29 Kasım 2018 Perşembe, 22:27

   “… Edem, Yiğidim; Bizim Antepli Hasan geldiydi geçenlerde. Çocukluk arkadaşımdır. Neler anlattı Salih’im neler. Düşman hain emellerini gerçekleştirmek için harekete geçmiş de Antep’i İngilizler istila etmiş Rebiyülevvelin on üçünde (Aralık 17).  Yok, efendim Muharrem ayının 24’ünde (30 Ekim 1918) imzalanan Mondros Mütarekesi’nde paylarına düşeni alacakmış soysuzlar. Yavaş yavaş Maraş’ıma akmaktalarmış. Hay Allah’ım! Sen büyüksün! Sen yardım et! İman dolu yüreklerimizin, bileğimizin gücünü artır ya Rabbi! ” (*)-(sy.80).

           “… Anacığım duymuşsundur, Mustafa Kemal Paşa derler büyük bir kumandan vardır. Kim duymamış ki ününü, yedi düvele kafa tutmuş bir kumandan… İşte Mustafa Kemal Paşa, Metristepe alındıktan sonra buradaki harbi idare eden İsmet Paşa’ya bir telgraf çekmiş. Demiş ki: Siz orda yalnız düşmanı değil, milletimizin kara talihini de yendiniz. Komutanlarımız anlattı, gururla kabardı göğsümüz…” (**) – (sy.133).

Böyle devam ediyor, cepheye gönderilen ve bir kitapta toplanan, bu ülkenin kahraman, vatan sevgisi ile dolu öğrencilerin mektupları. Elbette bu mektupları derleyen bir başka bir değerli isim var. Öğretmenleri ‘Feray Ünal’. Kitap, birçok kaynak belirtilerek yazılmış. Liriksem bir duygu salınımını öyle aktarıyor ki belleğimize! Ve ben, hangi mektubu kotaracağımı, sizlere sunacağımı bilemedim. En güzeli bu kitabı temin edip, okumalısınız!

Savaş anı, o günlerde içine düşülen aymazlığın ve bazı devletlerin, adeta aç kurt gibi yurdumuza saldırı potansiyelleri… Ve o günlerde bazı cephelerde vuruşan yiğit askerler, ulaşımları elbette o tarih için geç olacak, ama yine de birbirlerine derman olurcasına mektuplaşmaları. İşte o mektupların da derlenip, bir araya getirildiği bir kitap ‘Cepheden Mektuplar’…

İşte o mektupların da derlenip, bir araya getirildiği bir kitap ‘Cepheden Mektuplar’…

Einstein’ dermiş ki: “Geleceği hiç düşünmem, çünkü hemencecik gelir…”.  İnsanoğlu ya geçmişi düşünür, ya geleceği.  Geçmişi düşünür çünkü geçmişte iyi günleri vardır, iyi anıları veya acı anıları vardır, onlardan kopamaz. Bir türlü geçmişin özleminden, acı-tatlı anılarından kendini kurtaramaz. Acı günlerini bir kenara bırakır, geleceği düşünür. Çünkü gelecekte her şey iyi olacaktır, elde edemediklerine ulaşacaktır, daha iyi daha güzel günlere kavuşacaktır.

“… Önemli olan vatansa gerisi teferruattır…” Bu sözün varsıllığı bile, bu vatanı savunanların varlığı hiçbir zaman yadsınamaz ve unutulamayacak bir realitedir… Tarih kitaplarında, bilmediğimiz veya göremediğimiz bazı gerçekleri, bilhassa da kurtuluş savaşında verilen mücadeleleri unutmak mümkün değil. Adeta bir ‘Anka kuşu’ gibi varsıllığını hep koruyan ve elbette devamlılık esasıyla koruyacak memleketim…

Yıllar önce bu topraklarda yaşayan bir avuç vatansever, onurlu mücadeleleri ve hatta yaşamlarını yitiren nice yiğitlerin evlatları, bizlerin de evlatları her daim bu mücadeleyi onurla taşıyacak ve algılayacaklar…

Yazıların kendimce akışına devam ederken; cephede vuruşan Mehmetçiğe, oğluna mektup gönderen bir ananın yaşadığı duygu yüklü dramını okudum! Ve bu sayfaya almak istedim;

“… Hüseyin, oğlum; Bugün yaşadığım sevinci nasıl anlatsam sana. Sabah namazından sonra camiden çıkanlar müjdeli bir haberle döndüler. ‘Türk ordusu İzmir’e yaklaşmış, sabaha inşallah İzmir’de olacak’ dediler. Allah’ım sana şükürler olsun! Hasretliğimiz son bulacak oğlum. Ağabeyin Salih, kız kardeşin Nevreste, hepimiz sana kavuşmak için yanıp tutuşuyoruz…” (***) – (sy.150).

           Yazılarımı takip edenler, kitaptan salt iki paragraf alarak, irdelemelerim olur. Ancak bu kitabın iki paragrafı, nedense yetmedi liriksem anlatımlara! Kitabın her sayfasını çevirdiğinizde, yeni bir lirizm, yeni bir tür duygusallık salınımı… Bu nedenle okundukça bu kitabın okurlarca sarılımı elbette çok güzel olacak! Bu kitabı okumamız için bizlere sunan yazarımızı kutlarım. Okunası bir kitap olmuş… Bu kitap tarihi imlere vurgulanacak, okunması ve belleklere özellikle genç dimağlara sunulması gereken bir kitap niteliğinde…

Söylenecek ve konuları irdelenecek düşünceler elbette çok, ama daha ne demeli bilmem. Kısaca, okurlara şiddetle tavsiye ederim.

Kitap hakkında;

           “Ulak Yayınları ve Doğu Kitapevi” olarak yayımlanan bu kitap, 151 sayfadan oluşmakta. Kitabın yazarı ‘Feray Ünal’ , kitabın ismi ‘Cepheden Mektuplar’…

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO