Son Dakika
17 Kasım 2018 Cumartesi

DÜNYA ROMA VE HELEN’DEN İBARET ZATEN!

”Türk Mimarisine ait han-hamam-cami-pazardan oluşan son izler de (konservasyona ihtiyaç yok) denilerek tarihe gömülüyor” söylemi ilçede almış başını gidiyor. Hatta; Eski çeşme camisinin ön arazisine şu anda kaçak bina yapılıyor. Belediye uyuyor.

06 Kasım 2018 Salı, 13:22
''Türk Mimarisine ait han-hamam-cami-pazardan oluşan son izler de (konservasyona ihtiyaç yok) denilerek tarihe gömülüyor'' söylemi ilçede almış başını gidiyor..

Ne diyorduk ve diyorlar çocuklarımız her sabah ‘Andımız’ı okurken ?

”Varlığım; Türk Varlığına Armağan Olsun!”

Çocuklarımız varlığını armağan edecek de;

Bu gidişle kendilerini armağan etmeye adayacakları Türk varlığına ait bir iz kalmayacak.

*.*.*.*

Roma ya da Helen uygarlığının izleri dışındakiler Çeşme mahalli idarelerine göre dünya mirası olmasa gerek;

Türk varlığına ait tarihi izler silinme tehlikesi ile karşı karşıya.

Türklerin ilk yerleşim yeri olarak kayıtlarda yer alan Eski Çeşmeköy’ün 14 ve 15. asırlara ait zamana meydan okumaya çalışan kalıntılarına ‘yok olma’ yolu açılmış durumda.

Çeşmeköy ile de ibaret değil kaybedilecek olan.

‘Kılın kırk yarılması’ misali varlığının ipuçlarına ulaşılan Türk Denizcilik Tarihi’nin donanma komutanlarından, Çakabey’in mezarı da var aynı bünyede.

Hatırlatayım kendisini;

Çakabey, Selçuklu ordusunun 1071 Malazgirt zaferindeki en gözde akıncı liderlerinden.

1081’de İzmir merkezli Çeşme’de Çakabeyliği’ni kuran bey.

Anadolu’da tersane yapılması için ilk harekete geçen Türk.

İlk Türk donanmasının hazırlıklarını başlatan.

İlk Türk Donanmasını 50 parçalık gemilerden oluşturan.

Türk Deniz Kuvvetleri’ni hayata geçiren kişi yani.

‘Türk varlığına ait tarihi izler silinme tehlikesi ile karşı karşıya’ demiştim ya;

‘Eski Çeşme ya da Çeşmeköy bilinen yer civarı’ denir onun da muhtemel mezarı.türk izleri silinecek bu gidişle

*.*.*.*

Bütünşehir Yasası çıkmadan önce;

Çeşme Kaymakamlığının girişimi ile 600 yıl öncesine kadar olan varlığın zamana dayanmış fiziki izlerini barındıran alan, ‘Konservasyon ya da Restorasyon ‘ alanı olarak projelendirildi ve kayda aldırıldı.

Nedir Konservasyon?

  • Objelerin maddesel ve teknolojik özelikleri kadar yapısını ve taşıdığı dekoratif öğelere özgün niteliklerine bağlı kalarak korumak.
  • Bozulmasına yol açan nedenleri ve etkenleri açığa çıkarmak en uygun ve en etkili koruma yöntem ve malzemelerini saplayarak bunları objelere uygulamak.
  • Fiziksel ve estetik bütünlüğü aslına bağlı kalarak sağladıktan sonra stabil haldeki objeyi sergileme veya depolama için hazırlanmak.

Restorasyon’u bilmeyen yok zaten.

Kültür varlığı kavramları ile görev ve yükümlükler E.C.C.O.(European Confederation of restoreres’ organizations – Avrupa Koruma ve Değerlerine Dönüştürme Konfederasyonu Organizsyonları-) tarafınca net.

Kuruluş, tarifindeki üç vurgulamayı, ‘Ahlaki Sorumluluk’ başlığı altında tutuyor.

Ve ahlaki sorumluluk kapsamını şöyle açıyor;

”Toplum tarafından özel, sanatsal, tarihi, belgesel, estetik, bilimsel, düşünsel veya dinsel değerleri olduğu kabul edilen objelere ”kültür varlığı” adı verilir. Bunlar kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel mirası oluştururlar. Toplum bunları konservatörlerin himayesine bırakmıştır. Bu nedenle konservatörler yalnızca kültür varlıklarına karşı değil obje sahibine veya objeyi elinde bulunduranlara(antikacılara, müzelere), eserin yaratıcısına veya eseri yapana, halka ve gelecek kuşaklara sorumluluk taşımaktadırlar. Ön koşul sözü edilen kültür varlığının sahibinin kim olduğundan yaşından sağlamlığından ve değerinden bağımsız olarak korunmasıdır.”

*.*.*.*

Çeşme Kaymakamlığı Bütünşehir Yasası öncesi bu ‘Ahlaki Sorumluluk’ gereklerini yerine getireli, neredeyse 5 yıl olmuş.

Kaymakamlık böylece ”Konservatörlük ya da Restoratörlük ” yolunu açmış.

Araya Bütünşehir Yasası girmiş, ilgili kurullar Çeşme Belediyesi’nden onay öncesi görüş istemiş.

Ne cevap vermiş, ‘şimdilik’ bilinmiyor.

Net olan;

Hala ‘herhangi bir şey olarak’ ilan edilmemiş olması.

Ve yine bilinen;

Bu yaz başında, arkeoloğu, tarihçisi, bilimum bilim insanının da yer aldığı doğa-kültür yürüyüşünde karşılaşılan tablodan sonra, adres gösterildiği için soluğu Çeşme Belediyesi’nde aldı millet.

‘Korumada sorun kaynak ise bizler aramızda topladığımızla katkıda bulunalım, etrafını çitleyelim en azından” dediler.

Deyim yerinde ise;

Duvara tosladılar.

”Türk Mimarisine ait han-hamam-cami-pazardan oluşan son izler de (konservasyona ihtiyaç yok) denilerek tarihe gömülüyor” söylemi ilçede almış başını gidiyor..

İsmailobası’nda Selçuklulara ait izler bulmanın mümkün göründüğü ifade ediliyor.

Alan için ‘Sit’ kaydını geçin;

Kısmen etrafına yapılaşmayı açık tutan ‘Kısmi Koservasyon Alanı’ tanımlaması bile düşülmüş değil.

Üstüne;

Yaşanan manzaralara rüzgar türbinleri ile tam anlamı ile “tüy dikilmiş” durumda…

Yetmezmiş gibi;

‘Çeşmeköy Villaları’ diye bir rüzgar dolanıyor!

Uganda’daki Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi, Cumhuriyet’in kuruluş balosunda yabancı devlet konuklarına Yunan kültürüne ait mitolojik kıyafetler giyerek ev sahipliği yapmasının dumanı üzerinde tütüyor daha.

Yaklaşık bin yıllık Türk izine, Villaköy ile RES tüyü dikilmiş;

Lafı mı olur?

Türk, varlık, armağan, iz de neymiş?

Dünya Roma ile Helen uygarlığından ibaret zaten!

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEKEski çeşme camisinin ön arazisine şu anda kaçak bina yapılıyor. Belediye uyuyor.

türk izleri silinecek bu gidişle

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO