Son Dakika
17 Kasım 2018 Cumartesi

“DENİZ VE MEHTAP SORDULAR SENİ NEREDESİN?’’

23 Ağustos 2018 Perşembe, 23:19

İKİSİ DE ÇOK GENÇ

YAŞTA GİTTİLER

*Biri, İstanbul’u dinlerken gözleri kapalı…

*Diğeri, İzmirli kadınlar üzerine şarkı besteliyordu…

*Biri, Rumeli Hisarı’nın burçlarına oturup türkü çığırırken, edebiyat tarihine imzasını atıyordu.

*Diğeri ”entarisi ala, şeftalisi bala benziyor” la müzik dünyasına

adını yazdırıyordu…

*..Ve bir gün… Ucuz bir otel odasında göz göze geldiler… Birbirlerinin içine aktılar adeta…

HAKAN DİLEK’İN YAZISI ŞÖYLE:

“DENİZ VE MEHTAP

 SORDULAR SENİ NEREDESİN?’’

Bir otel odasında… Ucuz bir otel odasında… Birbirleriyle rastlaşmaları çok mümkün olmayan bir otel odasında göz göze geldiler önce… Biri hemen atıldı;

-Ben Dario Moreno, şarkı söylerim!

-Ben Orhan Veli şairim, şiir yazarım…

Kardıçalı İş Hanı’nın hemen girişinde, Metin Oktay’ın eski kahvehanesinin duvarlarına bakıyorum. İzmir’in yiyip bitirilen dokusuna hayıflanıp, bir kenti sevmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorum bir kez daha… Damlacık tepesinden denize bakıyorum sonra; sonra yürüyüp geldiğim o başka türlü sokağın önünde buluyorum kendimi… Sokakları severim, caddeleri, alanlara açılan ara yolları. Bir dostu görmüş gibi sevinirim böyle sokaklarda… Bir anı duvarlarında gezinir evlerin, merdivenlerinde dolaşır masalları, öyküleri yapraklarında saklanır mevsimlerin; işte Dario Moreno Sokak…

 

Bir genç adamın hazin sonuyla biten yaşam öyküsünün en yakın en tanıdık en bildik şahidi…  Sokağın girişinde yıkıldı yıkılacak evlerin önünden geçip anıların sokağına giriyorum; ‘’…anılar konacak dal istermiş çünkü…’’

Sadece anılarla anlatılacak bir ‘’İzmir aşığı’’ değil bir serüvenci belki… Evet evet Dario için söylenecek şey bu olmalı; sınır tanımaz bir serüvenciydi O… Her yelken açtığı yere ardında, kafasında, yüreğinde İzmir’i götüren ve taşıyan bir serüvenci.

Düşünün ki hayatınızdan Orhan Veliler, Esin Afşarlar, Jack Brueller, Metin Oktaylar, Maria Vincentler, Brigitte Bardotlar geçecek… Bir yetimhanenin soğuk odalarından show dünyasının en uç, en ileri en yüksek noktalarına adım adım yürümek… Şaşırtıcı yolculuğunun Türk Halk Müziği’nin ezgileriyle buluştuğu anlar başka türlü bir ilginç anekdottur benim için. ‘’Entarisi Ala Benziyor’’ adlı türküyü bir Veli Kanık şiiri Muzaffer Sarısözen düzenlemesi olarak okumak ve bir de Moreno’dan dinlemek… Abartmıyorumdur umarım… Moreno, Orhan Veli ile o ucuz otel odasındaki rastlantıyı hiç unutmamış olmalı…

İkisi de çok genç yaşta ayrılıp gittiler dünyamızdan. Neredeyse aynı rahatsızlıkları yaşayarak hem de… Onlar için öldü demek yakışık almayacaktı. Tıpkı Dario Moreno’nun dediği gibi;

‘’İzmir tatlı sevgili şehrim. Bir gün şayet senden uzakta ölürsem beni sana getirsinler… Fakat mezarıma götürürken öldü demesinler; uyuyor desinler / koynunda tatlı İzmir’im…’’

Mezarı belki tatlı İzmir’inde değil ama o şimdi adını verdikleri sokakta ‘arsız bir sardunya’ gibi şarkılarımızda, pozlarımızda, duvarlarımızda saçaklanıyor.

 

ZIPLAYARAK DANS

Dario bizim misyonerimizdi. Onun için “zıplaya zıplaya ne de güzel dans ediyor” derlerdi. Ülkeler ve kıtalararası müzik köprüleri kurdu. Neşeli, eğlenceli, ritimli melodileri başarıyla icra etti. Kendi tarzını kabul ettirdi. Yıllarca onu taklit ederek yaşayan sanatçılar bile oldu. Onun okuduğu şarkıları Türkiye’de başarıyla icra eden Tanju Okan idi. Bu meslekte şanslı olmak çok önemli. Dario kararlı ve kendinden çok emin adımlarla yürüdü. Çok zor barajları geçti, kolay kabul edilmedi. Onu önce halk sevdi, ardından otoriteler de kabullenmek zorunda kaldılar. Biz onun şarkıcılığı ile iftihar ettik. Fakat sinema sanatçısı olarak değerini hiç gündeme getirmedik. Fransa’nın en önemli yönetmenleri ve sanatçılarıyla karakter oyuncusu olarak sinemada da başarıya imzasını atmıştı.

***

HİTİT GÜNEŞİ ÖDÜLÜ

Dario Moreno 1958 yılında la vie parisienne’de ilk defa klasik bir eseri plağa doldurdu ve o yılın “grand prıx du dısque” (plak armağanı) ödülünü, 1962’de Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Hitit Güneşi” ödülünü kazandı. 1969 yılında Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Dario Moreno” ödülünü koydu, Ve  ilk ödülü Esin Afşar ile  Jacques Brel Paris Büyükelçiliğindeki törenle aldılar. 1988 yılında, 6 Ekim gecesi Akdeniz Müzik Yarışması’nda, bu yarışmanın direktörü, ve rahmetlinin çok yakın dostu Erkan Özerman’ın girişimi ile Dario Moreno anısına “Altın Hitit” ödülü kondu. Bu ilk ödülü de İtalyan sanatçı Gianluigi di Franco aldı.

***

İZMİR’İN FAKİR ÇOCUĞU

Tilkilik’in fakir çocuğu, Coca Cola hisselerine sahip, Brezilya’da çiftliği, Paris’te muhteşem bir dairesi bulunan, çok zengin gardrobu ve frambuaz renkli Cadillac’ı olan bir sanatçı olacaktır.  İnsanı mukayese çılgını yapacak bu ivme onu rüyalarında bile göremeyeceği bir yere taşımıştır…  Her yıl Rio de Janeiro karnavalına gitmeyi adet edinir. Yine her yıl 16 ülkeyi içine alan büyük bir turneye çıkar. Ancak o büyük servetinin, hayat dolu, neşeli hallerinin arkasında yalnızlık ve vatan hasretinin verdiği büyük bir hüzün gizlidir.

www.haberhurriyeti.com / Hakan Dilek

 

 

Yorum

  1. TANER İSKENDER

    24 Ağustos 2018 at 13:12

    Mithat Paşa caddesi ile Halil Rıfat Bey semtini birleştirerek yaşlıları,hastaları yüz elli basamaklı dik bir merdiveni tırmanmaktan kurtaran ve tuğlaları Marsilya’dan getirtilmiş olan tarihi ASANSÖR’e bindiğinizde,bir karanlığın içinde başlayan yolculuğunuz Dario Moreno’nun içinizi ısıtan MEHTAP VE DENİZ şarkısıyla birden körfezin mavi serinliğinin içinde buluyorsunuz kendinizi… ”Bir kıyamettir kopacak ufuklarda/ Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin/Bayramlar seyranlar mı dersin/Şenlikler cümbüşler mi?/ Gelin alayları, teller, duvaklar/Donanmalar mı?/Heeey /Ne duruyorsun be, at kendini denize ”

    Teşekkürler HAKAN DİLEK…NE GÜZEL BİR ŞEY DORİO MORENO İLE ORHAN VELİ’Yİ BİRLİKTE HAYAL ETMEK

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO