Son Dakika
16 Kasım 2019 Cumartesi
”

DİP DALGA DEMİŞKEN.

Şili’de yaşanmış karanlık yılları anımsatmak yerine, geleceğe dair umutlu bir beklenti yaratmak gerekiyordu.

21 Haziran 2018 Perşembe, 12:00

Tam 15 yıl.
Ülkeyi 15 yıldır baskı, zulüm ve yolsuzluklarla yönetiyordu..
Adı Augusto Pinochet idi.
Şili’nin diktatörüydü.
Astığı astık, kestiği kestikti.
Ülkede yargı, iş dünyası, polis, asker, medya onun emrindeydi.
Muhalefet, sivil toplum örgütleri, yazarlar, akademisyenler, aydınlar, sanatçılar vatan haini ilan edilip ezilmişti.
Tek çatlak ses çıkmıyordu.
Papazlar onun yanındaydı.
İş dünyası da.
Hukuk onun emri altındaydı.
Ordunun zaten baş komutanıydı.
Herkes diktatöre biat ediyordu.
Etmek zorundaydı.
Etmeyenin mekanı hapisti.
Üstelik, Şili Amerika tarafından geliştirilen neo-liberal ekonomi politikalarının uygulama sahası olmuştu.
Ekonomi çökmüştü.
Halk yoksulluk içindeydi..
Zengin ile fakir arasındaki uçurum derinleşmişti.
Kitleler korku, sindirme ve tehditlerle konuşamaz olmuştu.

Yıl 1987 idi.
Faşist diktatör Pinochet sonunda içeride muhalefetin ve özellikle dış dünyanın baskılarına dayanamayarak siyasi partilerin meşruiyetini tanımak zorunda kalmıştı.
Ancak iktidarı bırakmaya hiç niyeti yoktu.
Baskın bir seçim kararı aldı.
Referandumda Şili halkı Pinochet iktidarının 8 yıl daha görevde kalıp kalmayacağını oylayacaktı.
Pinochet kazanacağından çok emindi.
Çünkü devletin tüm imkanlarını kullanıyordu.
Karşısındaki muhalefet paramparçaydı.
Şili halkı umutsuzdu.
Kimse Pinochet’in kaybedeceğini düşünmüyordu.
Şilili sosyalistler liberal partileri de yanlarına alarak bir koalisyon oluşturdular.
Bu diktatöre karşı bir güçbirliğiydi.
Hemen seçim kampanyası için kolları sıvadılar.
Genç reklâmcı Rene Saavedra’nın kapısı çaldılar.
Saavedra teklife önce sıcak bakmadı ama sonra kabul etti.
Şartları vardı.
Kampanyada klasik söylemlerden uzak durulacaktı.
Vatan, millet, bayrak edebiyatı yapılmayacaktı.
Geçmişle ilgili konuşulmayacaktı.
Geçmişte yaşanan kötülükler hatırlatılmayacak, tam aksine mutluluklar ve güzellikler vaat edilecekti.
Şili’de yaşanmış karanlık yılları anımsatmak yerine, geleceğe dair umutlu bir beklenti yaratmak gerekiyordu.
Genç reklamcı Saavedra’nın sloganı sadece iki harfti.
No (#Hayır)
Gökkuşağı renkli, danslı, müzikli kısa reklam filimleri çekti.
Filimlerin sonunda “Şili, mutluluk çok yakında” sloganı kullanıldı..
#Hayır olumsuz algı yaratan bir kelime olmasına ragmen Şili halkının beğenisini kazandı.
Çünkü aydınlık yarınları müjdeliyordu.
Reklam filimleri yayınlandıkça “Hayır” sloganı dilden dile yayıldı.
Koalisyonun güçbirliği Şili halkını umutlandırmıştı.
Ülke bu ortamda referanduma gitti.
Sonuçlar açıklandığında tüm dünya gibi Şili halkı da şaşırmıştı.
Yıkılmaz denilen diktatör Pinochet yıkılmıştı.
Muhalifler %55,99 oy alarak imkansızı başarmıştı.
Hayır sloganı küçük bir dokunuştu.
Bir dip dalgaydı.
Dilden dile, kulaktan kulağa, gönülden gönüle yayıldı, dev bir tsunami oldu ve 15 yıllık faşist diktatörlüğü yerle bir etti.

*. *. *

“Diktatörler seçimle gitmez” diye bir söz var.
Gider.
Hem de Pinochet gibi tepe taklak gider.
Yeter ki, halk dili, dini, kanı, mezhebi bir yana koyarak birleşsin ve omuz omuza tek bir hedefe yürüsün.
İşte o zaman yıkılmayacak iktidar yok.

SEDAT KAYA

21 Haziran 2018, DATÇA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz