”

Çevre ve beka sorunu…

Kazdağları ve Cerattepe gibi siyanür atıkları içeren, suları kirleten, çevreyi darmadağın eden, halkı ayağa kaldıran adımların sahibi kimdi?

07 Ekim 2019 Pazartesi, 18:36

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki İklim Zirvesi’nde bir konuşma yaptı.

Söylediklerine inanmamak mümkün değildi.

Erdoğan, Türkiye’nin bulunduğu bölgede, çevre konusunda en etkili ülkesi olduğunu öne sürüyor, yapılan metroları, inşaa edilen tünelleri, büyüme politikalarını, ağır sanayi ürünlerini, çevre politikası ve sera gazı salınımını düşürme hamlesi olarak ele alıyor, dikilen ağaç sayısını açıklıyor, gençler için millet bahçeleri yaptıklarını, afet risklerini azalttıklarını dile getiriyordu.

Oysa,2015’in Aralık ayında Paris’teki iklim zirvesinde 184 ülke artı Avrupa Birliği temsilcileri tarafından kabul edilen, insanlık tarihinin en geniş katılımlı mutabakat metni olan ve 2016’da yürürlüğe giren iklim anlaşmasını imzalamayı reddeden 12 ülkeden birisi kimdi?

Tabii ki Türkiye.

Tabii ki sayın Erdoğan.

New York’ta, Rusya’nın anlaşmayı imzalayacağını duyurmasıyla bu rakam 11’e indi.

Kuzey komşumuz da aradan çıktı.

İmzalamayan hangi ülkelerdi dersiniz:

Umman, Angola, Eritre, Güney Sudan, Libya, Irak, İran, Kırgızistan, Lübnan ve Yemen.

Hepsi üçüncü dünya ülkeleri…

Hepsi tırıvırı ülkeler.

Hepsi mahalli ligin zerzavat ülkeleri.

Gelin görün ki, Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor.

Peki bu iklim anlaşması nedir?

Özetle, sera gazı emisyonunu 2030’a kadar 56 milyar ton düşürmeyi ve bu sayede küresel sıcaklık artışını yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutmayı amaçlıyor.

Türkiye bu anlaşmaya imza atmak için gelişmekte olan ülkelere verilen fondan yararlanmayı şart koşuyor.

Yani, gelişmekte olan ülke desteği istiyor.

Yani para yardımı bekliyor.

Oysa Türkiye, dünyanın en çok enerji harcayan ilk 20 ülkesi arasında bulunuyor.

Erdoğan’ın BM’deki konuşmasının üzerinde kimse durmayabilir.

Umursamayan ülkeler olabilir.

Oysa Erdoğan çevre konusunda yaptıklarını ve yapacaklarını da dile getirmekten geri kalmadı BM’de.

Sayın Erdoğan, doğal gaz kullanımını yaygınlaştırmayı, büyük bir başarı olarak anlatıyordu New York’ta.

Oysa kullanım ömrü  sınırlı bir enerji projesi için 12 bin yıllık tarihi-kültürel mirası sulara gömen Ilısu Barajı bu hükümetin vazgeçilmeyen projesiydi.

Yani Erdoğan’ın verdiği karara dayanıyordu.

Bitmedi.

Kazdağları ve Cerattepe gibi siyanür atıkları içeren, suları kirleten, çevreyi darmadağın eden, halkı ayağa kaldıran adımların sahibi de Erdoğan’dı.

Yine bitmedi.

HES’ler, Anadolu’nun doğal dokusunu bozan, çaylarını kurutan politikalar.

Ve son ekonomik krizi tetikleyen betonlaşan şehirler projesi.

Bitmedi.

Çevrecilerin ve gençlerin tüylerini diken diken eden nükleer santrallerin inşaası.

Yani bizdeki Akkuyu Nükleer santrali…

Şimdi soralım bakalım sayın Erdoğan ve yancısı sayın Devlet Bahçeli’ye:

Seçimler boyunca bir adet fazla oy almak için mitinglerde kullandığımız

“Beka” sorunu, muhalefet partilerine oy verilmemesi çağrısı mıdır, yoksa devletin imza atmadığı ama ısrarla dünyayı kirletmek için elinden gelmesini yapması mıdır?

Gençler için…

Devletin geleceği için…

Geçmişin korunması için…

Beka sorunu nedir?

Ne ifade ediyor beka sorunu?

Biraz düşünmek gerek…

Biraz izan gerek

Gençler ve gelecek adına biraz da utanmak gerek?

Esas bekamız temiz dünya, temiz ülkelerin varlığı sayesinde korunur.

Siyasi polemiklerle değil.

Ucuz hesaplarla değil…

www.haberhurriyeti.com / Sezai Bayar

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz