Son Dakika
19 Ağustos 2018 Pazar

20 Nisan 2018 Cuma, 12:33

Futbol müsabakaları spor olmaktan çıktı, toplumun kinini kendinden görmediğine kustuğu muharebelere döndü. Hayretle karşılıyor, esefle kınıyorum!

Hayatın olabildiğince kirlendiği bir dönemde yaşamaya mecbur olmak ne zor… Tattan tuzdan yoksun kaldık, samandan zevk almaya çalışıyoruz. Dünyaya teşrifimiz maalesef berbat bir döneme denk geldi, kader diyip geçiyoruz mecburen. Örfümüz, âdetimiz, manevi değerlerimiz an be an anlamını yitirirken bizler de insan olmanın vasıflarını kaybettiğimizin farkında değiliz maalesef.
Babamı çok özlüyorum… Dostluğunu, aklını, önderliğini, sağduyusunu, arkamda dağ gibi duruşunu ama en çok çocukluğuna dair anılarını anlatışını, dost meclislerindeki sohbetlerini… Ne güzel gelirlerdi bir araya, dolu dolu sohbet ederlerdi. Boş muhabbetlerin jenerasyonu değildi onlar, vakitleri yoktu dedikoduya ya da haset kokan söylemlere. Sığ değildi ilişkileri; anlamlı, sevgi, saygı doluydu. Dostlarsa incitilemeyecek kadar değerliydi.
Babacığımın hayatta en çok sevdiği o dostlardan biri,9 kez milli formayı giymiş, Lefter, Metin Oktay, Baba Hakkı ile birlikte kendi döneminin en iyileri arasında gösterilen Fenerbahçeli efsanevi futbolcu Selahattin Torkal’dı. Düşünsenize Beşiktaş Divan Kurulu üyesi, siyah beyazlı fanatik taraftar Mehmet Fuat Abut ve Fenerli efsane Selahattin Torkal ayrılmaz ikili, can ciğer kuzu sarması. Neredeyse her gün birlikte olurlar, saatlerce sohbet ederler, vakit geçirirlerdi. Ancak en büyük zevkleri birlikte Fenerbahçe-Beşiktaş derbisi izlemekti. Ben de arada sırada katılırdım onlara. Selahattin amca son derece zarifti ve çok şıktı, daima takım elbiseli ve kravatlı gelirdi bize maç izlemeye. Babam daha rahattı kıyafet bakımından, öyle de olmalıydı zira heyecan dolu bir 90 dakikayı birlikte geçirirlerdi.

Uzun uzadıya yazıp sıkmak istemem sizleri o nedenle şahit olduğum bir kaç derbiden beni etkileyen bir gözlemimi paylaşmak istiyorum. Selahattin amca Fenerbahçe’nin bize attığı her golde ayağa kalkar, babamdan özür diler, asıl iyi oynayanın Beşiktaş olduğunu söylerdi. Bu bilaistisna her derbinin, her sarı lacivertli golü için böyleydi. Beşiktaş gol attığında normal şartlarda yeri göğü inletecek olan babamsa ses etmez, mahcubiyetten sararır, neşesi kaçardı. Sanırım bu olağandışı iki adam en çok beraberliklerde rahat ederlerdi. İtiraf etmeliyim ki ben yanlarında olduğum vakitlerde maçtan çok onları şaşkınlık ve hayranlıkla izlerdim.
Dün gece aynı güzide kulübün derbisini izlemeye kalkıştım ama bu sefer yalnızdım. Gece hiç uyumadım, sinirlerim bozuldu. Akılma düştü rahmetle andığım babacığım ve Selahattin amcam… Yakıştı mı bu holiganlık Fenerbahçe ya da Beşiktaş taraftarına? Sahaya yabancı maddeyi kinle, düşmanca atmak da ne demek! Hele Şenol hocaya isabet eden nesneyi fırlatan kişiye ne demeli? Katil olabilirdi, can alabilirdi? İçinde var mı o şeytani duygular yoksa öfkesine mi yenik düştü. Böyle ise, demezler mi kardeşim ilk maç 2-2 berabere bitmiş, rakip kalmış 10 kişi ne oluyor, bu neyin öfkesi diye! Futbol müsabakaları spor olmaktan çıktı, toplumun kinini kendinden görmediğine kustuğu muharebelere döndü. Hayretle karşılıyor, esefle kınıyorum! Fenerbahçeli futbolcuları alkışlamak isterim ama, gözü dönmüş taraftarları sakinleştirmek için çırpındılar, bravo!
Futbol sahası cephe, maç ise bir meydan muharebesi değil arkadaşlar! Kendinize geliniz! Bir meşin top, bir kupa için değer mi?

www.haberhurriyeti.com / ÖZLEM ABUT OTLUOĞLU

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir