Son Dakika
19 Mayıs 2019 Pazar

“ÇOĞALIN” ÇAĞRISINA TEPKi…(54)

Bugün burada toplanmamızın birinci nedeni faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılması isteğimizi hükümete duyurmak. Her gün bir yavrumuz kayboluyor. Demokrasilerde böyle karanlık işlere yer olmamalı.

05 Mart 2019 Salı, 12:27

Erkek kedilerin nüfusu arttırma çabaları, sokak sokak çıktıkları çapkınlık serüvenleri yaşlı ve eleğini duvara asmış kedileri ilgilendirmiyordu pek. Onlar artık „öbür tarafı „ düşünüyor olmalıydılar.

Kimi cenneti… Kimi yine cenneti. Kimse kendini cehennemlik görmüyordu.  Ya da cehennemi içine sindiremiyordu.

Kimileri günah ve sevaplarının eşit çıkması halinde Araf’ta bekletileceklerini biliyordu.

Bekleme odasında sancı çekmenin provasını yapanlara bile rastlanıyordu sitedeki yaşlı kediler arasında….

Mernuş, hemen bir açık hava mitingi yapılmasını istedi arkadaşlarından.

“En geç üç saat içinde herkes Anayasa Parkında olsun”

Bu haber Çankaya’nın her yanına yayıldı..

Aşağıayrancı, Kavaklıdere, Çankaya Köşkü çevresi, Birlik Mahallesi, Sancak Mahallesi ve Yıldız semtlerinde ne kadar kedi ve köpek varsa Anayasa Parkına doğru akmaya başladılar.

İşte bilgisayar çağının nimetleri.

Haberleşmenin hızı…

Komşu ilçelerden yola çıkanların olduğu haberleri  gelmeye başlamıştı.

Keçiören, Altındağ, Mamak, Yenimahalle.

Hatta Haymana, Polatlı, Kalecik, Ayaş, Beypazarı…

Bir anda akın akın geliyor, her cins hayvan.

Sokakta yaşayanlar yanında evde beslenen her tür hayvan da bu davete kulak kabartmadan edemiyordu…

Patitan’da görevli kediler harıl harıl pankart hazırlığını sürdürüyorlar. Sloganlar yazılıyordu bir taraftan.

“Başbakan buraya, patiler havaya…”

“Çoğalalım da, kurda kuşa yem mi olalım?”

“Biz kısırlaşmak istiyoruz, siz de kısırlaşın…”

“Kürtaja özgürlük…”

“Okey kullanın, azalın”

“Ey insanlar çoğaldınız da ne oldu, soygun vurgun arttı”

“Hayvanlara karşı suç işleyenlere hapis cezası verilsin“

Mernuş pankartları kontrol ederken, yeni slogan başlıkları fısıldıyordu protesto komitesinde görev alan kedilere:

“Yolsuzluklara damardan gireceğiz sözü, partinizdekiler için de geçerli mi?”

“Oğlunuza gemicik var, bize barınakcık  bile yok”

Bütün kediler mitingin başlamasını bekliyorlardı. Parkın karşısındaki Anayasa Mahkemesi’nin pencerelerinden yavaş yavaş yaşlı ama sevimli yüzler görünmeye başlamıştı. Yüce mahkemenin muhterem üyeleri, mitingi izlemek için camların dibine dizilmeye başlamışlardı bile.

………….

Yazarın notu:

Üyeler, hayvanların parkta toplantı yapacakları haberi gelince, görüştükleri konuları kesiyorlardı her seferinde…

Kedilerin eylemleri hoşlarına gidiyor olmalıydı.

Haber gelir gelmez dosyaları hemen bir kenara koyuyor olmalıydılar.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Anayasaya aykırı yapıldığını iddiasına yönelik dosya gibi.  

Mesela çok tartışılan“138 sayısı 367’den büyüktür” şeklindeki  karar dosyaları gibi.

Çok ama çok tartışılan ,TBMM’nin türbanla ilgiliçıkardığı yasanın iptaline ilişkin CHP’nin itiraz   dosyası  gibi.

Geçelim, fazla derine de girmeyelim. Türkiye’de her kurumun yanlışlıkları, hataları olmadı denemez. Olacak da. Ne var ki demokrasi kolay öğrenilemiyor. Hazmetmesi de zor bir sistem.

Gelelim mitinge.

Miting haberi gelince ellerinde hangi dosya olursa olsun, toplantıya ara verip bu hayvancıkların mitinglerine odaklanıyorlardı nedense Anayasa Mahkemesi’nin sayın üyeleri.

Belli ki onlar da hayvanları seviyorlardı, belli etmiyorlardı.

Ne de olsa ülkenin en yüce mahkemesinin, en yüce yargıçlarıydılar ve duygularını hiç bir zaman belli etmemeliydiler.

Duygularını belli etmek eskilerin tabiriyle “ihsas-ı rey” anlamına gelirdi. Yani görüştükleri dosya için önceden kanaat belirtmiş olmak demekti bu.

Hiç bir kararda etki altında kalmamaları gerekirdi.

Her kararda tarafsız olmaları şarttı.

Kararlarında “vicdan muhasebesi” yapmak zorundaydılar..

Hayvanların mitingini önemli addetmeleri iyi bir şeydi.

Mernuş siyasi konulara hiç bir zaman girmek istemiyordu.

Zaten mitingin konuşmacısı tekti ve o da  Mernuş idi:

Anayasa-manayasa değil, kendi sorunlarına odaklanmıştı :

Sevgili arkadaşlarım, sayın konuklar, başka mahallelerden gelen, hatta uzak ilçelerden teşrif eden can dostlar.

Bugün burada toplanmamızın birinci nedeni faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılması isteğimizi hükümete duyurmak. Her gün bir yavrumuz kayboluyor. Demokrasilerde böyle karanlık işlere yer olmamalı. Evet anlarız, eğer bir ülkede askeri ihtilal olmuşsa, ihtilalin yasaları geçerlidir. 12 Eylül ihtilalinde yedi bine yakın insanın faili meçhul kayıtlarına geçtiği söyleniyor. Son 25 yılda toplam 17 bin faili meçhul olayın varlığından söz ediliyor. Nerdeyse küçük kent nüfusuna eşit bir sayı. Bizim dünyamızda bilenen 6, tahmin edilen 16 faili meçhul kaybımız var. Askeri ve karanlık dönemlerde bir derece ama demokratik dönemde faili meçhuller neden artıyor anlamak zor.. Bu faili meçhul olaylar artık aydınlatılsın.

Bunların üstü kapatılmasın. Bakın Susurluk’un üstü örtülmeye çalışıldı, bir başka örtünün altından bu kez Ergenekon, Balyoz çıktı.

Yetmedi, bunları Kumpas olduğu itiraf edildi.

Ne oldu?

Buna bir de Feto eklendi.

Demokrasilerde bu tür olaylar insan haklarının ayaklar altında kalmasına neden oluyor. Kuru-yaş karıştırılıyor. Alaca karanlık dönemler zuhur ediyor. Bu da demokrasinin tam anlamıyla yerleşmesini geciktiriyor. Önemli olan demokrasilerde hiç bir olayın karanlıkta kalmamasıdır. Aydınlanmasıdır. Biri aydınlanmazsa onun karanlığı, yeni ve daha uzun süren karanlık dönemlere neden olabiliyor. Bunu iyi düşünsün iktidardakiler.

Bir diğer önemli sorunumuz ise kısırlaştırılmak.

Hangi türden olursak olalım dişilerimiz kısırlaştırılmalı. Barınak işi sonra gelir. Önce zürriyetimizi zaptı rapt altına alalım. Dişilerle birlikte, erkek hayvan tayfasının da en az yılda bir ay veya 45 gün ay seks orucu tutmalarını sağlamalıyız.

Yetkililer ve hükümet  ne kadar sesimize kulak verirler bilemeyiz.“

Mernuş bir ara soluklandı ve sonra devam etti sözlerine:

“ Başbakanın son konuşması moralimizi iyice bozdu. Sayın RTE insanoğlunun zürriyetiden de sorumluymuş gibi her aileye en az üç çocuk doğurun çağrısı yaptı. İnsanlar çoğalırken bizi kim düşünür?

Eğer bir gün bizler partileşirsek, eğer seçimlere girer temsil edilirsek o zaman eski yasaları, aleyhimizdeki kanunları iptal için Anayasa Mahkemesine getireceğiz. Bizi pencerelerinden dinleyen yüce Anayasa Mahkemesi üyeleri unutmasın ki demokrasi hepimize lazım. Hukuk da öyle…

Yüce Mahkemenin üyelerine sesleniyorum. İktidarların kusurlarını saklamayın, üstünü örtmeyin. Hatalı kararlarını  geri çevirin, kusurlarını yüzlerine vurun. Meşhur bir söz vardır, kime ait olduğunu şimdi unuttum. Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür,diğeri ise henüz doğmamıştır. Bu gerçek sizlerin kulaklarınıza küpe olsun”

Bitmişti Mernuş‘un sözleri.

Mernuş‘un konuşması dakikalarca alkışlandı…

Anayasa Mahkemesinin penceresindeki yüce mahkeme üyeleri birbirlerini kollayıp süzerek önce tek tek, sonra topluca alkışlamaya başladılar…

Hatta “Yaşa varol” sesleri duyuldu son anda…

Yüce mahkeme üyeleri ilk defa böylesine bir tepki vererek siyasi tarihe kayıt düştüler…

Mernuş duvar üstündeki uykusundan uyandığında kulakları oynuyordu.

Gülüyordu.

Anayasa Mahkemesi üyelerinin “yaşa, bravo” sözlerini pek sevmiş olmalıydı.

Ne mitingti ama…

Bir ara silkindi. Bahçedeki, kendi yaşam alanlarındaki son durumu düşünmeye başladı.

Hayatının 10 yıla yakın süresi burada geçmişti Mernuş’un bu bahçede. Başına gelmeyen olay kalmamıştı acılı ananın…

Son derece duygulu anlar yaşıyordu.

Dokunulsa ağlayabilirdi.

www.haberhurriyeti / Sezai BAYAR

(Devam Edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

***

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

AB “KISIRLAŞTIRIN” ERDOĞAN “DOĞURUN” DİYOR  (53)

Erdoğan’ın çok çocuk istemesi bir yana, gösterdiği gerekçeye ne demeli…

KATLİAMCILARA CEZA…(52)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ailelere yönelik çağrı yaparken “Herkes üç çocuk doğursun”  tavsiyesinde bulunması kısırlaştırılmayı

“BU DÜZEN ER GEÇ DEĞİŞECEK…”(51)

Üç evladını cinayete kurban veren bağrı yanık, kederli ve acılı  annenin+ “İlahi adalet varsa eğer, bunu dağıtanın adil davranacağına inanıyorum. Bu inancımı hala koruyorum” diyerek gözyaşı dökmesi çiğerleri dağlıyordu…

KANLI PATi iZLERi (50)

Cinayetlerin üzerindeki sır perdesi neden kaldırılamıyor

Cızırtı (49)

Sokaklarda hayvanların kaka yapmaları yasaktı. Bula bula ana caddeyi pisletmek ne anlama geliyordu ki. İnsanlardan bir anlamda intikam mı

WEB Sayfası bloke…(48)

F-Tipi cezaevlerini insanlar için yaptılar ama orada tek başına kalan mahkumlar hiç mutlu olmadılar, ölüm oruçlarını sürdürdüler, kimileri de öldü.

Yavruları “ev”lendirdik…(47)

Benek gelişmelerden habersizdi. Acaba yavrularından ayrılacağını, onların sıcacık yeni bir yuvaya uçacaklarını hissetmiş miydi?

Bebelere isim…(46)

Yavrunun yüzünde, Arap şeyhlerini andırır bir çizgi taşıdığını da eklemek isterim. Bir tek uzun entarisi (!) eksikti sanki.

Erbakan Hoca’ya nasıl votka içirdik (45)

Ankara gazeteciler Cemiyetini ziyaret eden Milli Nizam Partisi Genel Başkanının istediği portakal suyunun içine muziplik olsun diye bir miktar votka

Nankör kedi  (!)  Çankaya’da mı ? (44)

Yıl 2001…Milli Güvenlik Kurulu toplantısında gergin anlar. Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, Başbakan Ecevit’e anayasa kitapcığı fırlattı. Anında tepki

Eve giren köpek ve “nankör kedi”…(43)

Alman Haber ajansının servis ettiği habere göre bir kedinin sahibi ekmeğine yağ sürerken elinden güya bıçağını düşürmüş. Düşen bıçak ayak

Hayvan Siyaset Belgesi…(42)

Tarçın, yabancıların irticai  faaliyetlerde bulunmak için bahçeye sızmaya çalıştıklarına dikkat çekti. İranvari bir şeriat devleti  kurma yanlılarının

HKKK Toplanıyor…(41)

Gizliliğe uyulmazsa alınan kararlar dışarı sızabilir. Hatta ajanlar harekete geçebilir. Nesillerinin tamamen ortadan kaldırılmasını isteyen iç ve dış

Yaşam felsefesi…(40)

Torunlar, yeni yetmeler salonun her yanında cirit atıp, koltukların üstünde oyunlar oynarken, Yudum’un asistanı trafik kazası geçirmiş bir kediye acil

Cennetten gelen iki misafir…(38)

Benek’in doğumu sırasında bahçedeki hayvanları biraz ihmal eder gibi olduk haklı olarak. Minik yavruların dünyamıza karışması, gözdemiz olan

Benek anne mi oluyor yoksa ?(37)

Görülmeye değer bir manzara. Annelerinin memelerini bulamayan, gözleri görmediği için kardeşleriyle birbirine sarılan yavrular iyi kötü süt emmek için

“Çuval ” operasyonu…(36)

Açıkcası “savaş” ilan etmişlerdi bize. Irak’ı sebepsiz işgal etmiş Amerikan güçlerini kendilerine “model” kabul etmiş zihniyetten korkulurdu.

Dünyada mekan, Ahrette iman…(35)

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak gibi

“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri