”

DÖNDÜM BABA EVİ!

 Demokrasinin bayrağı indikçe, onun şiirleri göndere çekilir; çünkü insanca paylaşılacak günlerden, hümanist değerlerden ve onurdan söz eden bir şairdir ‘Ahmed Arif…’

01 Haziran 2018 Cuma, 08:47

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM NAZIM USTA, DÖNDÜM BABA EVİ!

Seni, anlatabilmek seni.

İyi çocuklara, kahramanlara.

Seni, anlatabilmek seni,

Namussuza, haldan bilmez,

Kahpe yalana

 

Ard – arda kaç zemheri,

Kurt uyur, zindan uyurdu

Dışarda gürül – gürül akan bir dünya…

Bir ben uyumadım

Kaç leylim bahar

Hasretinden prangalar eskittim

Saçlarına kan gülleri takayım

Bir o yana, bir bu yana…

 Ahmed Arif(Hasretinden Prangalar Eskittim)

Demokrasinin bayrağı indikçe, onun şiirleri göndere çekilir; çünkü insanca paylaşılacak günlerden, hümanist değerlerden ve onurdan söz eden bir şairdir ‘Ahmed Arif…’

Şair Ahmed Arif, 02.06.1991 sabahı Ankara’daki evinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşama gözlerini yumar. Bu kavimler kapısı, nice yoksullukla, yoksunlukla, işkencelerle, sürgünlerle acımasızca hırpaladığı bir büyük şairini böyle yitirir…

…İşime gidip geliyorum, lâkin her şeyden soğumuştum. Dördüncü haftalığımı alırken, patron her zamandan daha sert, bir şeyler söyledi, anladım ki, işime son veriliyor! Umurumda bile değildi… Babamın canı sıkılmıştı, annem… Gene işsiz, gene ellerim boş ceplerimde, gene enseme yıkılı kasketim, gene deniz kenarları, papaz mektebi, Külliye, Fıstıklı… Günler geçiyordu… / … Ahlâkımdaki değişmenin kendim bile farkında idim. Eve asık yüzle giriyor, kimseyle konuşmuyor, sorarlarsa zoraki cevaplar veriyor, daha çok kendi kendimle hasbihallerde bulunuyordum ve bundan adamakıllı zevk almaya başlamıştım… /… İki seneden beri bir türlü alışamadığım bu yerler, bu gurbet ellerden usanmıştım. Vatanım burnumda tütüyordu. Vatanım, bilhassa memleketim, mektebim ve arkadaşlarım! /… Geceleri yatakta Niyazi’yle hemen hemen hiç konuşmuyorduk. Hırçın hallerimden ürküyordu. Yatakta ona arkamı dönüyor, dalıyordum hayaller âlemine…”.

 Orhan Kemal (Baba Evi)

Orhan Kemal’, ülkemizde köyün çözülüşünün insan üzerindeki etkilerini yalın bir dille, özgün bir biçimde anlatan yazarlarımızın arasında yer alır. Onun temel özelliği gerçekliğidir. Gerçekliğinin ise iki kaynağı vardır: İlki kendisinin de emekçilerin arasından geliyor olması, yani bizzat yaşadıkları; ikincisi ise o dönem sanatta geçerli anlayışın gerçekçilik olması, özellikle de ‘Nazım Hikmet’in, yapıtları üzerindeki etkisi… ‘Baba Evi’, yazarın hemen ilk otobiyografik romanlarından biridir. Birçok ürüne daha imza atan yazar, daha birçok olacağı kanısında olan okura yaşamıyla ilintili olarak bir şaka yapmıştır. Bu sayfada yer alan üç güzel insan gibi 02.06.1970 günü Sofya’da bir kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir. Asıl adı ise ‘Mehmet Raşit Öğütçü’dür…

Eskiden kaz tüyü kullanırdı ozanlar

Sonra tüyün yerini kamış kalem aldı

Daha sonra sıra dolmakaleme geldi

Şimdilerde tükenmez ile

Yazı makinası arasında gidip geliyorlar

Bilinmez hangisiyle daha iyi sonuç alınıyor

Bu uygulayım sorusunu yanıtlamak zor

İşin kolayı şu: şiir yine yazılıyor ve sürdürülüyor

Ne ki tüylerini korusa da kaz

Midesine düşkünler ciğeri ve kızartması için onu boğazlıyor…

 Nazım Hikmet Ran (Tehlikeli bir silah olarak, kaz tüyü şiiri) 

Yazılan her güzel şiir, öykü, roman, deneme kitap düşmanlarının iştahını kabartıyor… Ve kitapların üstünden kaz adımıyla geçen zorbalara karşı çözüm, onların pençesinde olan “yanaşık düzen” de yer almak değil, “yaban kazı” olup, avlanmamaktır…

Kalkmak zere olan bir vapuru yakalamak için, üstadın yaptığı nice koşuların çoğu iskele kapısının aniden kapanmasıyla son bulur. Oysa bir zamanlar, yani üstadın ülkesinde olduğu yıllarda ‘Şirket-iHayriyye’nin kaptanları kalkış saati gelen vapura doğru koşan yolcularını beklerlerdi…’. Nazım usta, 01 Temmuz 1957 ‘de çok sevdiği memleketini görebilme umuduyla geçen yılların yorgunluğunu hissederek şu dizeleri yazar:

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.

Seyir defterini başkası yazsın

Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman

Beni o limana çıkaramazsın…

           Bu sayfayı isimleriyle ayrı ayrı aydınlatan, bu dünyadan ayrılmış olsalar bile gönlümüzün ve düşüncelerimizin hep mimarı olan, üç güzel insanın ruhları şad olsun… Işıklar içinde…

 

Mustafa Gökçek

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz