiyetini ziyaret eden Milli Nizam Partisi Genel Başkanının istediği portakal suyunun içine muziplik olsun diye bir miktar votka

Nankör kedi  (!)  Çankaya’da mı ? (44)

Yıl 2001…Milli Güvenlik Kurulu toplantısında gergin anlar. Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, Başbakan Ecevit’e anayasa kitapcığı fırlattı. Anında tepki

Eve giren köpek ve “nankör kedi”…(43)

Alman Haber ajansının servis ettiği habere göre bir kedinin sahibi ekmeğine yağ sürerken elinden güya bıçağını düşürmüş. Düşen bıçak ayak

Hayvan Siyaset Belgesi…(42)

Tarçın, yabancıların irticai  faaliyetlerde bulunmak için bahçeye sızmaya çalıştıklarına dikkat çekti. İranvari bir şeriat devleti  kurma yanlılarının

HKKK Toplanıyor…(41)

Gizliliğe uyulmazsa alınan kararlar dışarı sızabilir. Hatta ajanlar harekete geçebilir. Nesillerinin tamamen ortadan kaldırılmasını isteyen iç ve dış

Yaşam felsefesi…(40)

Torunlar, yeni yetmeler salonun her yanında cirit atıp, koltukların üstünde oyunlar oynarken, Yudum’un asistanı trafik kazası geçirmiş bir kediye acil

Cennetten gelen iki misafir…(38)

Benek’in doğumu sırasında bahçedeki hayvanları biraz ihmal eder gibi olduk haklı olarak. Minik yavruların dünyamıza karışması, gözdemiz olan

Benek anne mi oluyor yoksa ?(37)

Görülmeye değer bir manzara. Annelerinin memelerini bulamayan, gözleri görmediği için kardeşleriyle birbirine sarılan yavrular iyi kötü süt emmek için

“Çuval ” operasyonu…(36)

Açıkcası “savaş” ilan etmişlerdi bize. Irak’ı sebepsiz işgal etmiş Amerikan güçlerini kendilerine “model” kabul etmiş zihniyetten korkulurdu.

Dünyada mekan, Ahrette iman…(35)

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak gibi

“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz