Son Dakika
21 Ocak 2019 Pazartesi

08 Ocak 2019 Salı, 01:38
Beyhan Biçkin
Beyhan Biçkin [email protected] Tüm Yazılar

BİR POLİSCAN’IN KALEMİNDEN…

Bu sefer yazı bir poliscanın kaleminden. Haberlerde yer almıyor ama neredeyse her gün bir
poliscan kahrediyor. Okuyun bakın neden?

”Son günlerde teşkilat mensuplarımız arasında maalesef intihar vakaları çoğalmaya başladı.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki tuzu kuru arkadaşlar bu yazımın sonunda epey bir  eleştirecekler beni. Değerli arkadaşlar malesef öyle olmuyor işte. Bunu ancak yaşayan bilir çeken bilir. Şimdi gelelim asıl meselemize. Bir Polis şöyle kahreder …

Öncelikle Polisin  maddi durumu zayıftır, eşi çalışmıyordur, 2 yada 3 çocuğu vardır, çocukları okuyordur, evi kiradır, zar zor geçiniyordur. Her zaman doğruluktan haktan yana olmuştur, hacının hocanın şeyhin Polisi değil devletin Polisi olmuştur hep. Bu duruşundan dolayı malum çevreler tarafından her zaman hedef haline gelmiştir. En sonunda çeşitli iftira ve kumpaslarla
soruşturmalar açılmış, cezalar verilmiş, sicili delik deşik edilmiştir. Aldığı cezalar yüzünden derece kademesi son haddede olduğu için maaş kesimlerine tekabül etmiş ve zaten alt üst olan maddi durumu daha da kötüye gitmiş, bunun sonucu bir de Polise aşırı borçlanmaktan soruşturma açılmış ve ceza olarak tekrardan maaş kesimi cezası almıştır.

Polisimiz artık fıttırmak üzeredir. Çeşitli kumpaslar neticesinde kış ortasında 34.maddeden bir de başka bir il’e sürgüne gönderilmiş, ailesinden ve ocağından koparılmıştır. Çocuklarının okulu yüzünden evini taşıyamamıştır. Okullar kapandıktan sonra ancak evini taşıyabilmiştir.
Yeni bir hayatı vardır artık ama yıpranacağı kadar yıpranmıştır. Yeni görev yerinde bir kaç yılını bitirmiştir. 15 Temmuz öncesi uğramış olduğu zulüm ve haksızlıkları kendine yediremez, üstüne üstlük Babası da kanser olmuştur. Diğer kardeşi de Polis olduğu için Babasının bakımı ve tedavisi ile ilgilenecek kimse yoktur. Bunları gerekçe göstererek tayin ister ancak tayini  çıkmaz, çıkarılmaz. Kahreder isyan eder. Sonra bir gün bir kadının iftirası ile açığa alınır. 7 ay açıkta gezer. Kredi kartları eksi hesap derken sıfırı tüketir.

Adli ve idari yargılanmaktadır. Adli yargılama esnasında Savcılar ve Hakimler bu Polise ırz düşmanı muamelesi yapar. En sonunda Polisimiz elinde yazılı ve görsel delili olmasına rağmen, o malum bayanın baştan sona çelişkili ifadeleri ve yalanlarına rağmen uğruna şehit olduğumuz hakimler tarafından verilen uyduruk bir ceza ile kurtulur.

7 ay sonunda görevine iade edilir. Bu 7 ay boyunca Polisimiz çoluk çocuğuna tiyatro oynar, onlar bilmez onun açığa alındığını.. Söylemez Polisimiz çünkü bu filmi daha önceki görev yerinde görmüştü.. Onların nasıl üzülüp acı çektiğini biliyordu. Yine aynısı olsun istemedi nasıl olsa geri dönecekti. Sabah evinden mesaiye gider gibi çıkıyor akşama kadar adliyede yada sanayi sitesinde vakit geçiriyor akşamüstü olduğunda da işten gelmiş gibi evine gidiyordu.
Gidiyordu ama çocuklarına ve eşine karşı tiyatro yaptığı için hem suçluluk duygusu hem de vicdan azabı onu yiyip bitiriyordu. Ayrıca kızı üniversiteye başlamıştı. Maddi olarak ta çok zorlanıyordu. Polisimiz 15 gün daha görev yaptıktan sonra yeni bir süprizle karşılaşır. Ataması almış olduğu ceza bahane edilerek 60 km’lik başka bir ilçeye yapılmıştır. Başından
kaynar sular dökülür.

Bu kış kıyamette ne yapar? Evini taşısa çocuğunun okulu var, gitgel yapsa direkt vasıta yok, külüstür arabasıyla gidip gelse yakıt parasıyla baş edemeyecek. Aşağı tükürse sakal yukarı tükürse bıyık… Bunalmıştır artık, kafayı yemek üzeredir.. Yapılan zulümler, gaspedilen maaşı, soruşturmalar, sürgünler, yokluk, çaresizlik, adaletsizlik… Son bir çare İl Emniyet Müdürünün yanına gider. Ama boşuna gider. Memur onun gözünde tukakadır. Çünkü bir kere bu memur vukuattır, sicili bozuktur, bu suçu kesin işlemiştir, sürülmesi şarttır. Bizim zavallı Polisimiz büker boynunu çıkar dışarı.. Artık kimseye derdini anlatamamıştır. Kimse onu anlamamıştır, anlamak istememiştir.

Soğuk bir kış günü… Çeker arabasını yolun kenarına kahreder, isyan eder. Hangi biriyle başa çıksın? Cebinde çay parası bile yoktur, oysa daha dün oğlu diyordu:” Baba kış geldi geçiyor bana mont almayacak mıyız? Üşüyorum” Kahretti yine Polisimiz ve son verdi bu zalim ve anlayışsız dünyadaki gereksiz yaşamına…

Ben canıma kıymadım… Ama çok düşündüm…
Benim yerime başka bir Polis olsaydı bu hikayenin sonu malesef böyle biterdi
Ve böyle biten çok hikaye okuyoruz”

Sakın canınıza kıymayın, sizden daha değerlisi yok, her şeyin çaresi var, siz gidince sorun ortadan kalkmıyor, ama arkada kalanlar ömür boyu yanıyor bunu unutmayın.

Ve son söz,
ÇARESİZSENİZ, ÇARE SİZSİNİZ. Unutmayın.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir