Son Dakika
20 Mayıs 2019 Pazartesi

“Çuval ” operasyonu…(36)

Açıkcası “savaş” ilan etmişlerdi bize. Irak’ı sebepsiz işgal etmiş Amerikan güçlerini kendilerine “model” kabul etmiş zihniyetten korkulurdu.

10 Aralık 2018 Pazartesi, 08:15

Çardak dedikodularına katılan kadınların sayısı artınca kafalarımız iyice karışmaya başlamıştı.

Acaba bizler çok mu kuşkucu olmuştuk? Herşeyden nem kapan birileri değildik.

Deneyimlerden öğrenmiştik, bazı şeylerden kuşku duymazsak, önlem almazsak karşı tarafın neyi, ne zaman yapacağı belli olmuyordu..

Bazı gelişmeler bizi doğrular nitelikteydi.

Mesa bloklarındaki hayvan dostu Zübeyde Teyze sık sık Tami’yi görmeye bizim siteye geliyordu.

Zaman zaman da Kakılmış adlı köpeği ile arkadaşlık bağı kuvvetli olan Tami’yi yeni aldığı arabasıyla kent dışına çıktığı oluyordu.

Zübeyde hanım, Tami’ya göre “Korkunç Teyze”ydi ve araba ile gezmeyi çok seven bir kadındı.

Evinde bir kedisi ile Kakılmış adlı köpeği vardı. Ancak bu iki şirin varlık ona yetmiyordu herhalde.

Zaten kendisi “sokakcı”ydı.

Sokak kedilerinden biri güç durumdaysa ona sahip çıkmak ve yardım etmekle görevliymiş gibiydi “Korkunç  Teyze”.

Veya mahallenin delisi gibi.

Zaten “kedisavar” kadınlar, bu benzetmeyi başından beri kullanıyorlardı Zübeyde  Teyze için.

Deli gibiydi, delişmen biriydi ama hayvan dostu olarak Zübeyde Teyze’yle uzun süredir görüşüyorduk. Köpeği Kakılmış ile ev ziyaretimize de  geliyordu. Hem Tami’ye mama taşıyor, hem de Patitan’ın Doğu Yakasındaki çocuk parkınde yeni doğan kedilere  mama veriyordu.

Gide-gele hem yöneticilerle, hem de çardakta dedikodu üreten sitenin kadınları ile sıkı bir ahbaplık kurmuştu.

Günlerden bir gün Zübeyde Teyze, kucağında Kakılmış ile gezerken bize uğramayı planlamış. O sırada biz evde olmadığımız için zaman geçirmek amacıyla site bahçesinde tur atarken, çardakta börek açan Patitan’nın “havyansavar” kadınlarına yaklaşmış.

Hani hınzırlık olsun diye değil. Tamamen dostluk kurmak için. Kucağındaki Kakılmış’a uzaktan sevgi gösterisinde bulunmuş dedikodu yapmak üzere toplanmış olan “hayvansavar” kadınlar:

“Ah ne şirin şey…”

“Ne kadar da uslu ve güzel…”

“Güzel değil, kraliçe, kraliçe… ”

„Ay ne masum bakış öyle…“

Zübeyde Teyze bu “yapay” „yılışık“ sevgi gösterilerine “he yaaa” gibisinden yanıt vermeye çalışırken, sıkmabaş kadınlardan biri atılmış:

“Siz Tami’ye ve yan parktaki kedi yavrularına da mama getiriyorsunuz. Bunu görüyoruz ve biliyoruz. Bizim bahçede kedi besleyenlere sakın destek vermeyin. Çünkü sonları iyi olmayacak o  kedilerin…”

Zübeyde Teyze şaşırmış, “sonları iyi olmayacak” lafı beynini  yerinden oynatmış olmalı.

Hiç çekinmeden sormuş “Sitede yaşıyan ve korunan kedilerin başına bir şey geleceğini mi ima ettiniz?” demiş…

Tüm kadınlar kahkahayı basmışlar. Aynı sıkmabaş kadın yanıt vermiş:

“Bizim koskoca ve güzelim site bahçemizi kirletiyorlar, pisletiyorlar ve huzurumuzu kaçırıyorlar. Kayıtsız mı kalalım?  Bizim de planlarımız var, bir gece yarısı operasyon planlıyoruz”

“Korkunç Teyze” “Vay beeee”  demek zorunda kalmış hayretle ve elinde olmayarak…

Kadın devam etmiş:

-Sen Kuzey Irak’ta ABD’lilerin, bizim askerlerin başına nasıl çuval geçirdiklerini biliyorsundur herhalde.

-Tabii biliyorum ve kınıyorum. Yanlışlıkla olsa bile lanetliyorum.

-O başka. Biz de kınıyoruz ama kediler bunu hak ediyor.

-Nasıl ve neyi hakediyorlar?

-Çuvala sokulmayı. Bir gece onları toplayıp, bir çuvala koyarak kamyonetle Gölbaşı’na götürmeyi planlıyoruz da…

Zübeyde Teyze bunları bize aktarırken hala tirtir titreyerek “Damarlarımda kanımın azaldığını hissettim o an. Ter bastı. Hemen yanıt veremedim. Kızgınlığımın içimde kalmasını istemedim. ‘Hele böyle bir şey yapın, sonra sizin başınıza birileri ne geçirir onu şimdiden düşünün’ dedim.

Dedim ama daha fazlasını söylemek isterdim. Hemen ordan uzaklaştım. Uzaklaşmasam sarfedeceğim sözlerden dolayı belki bana bile saldırırlardı” diyordu.

Zübeyde Teyze’nin “damarlarında azalan kanı” bizi fazlasıyla etkilemiş olmalıydı, bizler de kaskatı  kesilmiştik uzun süre.

İlk toparlanan ben oldum “Hayvanlara karşı yüreklerine böylesine kin ve intikam duygusu düşmüş olanlara az rastlanır. Dert etme. Hepimiz birlikte olursak, böyle korkunç ve çirkin eylemi zor yaparlar” dedim ama yine de ürpermedim diyemem.

Açıkcası “savaş” ilan etmişlerdi bize.

Irak’ı sebepsiz işgal etmiş Amerikan güçlerini kendilerine “model” kabul etmiş zihniyetten korkulurdu.

Hani, Mernuş rüyasında böyle bir duruma tanık olsaydı “Çok fantastik. Tam bir hayvan hayalgücü bu” denebilirdi.

Zübeyde Teyze’nin yaşadıkları gerçekti ve insanın tüylerini diken diken eden bir karabasandan başka birşey değildi.

Sitenin kadınları, yaptıkları toplantılarda acaba kedilere karşı izleyecekleri savaş stratejilerini mi tartışıyorlardı? Kedilerle, masum hayvancıklarla tek tek başedemeyeceklerine karar vermiş olmalılar ki sonunda “tehcir” kararı almışlardı.

Toplu sürgün kararı.

Bu bir anlamda toplu öldürme “jenosit” eylemi demek değildi  ama ülkemizde savaş yoktu, barış içinde yaşıyorduk. Jenosit olsa olsa savaş sırasında yaşanır ve dünyanın en ağır insanlık suçu olarak da bilinir.

Galiba site içinde örgütlenmiş kadınlar yanlış yaptıklarının farkında bile değildiler.

Toplu katliamlerin öğrenilmesi halinde tepkinin çok büyük olacağından çekinmiş olmalıydılar.

Onlara göre, “En iyisi tehcir” yani bulundukları yerden daha başka ve uzak bir yere sürme ve orada yaşamaya mahkum etme kararı çıkmıştı bu örümcek  beyinli kadınlardan.

Spastik mahluklardan…

Biz her türlü kötülüklere karşı mücadelede kararlıydık.

Bir yukardaki “Yüce Güce” güveniyorduk, bir de kendimize.

Bizler, hayvanseverler olarak Kızılderili Atasözlerinden birini benimsemiştik bundan sonrası için.

“Rüzgarın doğru ise yürü, bükülmezsin.”

Rüzgarımız doğruydu, sonunda biz kazanacaktık..

Yine de kadınların akıllara seza “çuval” kararını ne zaman uygulamaya koyacağını beklemekten başka çare yoktu.  Şikayet etsek, yüzleşmeye kalksak inkara kalkışabilirlerdi.  Tanık olarak bir kişi vardı. Sadece Zübeyde Teyze’nin tanıklığı ne kadar inandırıcı olabilirdi ki? Üstüne üstlük, bunu söyleyen kadın, şikayet etmemiz halinde, sözlerini inkar edebilir “susma hakkımı kullanıyorum” diyebilir, avukat tutabilir, yalancı tanık dahi bulabilirdi.

Yeteri kadar düşmanımız vardı. Bir başka riski daha göze almalı mıydık?

Bana göre düşman ha bir, ha iki olmuş farketmezdi. Sorunun, adil ve hukuk çerçevesinde çözümlenmesinden yanaydım. Hukukun üstünlüğü yanında “İlahi Adalet”e inanıyordum.

(Devam Edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Dünyada mekan, Ahrette iman…(35)

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak gibi

“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri