Son Dakika
24 Ağustos 2019 Cumartesi
”

Buzdağındaki dayılar, ayılar ve polisler

Kırmızı ışıkta geçen aracı sesli ve görsel ikazla uyarıp durduran polis, eğer avrupa ülkesindeyse, cezasını yazar görevine devam eder.
Ama bu polis Türkiye’deyse ve araç sahibi Ankarada dayısı olan ayılardan biriyse polis yandı ki ne yandı.

03 Nisan 2016 Pazar, 22:56

beyhan_bickin_Polis

BUZDAĞINDAKİ DAYILAR, AYILAR VE POLİSLER…

Polislerimiz gündeme anca şehit olunca ya da olaylara müdahale edince haber oluyorlar ya. Bu aslında buz dağının görünen kısmı. Bu buzdağının bir de görünmeyen katmanlı kısımları var ki hiç kimse bunu görmüyor ya da görmek istemiyor.
Bu görünmeyen katmanların en büyük katmanlarından biri Ankara’da dayısı olan ayıların, polise yaptıkları ve bunun getirileri.
Kırmızı ışıkta geçen aracı sesli ve görsel ikazla uyarıp durduran polis, eğer avrupa ülkesindeyse, cezasını yazar görevine devam eder.
Ama bu polis Türkiye’deyse ve araç sahibi Ankarada dayısı olan ayılardan biriyse polis yandı ki ne yandı. Önce hakarete uğrar. Bu da yetmez tehdit alır. Polis görevini yapmıştır, amirlerinin onu bir ayı uğruna harcamayacağı umudundadır ama, ne yazık ki umutları boşa çıkar. 10 gün sonra hassas şubeye tayin edilir. Nedensiz, sebepsiz. Hakkını aramaya kalkması bile, onun bir başka şubeye atanmasına sebep olacağını bilir. Çünkü daha yenice bir kaç arkadaşı, dayısı olan ayılar sayesinde atama emrini ellerine almışlardı. Bu konuyu yeni bir yazı ile anlatacağım.
Aslında buzdağının görünmez kısmının en keskin ve can acıtan yeri, bu ayıların, dayılarının hep yükseklerde olmasıdır. Sürülen polisin komiseri olaydan rahatsızdır ama eli kolu bağlıdır. Komiserin amiri de zaten oradan oraya sürülmekten yorgun düştüğünden gücü tükenmiştir, şube müdür yardımcısının elinden tek gelense sürgün yiyen, en rahat göreve vermektir. Sorun çözülmez ama en azından nefes aldırır.
Zaten 12/24 ve olağan üstü durumlarda 12/ 12 çalışmanın verdiği yorgunluk üzerine bir de bu nedensiz, sebepsiz tayin (sürgün)ler polisi hem fiziksel hem psikolojik etkiler diye düşünen elbette yoktur.
Polisi düşünen sahiplenen olsa, şehit haberlerini İçişleri Bakanı yerine, Kalkınma Bakanı vermezdi diye düşünüyorum. Yanlış düğüncedeysem biri bana nedenini söylesin.
Bu sahipsizliğin verdiği büyük baskının en kötü getirisi polis intiharları aslında. Sessiz sedasız kendi hayatına hatta ailesinin hayatına son veren polisler haberlerde bile yer alamadan, sorunlarıyla sessiz sedasız yok oluyorlar. Araştırmalar ortalama her 13 günde bir polisin intihar ettiğini açıklıyor. Ve hepsi ‘’cinnet’’ olarak nitelendiriliyor. Ama bu cinnetin nedenlerini nedense Emniyet Genel Müdürlüğü dahil hiç bir makam hiç kimse merak edip de araştırmıyor. Ama yaşayarak tecrübe edenler bu cinnetin nedenini fazla çalışma saatleri ve mobing ikilisinin hazırladığını gayet iyi biliyor.
Örnek olarak polislerin bir Veli dayısı vardı. Neşesiyle çalışma arkadaşlarına moral olan, ince esprileriyle sorunlara dokunan 46 yaşındaki Veli Dayı. Maç çıkışında taraftarla birlikte tezahürat yapan, bekleme yaparlarken radyoda duyduğu müzikle neşelenip mesai arkadaşlarını neşelendiren, 3600 ek gösterge için her fırsatta dokundurma yapan Veli Dayı. Bir gün yorgun argın evine geldi, ne olduğu bilinmez hem kendi canına, hem iki evladının canına hem de iki evladının anası sevdiği kadının canına kıydı. Sadece polis sayfalarında yer aldı haberi. Sevenleri inanamadı duyduğuna. Ama haber gerçekti. Bir gerçek daha vardı Veli dayı Emniyetin mobing abidesi gibiydi. Hakkında açılan soruşturmaların sayısını kendisi bile unutmuştu söylediğine göre.Tamı tamına 152 soruşturma vardı Veli Dayı hakkında. ‘’Neden’’ diye hiç sormadıkları olayların soruşturmaları.
Trabzon maçında görevliydi Veli Dayı, girdi bir markete aldı eline bir cips paketi “24 saat çalışıyorum, gücümü ……..tan alıyorum, …..s’dan alıyorum. Bütün teşkilat ……yesin. 24 saat çalıştırır” dedi.
Ve acilen hakkında soruşturma açıldı. Veli Dayı bu yılar mı, hemen cevabı yapıştırdı;
“Soruşturma açmadan önce bir dinle, bu adam niçin cips yedi diye. Soruşturmaya da gerek kalmazdı. Kendinize hiç sordunuz mu? Kendinize hiç soruşturma açmıyorsunuz? Buz gibi donmuş kumanya köftesini verirken bize bir düşünün. …..s yiyince mi zorunuza gitti” dedi.
Buz dağının görünmez katmanlarına örnekleri yazmakla bitmez. Önemli olan görünen kısmı gördüğünü sanıp biliyorum demek değil, görünmeyen kısmı görüp bilmiyordum ne yapabilirim demektir. Daha doğrusu insanlık bunu gerektirir.
Kaç saattir görevde olduğunu bilmediğiniz kontrol polisine ‘’Sen git teröristleri’’yakala demek gibi bir gaflete düşmek yerine ‘’hayırlı görevler’’ demek gibi bir isanlık yapın ki şehit olduklarında üzüntünüzün bir anlamı olsun.
Ankarada dayısı olan tüm ayıları Allaha havale ediyorum. Bu vatan için can veren tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Yaralı asker ve polislerimizi alnından ve yüreğinden öpüyorum. İyi ki varsınız.

Beyhan BİÇKİN

2 Yorum

  1. Muhammet SAĞIR

    4 Nisan 2016 at 00:15

    Hiç kimsenin görmediği veya görmek istemediği bir acıyı kaleme aldığınız için Allah sizden razı olsun.

    • Beyhan Biçkin Kozanoğlu

      4 Nisan 2016 at 12:12

      Allah sizden de razı olsun.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz