Son Dakika
16 Ekim 2018 Salı

CENAZE

Sana 4 gün süre… iyi düşünün…Yayarız senin sahte imam olduğunu bütün köye yoksa!

12 Ağustos 2018 Pazar, 19:59

CENAZE

“Ya bu Çakır’ı ikna et! Ya da yayarız senin sahte imam olduğunu bütün köye! Düşün!”.

“Nasıl ikna ederim müdür bey? Fabrikaya katacaksınız ama satmıyor herif arazisini.”,

“Onu bunu bilmem. İlgilendirmiyor bizi parayı reddetmesi. Sana dört gün süre. Çöz işi!”.

Bakakaldı sahte imam arkasından müdür beyin… Girdi eve. Oturdu tahta sandalyeye. Düşündü… Düşündü… Düşündü… Çıktı dışarı.Seslendi: “Çağırsın biriniz Çakır’ı.”.

“Oğlum. Sen Allah’ın sevgili kulusun. Önceydi bir saat kadar. Bastı bir ağırlık. İçim geçti. Uzandım şuracığa. Baktım uzaktan biri geliyor bana doğru. Elinde orak. Sandım bizim köylülerden biri. Yanaştı… Yanaştı… Yanaştı… Amma netleşti karanlık görüntüsü.”.

Gülümseyerek sordu Çakır: “Merak ettim imam efendi. Kimmiş?”.

“Azrail. (Ciddileşti Çakır.). Seni almaya gelecekmiş. Çok işi varmış. Rica etti. ‘Sen ilet’ dedi bana. Yani bitmiş artık süren oğlum. Dünyada mülkün de olmayacakmış. Devredecekmişsin bana. Yazdırdı şunları. Git kahveye. Helallik iste. Gömeceğiz iki saat sonra öğleye. Hadi.”.

Düşüncelidir kahveye giderken Çakır… (Şanslıyım belki de… Haber verildim en azından…). Durdu kapısında. Bakınıyordu boş boş… Seslendi kahveci: “Durma ayakta. Geçti cenaze.”.

“Cenaze benim. Ölmüşüm ben.”. “Len Çakır! Hepimiz öldük. Ağlayanımız yok. Hangimiz yaşıyoruz doğru dürüst?”.

“Bir dakika millet! Gitmiş beti benzi Çakır’ın. Renk yok yüzünde. N’oldu len Çakır?”.

Anlattı Çakır söylediklerini imamın.“Süre kalmadı. İş bölümü yapalım.” dedi kahveci.

Kılındı öğle namazı. Geçildi avluya. Konuldu musalla taşına bir boş tabut. Sordu imam duadan sonra; “Rahmetliyi nasıl bilirdiniz?”. Çakır’dı en çok sesi çıkan: “İyi bilirdiiik!”.

“Hakkınızı helal ediyor musunuz?”. Çakır’dı gene en çok sesi çıkan: “Ediyoruuz!”. Atılıverdi  kahveci: “Len Çakır! Nerede görülmüş rahmetlinin kendisine hakkını helal ettiği! İcat çıkarma dinde. Koymadık tabuta seni hava sıcak diye. Tıkarım içine! Canlı cenazesin sen. Sus ya!”.

Döndü cemaate imam. Seslendi müezzine: “Çıktı tansiyonum. Sürdür bundan sonrasını…”.

“Taşımayalım boşuna tabutu” dedi cemaat.

Karşı çıktı müezzin: “Olmaz tabutsuz! Çıkarmayın eski köyde yeni adet. Ama yürüsün bizle.”.

Yürüdüler… Yürüdüler… Yürüdüler… Sürdü 10 dakikalık yol yirmi dakikada öğle sıcağından. Başlayacaklardı tam törene, duydular bağıraşan kızların sesini. “İmdat! İmdaaat! İmdaaat!”. Yolun sağında eğik duruyordu bir minibüs. Görünce çıtırları “Haydi cemaat gidelim düzeltelim minibüsü.” dedi kahveci; “Bekle burada sen Çakır. Gitme öteki dünyaya öyle yorgun argın.”.

Giderken cemaat geldi aklına birden Çakır’ın. İmzalamamıştı devir kağıdını. 40 dakika kadar sürerdi. Varmıştı köye bir koşu. Bastırdı sağanak. Boşanıyordu sanki bardaktan. Kaygandı yer. Düştü. Bulandı çamura. Aldırmadı. Vardı durdu açık kapıda. “İmam.” dedi. Gitti sahte imamın rengi. Yıkıldı yere. “Dirilmiş…Hesap soracak…” diye diye vermişti son soluğunu…

www.haberhurriyeti.com / MURAT TEPEBAŞILI

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO