Son Dakika
21 Kasım 2019 Perşembe
”

Ege’nin yeni çevre Gündemi: Jeotermal

Yıllarca fosil yakıtlara karşı rüzgarı, güneşi, jeotermali, biyo yakıtı savunduk, hala da savunuyoruz.. Ne var ki bizim yatırımcılar temiz enerjide de “vahşi uygulamaları” tercih etti.

07 Kasım 2019 Perşembe, 11:51

EGE’NİN YENİ ÇEVRE GÜNDEMİ : JEOTERMAL
“Yeni gündemi” dediğime bakmayın, “yeni başbelası” dememek için öyle yazdım.
Yıllarca fosil yakıtlara karşı rüzgarı, güneşi, jeotermali, biyo yakıtı savunduk, hala da savunuyoruz.. Ne var ki bizim devletimiz ve yatırımcımız el attığı pek çok konuda olduğu gibi temiz enerjide de “vahşi uygulamaları” tercih etti.
*Devlet her önüne gelene ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR dedi. Gerekli gördüklerinin de %90’dan fazlasına onay verdi.
*Vatandaşın, yörede yaşayanların, ilgili STK’lar ve meslek odalarının, uzman akademisyenlerin görüşlerine, hele itirazına hiç kulak asılmadı.
*Anayasanın Vatandaşın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı dikkate alınmadı, anayasanın emri dinlenmedi.
*Anayasa dinlenmeyince Çevre Kanunu, Zeytin Kanunu, ilgili yönetmelikler, imzaladığımız uluslararası sözleşmeler, çevresel duyarlılıklar dikkate bile alınmadı.
*Rüzgar Enerjisi yatırımlarına izin verilirken türbin yoğunluğu, yerleşim alanlarına uzaklık, doğal ve ekonomik öneme sahip bitki ve hayvan varlığı, insan sağlığı üzerindeki etkileri gibi yaşamsal konularda uluslararası kabul gören ölçülere uyulmadı. (Meraklısına not: RES rekortmeni Almanya’da bazı eyaletler türbinlerin konutlara yakınlığının direk boyunun 10 katı olması koşulunu getirdi, bazıları ise 3 km’den daha yakın türbinlerin yerel yönetimlere yılda 10 bin avro ödemesini kararlaştırdı)

*Ya JEOTERMAL ?
Aynı süreç şimdi onda yaşanıyor.. Egenin kadim İncir, zeytin, üzüm, pamuk ovaları jeotermal kuyuları ve dev boru hatlarının işgali altında. Ülkemiz enerjide dışa bağımlı ya, kendi kaynaklarımızı kullanmalıyız ya, temiz / yenilenebilir enerji hiç kimsenin karşı çıkamayacağı bir seçenek ya…
O zaman, dört bir yanından dumanlar yükselen Germencik ovası kimin umurunda !
Ovanın balı, dağların yağı geleneksel niteliklerini yitirmiş, çiftçinin geliri düşmüş ne gam ! Sıcak suyu / buharı seralara bile verme, adım başı santral kurulsun..
Bahçesine bağına, okuluna, çarşı pazara gidenler “zafer takı”! misali boruların tünellerin altından geçmek zorunda kalıyor. Çevre yolundan Aydın’a giderken dikkat edin, yeşil denizde incir ve zeytin ağaçlarına abanan gümüş renkli ejderhalar görecek, “Bunlar ne ola ki?” diyeceksiniz..
Vur deyince öldüren zihniyet hem devlette hem yatırımcıda..

Enerji evet ! Yaşamın olmazsa olmazı. Ancak bu durum doğaya dönüşü olmayan zararlar vermenin gerekçesi olabilir mi ?
Hayır, olamaz, olmamalı..
Hesaplar ince yapılmalı. Enerji dahil her yatırımın çevresel etkileri, doğaya olan maliyeti hesaba katılmalı..

Vatandaşın tepkisini dikkate alan yok. Hukuki süreç tek umut. Çoğunlukla doğadan yana kararlar çıkıyor mahkemelerden, ancak projede basit birkaç değişiklikle yeni bir başvuru, yeni bir izin.. Hadi bakalım hukuki süreç sil baştan.. Holdinglere karşı dava açmak, sürdürmek, avukat tutmak vs hiç de kolay değil.

Yıllarını bu konulara veren bir kamu yayıncısı olarak bu olumsuz gidişi çok tehlikeli ve sürdürülemez buluyorum.
Umutsuz muyum ? Hayır ! Umudum genci yaşlısıyla yaşadığı çevreyi koruma savaşı veren insanda.. Umudum vicdanının sesini dinleyen hukuk insanlarında..

Terör de biter, enflasyon ve işsizlik de. Ama Anadolu’nun doğurgan ancak yorgun ovası, yaylası, dağı, taşı TOPRAĞI gitmeye/bitmeye görsün , bir daha geri gelmez..

İlhami ARSLAN 03.11.2019

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz