Son Dakika
15 Ekim 2018 Pazartesi

DOĞALGAZ

Bağırdı doktor: “Bu ne ya! Bu koku…

19 Temmuz 2018 Perşembe, 17:26

“8 – 9 gün önce başladı. Dışarı çıkamıyordum… Bağırsak tembelliği de bende yoktur. Yemem fazla muz, elma ve şeftali. Ziyaret ederim her gün düzenli olarak ayak yolunu. Olur mu hem haziranın ortasında soğuk algınlığı? Yoktu karın ağrısıyla gaz sancısı da. Gittim dört beş gün sonra eczaneye. Anlattım eczacıya. Sordum ‘ne yapayım?’ Diyeyim şansıma. Oradaydı bir doktor. Anlattırdı sorularla bir daha. Aldırdı fitil. Denedim iki gün…Demedi bana mısın…

…sonra. Sonra hap aldım. Hapı yuttum iki gün… I ıh! Ardından sıvı… İki gün… I ıh!

Çıktım evden bir hafta sonra doktora gitmek için. Bindim belediye otobüsüne. Yollar bozuk… Gidiyoruz hoplaya zıplaya… Başladı mı karnımda bir sancı… Başladım mı gaz çıkarmaya ağzımdan ufak ufak… Geldi mi ardımdan davetsiz konuk! Pırtlıyordum alttan da ufak ufak…

…sonra. Artıyordu giderek karnımdaki sancı. Şişiyordu karnım… Dönüveriyordum gebeş karıcıklara… Kıvranıyordum kıvır kıvır. Dönmüştüm dansöze. Kalmıyordu dayanacak halim. Şişmesin daha diye tutarak karnımı yere doğru büküldüm. Bükülmemle birlikte çıktı önce silah gibi üç kez “pat pat pat” sonra… ‘gırrrrrrrrrt” diye arkamdan motora benzer ses…

…kapladı otobüsün içerisini bir kanalizasyon kokusu aynı sıra. Bakışıyordu herkes birbirine ne oluyor diye… Sonra… Sonra… Bağırdı otobüsün sürücüsü: “Boşaltın otobüsü! Mazot bu! Patlayacak motor alev alıp!” İndik cümbür cemaat sanki mal kaçırıyormuşuz gibi yangından. Yani… Öyle değil mi… Malımız, canımız. Kuramamıştım ama ben, birden bağlantısını.

Bekleştik beş dakika kadar karşı kaldırımda. Olmuyordu hiçbir şey… Patlamıyordu otobüsün motoru. Bakışıyorduk şaşkın şaşkın… Geçti karşıya otobüsün sürücüsü. Durdu. Baktı. Açtı arkadaki motorun kapağını. Baktı… Baktı… baktı… Geliyordu benim de aklım yavaş yavaş başıma. Çıkmıştı demek ki bendeki motordan o mazot kokusu. “Pat pat” ve ‘gırrrrrrrrrt” sesi.

Bakındı bizlere otobüsün sürücüsü. Bakındı gene motorun orasına burasına…Bakındı gene bizlere… Sordu medet umar gibi: “Ulan bu yeni motor o seslerle kokuyu nereden çıkardı?”.

Üretmeye başladı kendi düşüncelerini belediye otobüsünün yolcuları… Çıkar mı benden gık? Yiğitliğin onda biri hiç görünmemek, dokuzu da arazi olmakmış. Hastaneye de yaklaşmıştık. Başladım tıngır mıngır hastaneye bastoncuğumla… Sonrasını biliyorsun doktor bey oğlum.”.

“Anladım annecim. Gitti apar topar doktorun. Kaldırmışlar annesini hastaneye. Giderken şifresini verdi ama. Yanlış vermiş. Arıyorum sürekli. Çalıyor…Açmıyor. Bekleyelim…”.

Çaldı o anda doktorun telefonu. “Dur annecim. Arıyor doktorun. Bi konuşayım. (Açar.) Merhaba. Valde nasıl? (Düşmüş tansiyonu bayılmış.).. Geçmiş olsun. Hastan burda. Verdiğin şifre yanlış. 1414 demiştin. (Kusura bakmasın ninem. Aceledendi. Şifre 4141. Kapıyorum.).”.

Aldığı şifreyle ulaştı ninenin dosyasına doktor. İnceledi…“Ninecim. Her şeyin tertemiz. Turp gibi ama geçici dışkılayamama da değil. Bağırsakların bomboş. Baktı nineye. N’oluyordu?”.

Şişen karnını bastırdı nine. Büküldü yere doğru. Gene “pat pat pat” ve ‘gırrrrrrrrrt”…

Bağırdı doktor: “Bu ne ya! Bu koku… Bu… Bu…”. Gidiyordu sesiyle gözleri doktorun…

Açtı zorlukla odanın kapısını nine. Seslendi bayılmadan: “İMDAAAAT! DOKtooor…”.

www.haberhurriyeti.com / Murat Tepebaşılı

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO