ENERJİ PROBLEMİ NASIL ÇÖZÜLÜR?

“Yerel Yönetimlere Düşenler- Piyasa İyileştirmeleri vs.” ama biz bu başlıca problemleri çözdüğümüz takdirde zaten sektörde bir “Domino Etkisi” yaratılacaktır. Bu olumlu “Domino Etkisi” ile müthiş bir farkındalık oluşurken, yaratılacak katma değer paha biçilemez olacaktır.

18 Ocak 2017 Çarşamba, 10:25

1- Kamu- Özel Sektör İşbirliği: Özellikle iki tarafında taşın altına elini koyması gerekiyor. Kamu, kendi yapamıyor ise, özel sektörü üretmeye teşvik etmeli, Ar- Ge çalışmalarına ekstra katkılar sağlamalıdır. Tabi bu yapılırken geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarılmalıdır. Geçmiş dönemde, 200 Ar- Ge merkezinde çalışan yaklaşık 1500 mühendisin ne iş yaptığı belli değildi. Bunlar gerçekten ortaya çıktı, biliyorum inanması güç. Eğer bir iş yapıyorsanız, denetleme mekanizmasını iyi çalıştırmanız gerekiyor. Kamu Denetleyici, Özel Sektör Üretici olarak rolleri paylaşmalı fakat kamu da üretim için taşın altına elini sokmalıdır. Yetkin personel istihdamı ile üretim kapılarını açmalıdır. Artık tanıdık ve iltimas politikası en azından Enerji Sektörü Bünyesinde son bulmalıdır.

2- Enerji Politikaları ve Vizyon: Burada da yine Özel Sektör ve Kamuya büyük iş düşüyor. Firmalar uluslararası işbirliklerini güçlendirirken, mevcut yayınlanan raporlar, ülkenin mevcut durumu ve gelecek projeksiyonlarını yakından takip etmek zorundadırlar. Özel Sektör, teknolojik gelişmeleri takip ederken bir yandan da bilgi birikimini arttırmalıdır. Sektör içerisinde düzenlenen fuarlar ve kongreler kaçırılmamalı, personelin katılımı sağlanmalıdır. İş Geliştiriciler, SWOT mantığı ile hareket etmeli ve yatırım fırsatlarını sezebilmelidir. Multi disipliner kavramı hem kamu hem özel sektör için geçerli hale getirilmelidir. Ayrıca, ülkenin bir diğer kanayan yarası olan, üniversite eğitimi temelden değişmeli ve çağımız şartlarına uygun analizciler, mühendisler ve uygulamacılar yetiştirilmelidir. Hiç bir çalışma ve katkı sağlamadan koltuklarında oturan ve kendilerine Akademisyen (Doç, Prof vs.) diyen kişiler ayıklanmalı ve 24 saat bilimsellik peşinde koşan üniversiteler hayal olmaktan çıkarılmalıdır. 24 saat açık olan kütüphanelere imrenmek yerine 24 saat dolu olan üniversite kütüphaneleri oluşturulmalıdır. Yani eğitimin içi doldurulmalıdır. Daha sonra analiz ve vizyon oluşturma olayı gerçekleşir zaten.

3- Karar Alma Süreçlerinin Hızlanması: Bürokrasi ve karar alma süreçleri kısalmalıdır. Her türlü gecikme, gelişmeyi de geciktirmektedir. Tabi burada kontrolsüz bir ortam yaratılmasından bahsetmiyorum. Sadece iyi bir analizle, olmasa da olur adımların süreç içerisinden çıkarılması ve oyuncunun rahatlıkla seviye atlaması gerekliliğinden bahsediyorum.

4- Verimsiz Santrallerin Bakımı: Belki de devleti en çok eleştirebileceğimiz konuların başında geliyor enerji ile alakalı olarak. Biz ürettiğimiz elektriği bile verimli üretemiyoruz. Mevcut santrallerimizin revizesi şart.

5- Enerji Verimliliği: Benim en çok üzerinde durduğum konu. Mevcutta santral kurma, üretme alt yapınız yoksa, ürettiğiniz elektriği verimli üretmek ve kullanmak zorundasınız. Türkiye bu konuda maalesef bir arpa boyu yol almamış durumda. Özellikle Sanayi’ de enerji o kadar verimsiz kullanılıyor ki, firmalar hem elektrik faturalarından şikayetçi hem de verimliliğe geçiş sürecinde maliyetlerden ötürü ikircikli davranıyor. Kamu bu konuda hem bilinçlendirme hem uygulama da öncü olmalı ve özel sektöre teşvik sağlanmalıdır. Özel sektör ise yapacağı küçük iyileştirme yatırımlarının nasıl bir katma değer yaratacağının ve kısa vadede karlılığını nasıl arttıracağının farkında olmalıdır. Enerji Verimliliği Sağlandıkça, Enerji Arz ve Güvenliği kendiliğinden oluşacaktır.

6- Köprü Değil Terminal Ülke Olma: Bilindiği üzere TANAP, Mavi Akım vs. birçok boru hattı projesi gündemde ve uygulamaya geçirilecek gibi görünüyor. Stratejik olarak kritik bir konumdaki Türkiye bu rolü çok iyi analiz etmeli ve üstlenmelidir. Köprü Ülke olursanız herkes üzerinize basıp geçer, ama Terminal Ülke olur iseniz işin rengi ve oyunun kuralları değişmeye başlar.

7- Ekolojik- Okur Yazarlık: ABD’ de bir ilkokulda şu yazıyı görmüştüm “Will Climate Change Harm Us?” “İklim Değişikliği Bize Zarar Verecek mi?” yazıyordu. Bizde maalesef geçmişte de yazmıştım bunu “Nail Çekiç Alıyor” “Ali Ata Bakıyor” “Işık’ ta hala Ilık Süt İçiyor” Bizim çocuklarımıza doğayı dağı taşı yani yaşadığı çevreyi ve ona uyum sağlamayı, onu korumayı öğretmemiz gerekiyor. Ne güzel demiş atalarımız “Ağaç Yaşken Eğilir” diye. Büyüdükçe odunlaştığımız gerçeğini nasıl da vuruyorlar suratımıza! Tabi anlayana…

Daha birçok madde var. “Yerel Yönetimlere Düşenler- Piyasa İyileştirmeleri vs.” ama biz bu başlıca problemleri çözdüğümüz takdirde zaten sektörde bir “Domino Etkisi” yaratılacaktır. Bu olumlu “Domino Etkisi” ile müthiş bir farkındalık oluşurken, yaratılacak katma değer paha biçilemez olacaktır.  Bu bize düşen bir görevdir. Kendimizden çok gelecek nesilleri korumak adına üzerimize almamız gereken bir sorumluluktur. Hepimiz aynı uçağın yolcusuyuz. Exit’ te oturup, bu sorumluluğu almak istemeyen yolcularımız, kabin ekibine haber vererek, yerlerinin değiştirilmesini talep edebilirler… Ben sorumluluğu aldım ve almaya devam ediyorum.

Şimdi de size sesleniyorum! “Ya Siz?”

www.haberhurriyeti.com / ORKUN TEKE – Araştırmacı – Mühendis

 

Yorum

  1. Ülkü Kesicioğlu

    18 Ocak 2017 at 14:17

    Enerji çok önemli, hayati bir konu. Eko enerji de denilen temiz enerji kaynaklarına önem ve ağırlık verilmelidir. Teşekkürler Sayın Orkun Teke.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri