Son Dakika
09 Aralık 2018 Pazar

Bir doping hikayesi…

24 Ağustos 2013 Cumartesi, 11:00

NOT: Bu hikayede yer alan kahramanlar bire bir gerçektir. Sadece ülke ve insan isimleri değiştirilerek yazılmıştır. Birkaç sporcunun kaderi, bir isim üzerinde yoğunlaştırılmıştır. O nedenle hikayedir. Yani yaşanan olaylar sadece bir kişinin değil, birkaç kişinin ortak kaderidir.

BOSNALI ATLETİN DRAMI

Oralarda daha ilkokuldan başlanırdı spora. İlkokul öğrencileri devlet görevlileri tarafından motorsal testlerden geçirilirdi her yıl. Daha 7-8 yaşındayken öğrencilerin genetik yetenekleri kayda alınır ve hangi sporda başarılı olacağı rapor edilirdi. Öğrenci doğuştan ne gibi üstün özelliklere sahip, he kadar hızlı, he kadar çabuk, ne kadar yükseğe zıplıyor; hepsi belirlenerek spor bakanlığı düzeyindeki birime bildirilirdi. Eğitim döneminin son haftasında uzmanlar okullara gelir çocukların ölçümlerini yapardı. Yetenekli çocuklar yaz okullarında özel olarak eğitilir ve antrenörler de spor bakanlığınca atanırdı.

HANA KEŞFEDİLİYOR

Çelimsiz, çırpı bacaklı ama yaşıtlarına göre daha uzun boylu olan ve ilk bakışta sanki spora uygun değilmiş gibi görünüyordu Hana. Renkli kocaman gözleri, lepiska saçlarıyla güzel bir kızdı ama dal gibi bedeniyle zayıf bir görüntüsü vardı. Uzmanlar her çocukla ilgilenmek zorundaydı. Sıra Hana’ya geldi. Zıplama testlerinde herkesi şaşırttı Hana.  Ama koşarken tüm hocaların gözleri fal taşı gibi açıldı. Hana ince uzun bacaklarını sanki arkasından sürükleyerek koşuyor gibiydi ama tüm yaşıtlarından farklı bir derece yaptığını bilmeden bitirdi testi. Hoca yanına geldi.
-Hana şu karşıdaki ağacı görüyor musun?
Diyerek 200 metre ötedeki ağacı gösterdi.
Hana anladığını belirtmek için başını salladı.
-Şimdi oraya kadar koşarak gidip, koşarak geri geleceksin. Anladın mı?
Hoca son kelimesini söylerken fırlayıp gitti Hana. Hoca kronometresine bastı. Hana rüzgarda savrulan bir yaprak gibiydi sanki ama metreleri yutarak dikine ilerlerken, uzmanların hepsi toplanarak Hana’yı izlemeye başladı. Hana geriye dönüp daha hızlı koşmaya başlarken hoca;
-Arkadaşlar yeni bir yıldız yakaladık. Bu çocuk kendisinden on yaş büyüklerden bile daha iyi derece yaptı. Hem de hiç antrenman yapmadan.
Hana’nın nabzını ölçtüler. İlk kez o kadar koştuğu halde çok düşüktü nabzı. Bu özellik sadece yıllarca yarışan elit düzeydeki atletlerde olacak bir şeydi. Ama aynı zamanda genetik bir özellikti.
Fakir bir ailenin çocuğuydu Hana. Çelimsiz bünyesine rağmen inanılmaz bir akciğeri olduğu anlaşıldı. Yaz okulunda spor yapacağı için sevinçliydi. Eve gelince anne ve babasına müjde verdi.  Ancak ilerleyen günlerde yaz okulu başladığında çağırılmadı. Üzülmeye başladı. Kapı her çalınışında postacı geldi sanarak koşup hep o açtı. Hala kendisinin neden çağırılmadığını merak ettiği günler, günleri kovaladı. Ama bir gün evinin önünde bir araba durdu. İçinden inen genç bir adam kapıyı çaldı. Kapıyı açan Hana’ydı.
-Hana sen misin?
-Evet.
-Peki ben kimim biliyor musun?
-Hayır.
-Ben senin devlet tarafından atanmış özel antrenörünüm.  Adım İgor. Bundan sonra birlikte çalışacağız ve tüm masrafların devlet tarafından karşılanacak.
Hana’nın dizleri titredi. İçeriye koşup annesini çağırdı. Antrenörü içeriye buyur ettiler.
-Çocuğunuz çok özel yeteneklere sahip. Yapılan testlerde yaşıtlarından çok ileride bir düzeyde olduğu anlaşıldı. Bundan sonra devletin gözetiminde spor yapacak. Yanımda Hana’nın malzemelerini getirdim. Yarın da ayak numarasını bilmediğim için spor ayakkabılarını getireceğim.
Hana’nın köyünden 45 kilometre uzakta ilçe stadının pistinde başladı ilk çalışmalar. Devlet Hana’nın beslenmesini, okul masraflarını, giyimini, kuşamın üstelendi ve harçlık verdi. Her gün özel bir araç, Hana’yı ilçe stadına götürüp getiriyordu.

8 yaşında keşfedilen Hana, özel antrenörler denetiminde çalışıyor ve bazı günler iki antrenman yapıyor sonra hocalarının belirlediği diyeti uyguluyor ve gün geçtikçe, fizik yapısı güçleniyordu. Antrenörü antrenmanlarda Hana’nın rekor kıracak kadar üstün performans gösterdiğini kimseye söylemiyor ve sadece 10 yaşına girince katılacağı yarışmaları planlıyordu.
Hana aslında uzun mesafecilerdeki özelliklere sahipti. Antrenör antrenmanlarda Hana’ya hediye ettiği köpeğiyle koşturuyor. Hana’nın peşini bırakmayan kaniş cinsi köpek yorulunca Hana onu kucağına alıp birlikte koşuyordu. Antrenmandan sonra esnetme ve soğuma çalışması sırasında “Kiki” Hana’nın etrafında pervane oluyor, antrenman bitince kucağına atlayıp Hana’an ayrılmıyordu.

VE İLK YARIŞ

Bosna genelinde yaş grupları yarışmaları yapılacaktı. Spor bakanlığı özel antrenörlerden çalıştırdıkları öğrencilerin derecelerini istedi. Hannanın hocası, 10 yaş grubunda 100 metrede yarışacak olan Hana’nın önceden belirlediği derecesini bildirirken, on saniye fazla bildirdi.
Yarış sabahı hocası Hana’ya,
-Hiç merak etme. Kazanman önemli değil. Sadece antrenmanda yaptığımız şeyleri yap yeter. Ben temponu yükseltmen için tribünden ıslık çalacağım. Bir ıslık çalarsam yüklen, İki ıslak çalarsam normal tempoda koş,  Üç ıslık çalarsam önde gidiyorsun demektir.
-Yine başını salladı Hana. Konuşmayı sevmiyordu. Sanki pistte konuşacak gibi dik duruyordu.
Yarış başladı. Toprak pistte rüzgar gibi esmeye başladı Hana. Tribünlerden iki ıslık sesi geldi. Hana normal tempoda koştu. Ama rakipleri onunla başa baş gitmeye başladı. Bu kez tribünden tek ıslık çaldı hocası ve Hana yarışı ilk eleme grubu içinde salise farkıyla birinci bitirdi.
-Yarıştan sonra dik, dik baktı hocasına Hana. Gülümsüyordu hoca.
-İstediğimiz oldu. Bu eleme yarışıydı. Final yarışında rakiplerin seni fark etmemesi gerekti.
Ertesi gün final yarışlarında Hana 3.kulvarda yarışacaktı. Hocası tribüne çağırdı.
-Bu yarışta sadece tek ıslık sesi duyacaksın. Her duyduğunda temponu artır.
Yarış başladı Hana starttan öyle bir fırladı ki sanki kısa mesafe koşucuları gibi bir solukta pistin çevresini buldu. Tribünlerde herkes ayağa kalktı. Bu deli kızın kim olduğunu soruyordu.
-100 metreci gibi koşuyor. 1000 metreyi bitiremez
Bu değerlendirmeler yapılırken tribünlerden güçlü bir ıslık sesi yükseldi. Hana ıslığı duyunca sanki vitese takmış motor gibi temposunu yükseltti. Olamazdı bir uzun mesafeci bunu yapamazdı. Tribünlerden hayret ve alkış aynı anda yükseliyordu.  Yarış pistin çevresinde 2,5 turda bitiyordu. Hocası ikinci ıslıktan sonra bir daha ıslık çalmadı. Çünkü Hana’yı yavaşlatırsa çok eleştiri alacaklardı. Hana yarışı rakiplerine yarım tur bindirerek bitirdi. 10 yaşındaki kız çocuğu, büyükler kategorisindeki 1000 metre derecesinin 4 saniye altında derece yapmıştı. Spor bakanlığının atletizm sorumlusu uzman;
-Bu kız mucize, kendisinden 10 yaş büyüklerin derecesini yaptı.
Hana boynunda madalyasıyla döndü köyüne. Hocası ertesi günü eve gelerek, ailesine, “Şehir merkezine taşınacaksınız. Babanızın işi orada da devam edecek. Devlet size ev verecek. Hana modern bir pistte antrenman yapmalı. Ya birlikte taşınacaksınız ya da Hana tek başına şehre gelecek. Bence birlikte gelin. Çünkü Hana daha anne ve babasına muhtaç.
Düşünmeye bile gerek yoktu. Babası
-Evet, gideceğiz
Hemen ertesi gün Hana’yı ailesiyle birlikte kente taşıdılar.

 

YARIN: Aşk Dopingi..

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO