Son Dakika
15 Temmuz 2019 Pazartesi

Dünyada mekan, Ahrette iman…(35)

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak gibi hissetiler. Benek ve Cızırtı’nın gözlerinden sicim gibi akan yaşları görmemek mümkün değildi o an.

09 Aralık 2018 Pazar, 15:14

Kedilerin hayatta kalması için hurda Anadol marka arabanın çevresinde belirlediğimiz ve “kırmızı çizgi”leri olan alanın, bir gün Mernuş ve yavrularının elinden gideceğini kimse tahmin edemezdi. Hele bizim aklımızın ucundan dahi geçmiyordu.

Mernuş’a ilk rastladığımız yer burasıydı. Gözlerden ırak bir köşede kimsenin dikkatini çekmeyen bir bölgeydi burası. Kediler burada yemeklerini yerler, küçük toplantı ve büyük dedikodularını bu alanda gerçekleştirirlerdi. Hurda aracın altı kedilerin sığınağı gibiydi. Köpeklerden ve daha başka tehlikelerden kurtulmak için,  her nasılsa kapısı bir süredir açık unutulan hurda aracın içine “cump” diye giriyorlardı.

Nereden çıktıysa çıktı, hükümetin yeni araba satışlarını arttırmak, hurda arabaların elden çıkarılmasını sağlamak için bir yasa çıkaracağı kimsenin aklına gelmemişti. Ama oldu. Yerli araba yapımını gerçekleştiremeyen, aksine yabancı araç üretim merkezi haline gelen ülkemizdeki en önemli ihraç ürünü, yabancı araç satışında yavaşlama olmuştu anlaşılan.

Eskimiş, dahası yaşlanarak hurda aşamasına gelmiş araçların hükümet tarafından satın alınarak toplatılması kararı yürürlüğe girdi.

Hurda sahipleri sevindi, bizim kediler üzüldü.

Bizim hurda Anadol durduğu yerde değerlenip kıymete bindi.

Sahibi en az 10 yıldır ortada yokken, bir gün çıka geldi ve aracını galericilerden birine sattı. Hem de şıpınişi. Mernuş’un geçici meskeni sayılan bu hurda Anadol’un yerinde artık yeller esecekti.

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak kalmış gibi hissetiler.

Mernuş, evi gibi bellediği ve çalışmayan hurda Anadolun çekici üzerinde gidişini hüzünle izliyordu. Onların gecekondusu, meskenleri, yuvaları ne derseniz deyin elden çıkmıştı artık. Dahası “mekansız” kalmışlardı.

“Dünyada mekan, Ahret’te iman diyenler doğru söylemişler. Mekanımız gitti ama imanımız ve inancımızı kaybetmeyeceğiz” diye iç geçiren Mernuş’un, yavruları Benek ve Cızırtı’nın gözlerinden sicim gibi akan yaşları görmemek mümkün değildi o an.

Eşim ve ben hemen kolları sıvadık tabii.

Kediler için nerede yer buluruz diye derin derin düşünmeye başladık, üstelik korkmaya gerek yoktu artık.

Yasa çıkmıştı nasılsa.

Ama yasa “kedi, köpek ve bilcümle hayvanları site bahçesinde istediğiniz yerde, gelişigüzel besleyebilirsiniz” demiyordu. Biz, site sakinleri “nasılsa yumuşamışlardır” diye düşünerek kalorifer kazanlarının bulunduğu yere yakın bir alan tesbit ettik.

Bahçe malzemeleri için telden yapılmış, üstü de örtülmüş barakanın yanında bir yer hazırladık Patitan sakinleri kedilerimize..

Ama gözümüz kulağımız yine site yönetiminde. Her an tepki verebilirlerdi.

Bu kez hayret ses seda çıkmadı ilk gün.

Kediler öylesine anlayışlıydılar ki, insana söylesek bu kadar boyun eğmezler. Yeni yerde yemeklerini yedikten sonra, bir sonraki yemek için de aynı yerde toplanmışlardı, sanki sözleşmiş gibi.

Bu bizi rahatlatıyordu. Tehlike anında kaçabilecekleri, en azından hemen sığınabilecekleri, barakanın tellerinden içeri girebilecekleri bir mekana sahip olmuşlardı artık.

İkinci gün imalı bir tepki aldık.  Kapıcılar, bahçe tanzimi ve bakımında kullandıkları araç-gereçleri bilhassa kedilerin  yemek yedikleri yere bırakmışlardı.  “Burası size ait değil, bilin haaa” dercesine.

Bunu bayan başkanın yaptırdığını biliyorduk, seziyorduk.

Ne türlü gelişmelere tanık olacaktık tahmin edemiyorduk. Mevzimizi korumakta kararlıydık.

Aldırış etmedik. Korkmayacaktık, sinmeyecektik, “dişe diş” durumuna gelmeye kararlıydık artık.

Yeni yerini yadırgamayan Mernuş, yavruları için daha geniş ve güvenli bir yere kavuşmuştu.

Tami,  kediler kendisine yakın yere taşındığı için sevinçliydi sanki. Devamlı kedilerle oynaşıyor, onlardan ayrılmıyordu çoğu zaman.

Bütün bu yeni gelişmeler sırasında bir başka değişiklik dikkatimizi çekmişti. Bu, site başkanı hocanım ve kadınların yaz mevsimin başlamasıyla kendileri için kurulan ve belediyenin verdiği  çardakda oturmaya başlamalarıydı.

Yazın sıcağından filan değil. Önemli olan yanyana gelmek, dedikodu yapmak, hatta çay demleyip, açtıkları börekleri çardakta yemekti.

İşin ilginç yanı,  yüksek yere konuçlandırılmış çardaktan her an kedileri görmek mümkündü…

Kedilere yemek verirken bizleri merakla izleme, bir anlamda “röntgenleme” niyetiyle çardak sohbetlerine başladıklarını anladık.

Kediler, tedirgin olmaya başlamışlardı çardak muhabbetlerinden.. O an yapacakları bir şey yoktu. Uslu olmak zorundaydılar.

Uslu durmaları, şamata yapmamaları her iki taraf için de gerekliydi.

Yeni bir döneme girilmişti.

Her yenilikte olduğu gibi sancılı bir süreç yaşanabilirdi.

Hayvanlar aleminde bu süreçler daha da gergin, acımasız ve adaletsiz geçebilirdi.

İnsanoğlunun hayvanlara biçtikleri değer ortadayken.

Haksızlıklar dizboyu sürerken.

Eğitim yerlerde sürünürken.

İmam Hatip Okullarının açılışına hız verilmişken.

“Senden, yok benden” kayırmaları kol gezerken.

Doğaldır ki hayvanlar ihmal edilecekti.

Doğaldır ki, bir belediye başkanı çıkıp daha önceki dönemde  bir parka dikilen heykel için “Ben böyle heykelin içine tükürürüm” diye efelenebilecekti.

Çevreye, doğaya, sanata, etik değerlere önem verilmeyen bir ülkede  sokak hayvanları ne oluyorlardı ki.

Özetle, sitedeki hayvanlara karşı asık suratlar gevşemedikten sonra bu alanda çokca sancılı dönemler yaşanacak demekti.

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz