Son Dakika
19 Temmuz 2019 Cuma

ÇİÇEKPARK’TA HEDEFSTANDART ÜSTÜ ÜRETİM YAPMAK

Kaliteli çiçekleri, geniş ürün yelpazesi ile çiçekçilik sektörünün bir numarası olma yolunda hızla ilerleyen Çiçek Park Yetkilisi Ziraat Mühendisi Selim Öztürk “Vatandaşlarımız bizi niye tercih etmeliler? Biz de ne istedilerse o ürün gelir. Boy, çap, kalibre olarak. Biz standart dışı bitki üretmeye çalışıyoruz. Yani 100 üreticinin 100’ünde de olan ürünü üretmemeye çalışıyoruz. Görenlerin hem dikkatini çekmek hem de piyasaya yeni bir hareketlilik katmak istiyoruz” dedi.

05 Mayıs 2019 Pazar, 20:04

Çiçekçiliğe nasıl başladınız? Firmanızı nasıl kurdunuz?

Ben bu işe hobi olarak başladım. Üniversite 1-2. sınıfta tohumları topladım, ektim bir şeyler yapmaya çalıştım, zevk aldım ve bu sektöre yönelmeyi düşündüm.

Ziraat mühendisisiniz, üniversitedeyken bir sektöre atılma hayaliniz var mıydı?

Üniversitede düşündüm ama mesleğimin üçüncü, dördüncü yılına geldiğimde emekliliğimi düşünme noktasına geldim. Emekliliği düşündüğüm noktada çok küçük düşünüyormuşuz. Belli bir potansiyelde belli bir gelirimiz olsun, belli bir personelle çalışalım diye… Çok değerli bir hocamız vardı. Prof. Dr. Tülin Baş, bahçe bitkilerinde bölüm başkanıydı. Onun da sevdiği öğrencilerinden biriydim. Okulu dereceyle de bitirdim. Mezun olduktan sonra hocam bana üniversitede kalma konusunda çok ısrar etti. Ben kalmadım. Özel sektöre atıldım, kendi işimi yapmaya, emanet arabalarla, arkadaşımla beraber de bir ara iş yaptık. Biraz ilerleyince de hocamızın baskısıyla da üniversitede derslere girmeye başladık. Hocamız emekli olunca kendi girdiği bütün dersleri bana devretti. 2 buçuk yıl gibi de Adnan Menderes Üniversitesi’nde bir görevde bulundum.

Aydın’da bu işi yapıyorsunuz. İzmir’de de yaklaşık 1 yıldan beri faaliyet gösteriyorsunuz. Neden İzmir’de de bu işi yapma gereği duydunuz?

Bayındır bu işin merkezi. Aydın’da bu işi yıllardır yapıyoruz. Bazı kalem bitkileri üretiyoruz. Bitki çeşitliliğimizi de günden güne artırmaya çalışıyoruz. Aydın’da ürettiğimiz bitki çeşitlerini Bayındır’a getirdik. Getirdiğimiz aylar yok sattı. Buradan Aksaray’ından tutun Gebze’si, İstanbul’u, Van’ı Türkiye’nin birçok yerine bir yıl içerisinde ürün sevk ettik. Toplu satış için buranın şart olduğunu gördük. Kalıcılık için de yeri satın almamız gerekiyordu, satın aldık daha sonra üzerine bu tesisi kurduk. Buradan da Türkiye’ye hitap etmeye çalışıyoruz.

Peki sektörde ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz? Bu işe ilk girdiğinizde sorunlarla karşılaştınız mı?

Her iş kolu gibi tabi bizim sektörde de sıkıntılar var. Bizim sektörün ana sıkıntılarından birisi işi bilen kişinin olmaması. Hem beyaz yaka, hem de arazide çalışacak kişiler olarak sıkıntılarımız var. Şu anda biz fidanlığımıza gelen müşterilerimizi karşılayacak, bitki bilgilerini aktaracak personel bulmakta zorlanıyoruz. Arazide çalışacak kişi konusunda da sıkıntılarımız var. Yevmiye veya maaşla insan bulmakta sıkıntımız var. Bizim işimiz de tamamen işçilikle olduğu için, bir bitkiyi büyütüp beslemek bir forma getirmek işçilik istiyor. İşçilik bizim en büyük sıkıntılarımızdan birisi.

Neler üretiyorsunuz?

Biz üretimimizde standart dışı bitki üretmeye çalışıyoruz. Yani 100 üreticinin 100’ünde de olan ürünü üretmemeye çalışıyoruz. Form olarak piyasada olmayan bitkileri üretmeye çalışıyoruz. Yani var olan bir bitki en çok 35-40 cm boyunda piyasada bulunan bir bitki ama biz 1,50 metre boyunda piramide çevirip satıyoruz. Görenlerin hem dikkatini çekmek hem de piyasaya yeni bir hareketlilik katmak.

Kooperatif yada birliğe üyeliğiniz var mı?

Yok değilim.

Neden üye olmadınız?

Ben ziraat mühendisi olduğum için süs bitkileri yetiştiriciliği belgemi kendim alabiliyorum. Bir ihtiyaç, bir gerek de duymadım ama ileride hiçbir kooperatife, birliğe üye olmayacağım diye bir şey de yok. Gerekliliklere göre olabilir.

BİR BOY KÜÇÜK OLSUN YERLİ MALI OLSUN

Türkiye hala dışarıdan süs bitkisi ve dış mekan bitkileri getiriyor. Bu yörenin toprakları da bu sektöre çok elverişli. Bunun önüne geçilebilmesi için ne yapılmalı?

Ürün yetiştirirken bir yıl daha dayanamıyoruz. Bu konuda çok güzel bir slogan var. “Bir boy küçük olsun yerli malı olsun.” Yani 5 metre almayalım, 4 metre alalım kendi malımız olsun ama biz 2 metreyken satmayı çok seviyoruz. Neden? Çünkü müşteri talep ediyor. Bir yıl daha beklese ithal bitkinin bile önünü kırabilir bazı kalemlerde. Oya ağacında şu an küturlu ağaç çok az, hani bir ayak bileği kalınlığı dediğimiz şey işte 18, 20 küturlu oya ağacı bulmak zor. Hemen ithale yöneliyoruz. Hayır, zor değil, herhangi bir tarım toprağına dikimini yapıp sadece 5-6 yıl bekleyip, iyi bakım koşullarında aynı küturu elde edebiliriz. Ama bunu beklemiyoruz ya da bunu yapacak bir babayiğit yok.

SOLUCANI GÖRÜP KORKAN TİPLER BİLE VAR

Peki aldığınız ithal bitkiler yerlilerden daha mı iyi?

Bakım koşulları iyi, torflar özel 6 aylık 9 aylık hücrelerin içerisinde, düzgün ilaçlanmış. Düzgün budamaları yapılmış ortamlarda yetiştiği için. Bizim birazcık da üretimde bilgisizliğimiz de var. Biz tıkış tıkış ağaç altlarında, verim alanına minimum bitki koyduğum kardır mantığıyla, yarı formlu bitki yetiştiriyoruz. Bakın ders verdiğim dönemde de peyzaj teknikeri arkadaşlarımızın derslerine girdik, onlara eğitim vermeye çalıştık. İnanın çoğu ailesinden kaçmak için, hava değişikliği olsun diye gelmişler. 200-300 çocuktan belki de 10’unu mesleğe adapte edip, sevdirip de sektöre koyabildiysek güzel. Yani çoğu istemiyordu, solucanı görüp korkan tipler bile var.

DÖVİZDEKİ DALGALANMA BİTKİ SATIŞIMIZI ARTIRDI

İthal ürün almanın önüne, mühendislerin önünü açmak ve teşviklerle geçilebilir mi?

Geçilebilir, en azından kırılır, azaltılır. Diğer ülkeler de bizden ithal alıyor. Onların elinde olmayanları bizden alıyorlar. Zaten bu dolardaki dalgalanmadan dolayı da azalma oldu. Bu sefer de bize talep oldu, biz ucuz kaldık. Adam önceden 10 Euro’a aldığı ürünü şimdi 5 Euro’dan, alıyor. Aslında bizim ihracatımız bu dönem artmıştır diye düşünüyorum ki gördüğüm kadarıyla arttı.

Bitki çeşitlerinizden bahseder misiniz?

Süs bitkileri, meyve ağacı grubumuz var, bütün bitkiler elimizde var. Bazı bitkileri de çevremiz geniş. Bazı arkadaşların üretmediği bitkilerle onların ürettiğini değiş-tokuş yapabiliyoruz. Her türlü bitkiyi en uygun fiyata en iyi formlu şekilde temin etmeye çalışıyoruz.

Alıcı neden sizin ürünlerinizi tercih etsin. Ürünlerdeki kalite standartlarınız neler?

Öncelikle gelen listelerdeki doğru boy kalibreleri tutturmak önemli. Sektörde bu yanlışlar yapılıyor. 13-14 kütüründe olan bitki yerine 10-12 yollanabiliyor ya da eğrisi, yamuğu, yeni dikilmişi gibi bazı hassas davranmayan meslektaşlarımız olabiliyor. Bizi niye tercih etmeliler? Biz de ne istedilerse o ürün gelir.

TÜRKİYE’NİN LOKOMOTİFİ BAYINDIR

Bayındır ekonomisine katkınız ne oluyor?

Sektörel olarak söylersek yüzde 60-70’lerde diye düşünüyorum süs bitkileri ve fidancılık anlamındaki kazanç. Bayındır’ı ilerleten aslında Türkiye’nin lokomotifi de diyebiliriz. Türkiye’de 3-4 nokta var bitki üretiminde iyi olan, birisi de Bayındır.

Sektörde hedefleriniz neler?

Birincisi maliyeti düşürebilmek, süs bitkilerindeki maliyetlerinden bir tanesi de fide maliyetleri. Evet, kendi yetiştirdiklerimiz de var, dışarıdan ithal gelen de var. Bu kırıldı, dövizdeki dalgalanma alımı azalttı. Açıkçası biz rahattık. Fide hazır gelsin, yetiştir, kendin sat. Şimdi bu rahatı kırdık, kendimiz yeniden üretmeye başladık. İthal bitki üzerinden bir kaç bitki daha çıkarmak gibi maliyetleri düşürmeye başladık. Bu konuda ilerlemeyi, yani fidecilik konusunda yerli malı olarak, ilerlemeyi düşünüp hatta birkaç firma yerli üretim yapabilir. Büyük firmalarımız var, bunlar da yerli üretim yapıyorlar, maliyetleri biraz yüksek gelebiliyor üreticilerimize.

Peki gelen bütün ihtiyaçlara cevap verebilecek standartlara sahip misiniz? Bana herhangi bir şehirden talep gelsin, temiz bir şekilde ulaştırırım diyebiliyor musunuz?

Aynı anda 10 isteği birden karşılayamayabiliriz, onu da sıraya alırız. Bunu yaşadık, randevu sistemi oluşturarak taleplere karşılık verebiliyoruz.

Eklemek istedikleriniz nelerdir?

Sizi tebrik ediyorum, sektörle alakalı bir yayın hazırlıyorsunuz bu güzel bir şey. Sıkıntılarımızı aştırabilirseniz, tanıtabilirseniz, dediğim gibi burası Türkiye’nin kalbi, sektördeki birçok firma Bayındır’dan geçiyor. Bu sektörü büyütebilirsek, ihracatımız da artmış olur lokomotif gibi, Türkiye’nin de kalbi oluruz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz