Son Dakika
15 Ekim 2018 Pazartesi

07 Ekim 2013 Pazartesi, 16:10
Hatice NAYIR
Hatice NAYIR [email protected] Tüm Yazılar

Benim güzel kanserim, iyi ki vardın

Kanser deyip de geçmemek lazım. Sanıyorum geçmiyoruz da. Özellikle göğüs kanseri günümüzde kadınların korkulu rüyası olmuş durumda. Kadınların dediğime sakın aldanmayın. Çünkü yüzdesi daha düşük de olsa erkeklerin de bu kansere yakalanma riski var.

Ben 2006 yılında “Benim güzel hastalığım” diye karşıladığım bu hastalıkla tanışma şansına eriştim. Yanlış bir kelime kullandığımı düşünmeyin hemen. Bu benim için gerçekten bir ŞANS oldu. Çünkü bu hastalık sonrası o kadar çok şey olumlu yönde değişti ki hayatımda.
Kansere yakalanmak çok da korkunç bir şey değil aslında. Yeter ki teşhis çok ileri evrelerde konulmuş olmasın. Bu hastalık nerde olduğuna, kaçıncı evrede olduğuna göre kimlik değiştirebiliyor tabii.
2006 yılında göğüs kanseri teşhisi konuldu bana. 4 Kasım 2006 yılında göğsümde elime gelen fındık büyüklüğünde bir kitle, 10 Kasım 2006’da ameliyat masasına yatmama neden oldu. Sağ göğsüm ve sağ koltukaltı lenf bezlerim alındı. Ameliyat sonrası oldukça ağrılı geçen bir süreçti. Ama hiçbir zaman moralimi bozmadım. Tek düşündüğüm çocuklarımın daha çok küçük olduğu ve pes etmemem gerektiğiydi. “Hoş geldin benim güzel hastalığım.” dedim. “Hoş geldin ve seni çok güzel ağırlayıp, geldiğin gibi de uğurlayacağım. Hiç merak etme sen.”
Ameliyat sonrası 6 seans kemoterapi sürecim oldu. Bu sürece de nasıl olsa saçlarımın döküleceği varsayımıyla, önce saçlarımı kısa kestirerek hazırlandım. Çünkü annemden de gördüğüm üzre ilk kemoterapi seansının haftasına kalmadan saçlar banyoda ele gelecek derecede dökülmeye başlıyordu. İlk kemoterapi seansında saçlarımı dökecek olan asıl serumu vermeye başladıklarında ne yaptım, biliyor musunuz? Serum torbasını büyük bir sevgiyle okşadım. Ve ona şunları söyledim: “Sen çok iyi bir ilaçsın ve bana zarar vermeyeceksin. Seni seviyorum.” Belki komik gelecek sizlere. Ve ben her kemoterapi seansında aynı sözleri tekrarladım. İlk kemoterapi sonrası 21 günlük süreçteki her banyoda saçımın elime gelmesini beklemek oldukça zordu. Ama beklediğim gerçekleşmedi. 2.kemoterapi sonrası, o da olmazsa 3.kemoterapi sonrası kesin döküleceğini söyledi sevgili doktorum Erkan Topuz. Ve 3.kemoterapi sonrası da saçlarım dökülmedi.
Ben herşeye, bir seruma bile sevgiyle yaklaşmanın hayatta tek çözüm olduğunu, sevginin her sorunu çözdüğünü, herşeye çare olacağını böyle öğrendim.
Benim güzel hastalığım… Bana o kadar çok şey öğretti ki. Hayatımda milat oldu. K.Ö. ve K.S. olarak bölündü hayatım. Ben hayatın değerini, hayatta önceliğinin kendinin olması gerektiğini, istemediğim birşeye HAYIR demeyi, hayatta yanlışlarla yaşamak zorunda olmadığını, velhasılı daha birçok şeyi kanseri ağırlarken öğrendim.
Biliyor musunuz? Kendime bir “Ölmeden önce yapmak istediklerim” listesi yapmıştım. Kanseri en güzel şekilde ağırlayıp uğurladıktan sonra ilk işim bunları yapmak oldu. Önce benim için büyük bir hata olduğunu düşündüğüm evliliğimi bitirdim. Annemin 30 yıldır kullandığı ve değiştirme olanağı bulamadığı tüm mobilyalarını yeniledim. Kapadokya’yı çok görmek istiyordum. Gittim, gördüm. Daha sonra 9 günlük bir İtalya turuna katıldım. Bunları Doğu Karadeniz ve Gap turları takip etti. Tek bir madde kaldı yapmadığım. O da yeni yılı Paris’te karşılamak. Bunu da aşık olacağım kişiyle yapmak istediğim için erteledim şimdiye kadar. Ve sıra artık onu gerçekleştirmeye geldi. Aşk da geldi artık çünkü. Tek korkum ölmeden önce yapmak istediğim herşeyi gerçekleştirdiğimi düşünüp Azrail’in ziyaretime gelmesi. Sanırım yüreğimdeki sevgiyle onu da bir süre daha yaşamam için ikna edebilirim.
Yüreğimizden, yüreğinizden sevgi hiç eksik olmasın. Sevgi olduktan sonra herşeyin bir çaresi bulunuyor çünkü… Kanser sonrası bitirme gücü bulduğum Aşk için yazılmış bir şiirimle sözümü noktalamak istiyorum. Saygıyla, sevgiyle, Aşk’la…

www.haberhurriyeti.com / HATİCE NAYIR

REZİL BİR AŞK

At kendini uçurumundan
Bil ki,
Elindeki aşk, aşk değil
Yalan yüzler yaşatmışsın koynunda
Artık gidilecek hiçbir yolun yok
Oysa ne acı ki
Mevsim yaz değil…

Yak sevdanı cehenneminde
Duy ki,
Dilindeki söz, söz değil
Yok yere taşımışsın aşkı yürekte
Belki unutulmuş anıların ok
Ama ne yazık ki
Yaşam bu değil…

Duy sesini hıçkırığında
Gör ki,
Canındaki can, can değil
Kırık yüreğin bir ömür törpüsü
Yalnız yakılacak acıların çok
Bir de ne kaldıysa
Düne az değil…

Bir parça yalanla avut kendini
Sen ki,
Yaşattığın
Sevdanla rezil…

HATİCE NAYIR

Yorum

  1. Güidane Canıtez

    1 Mayıs 2017 at 00:17

    Sağlık sığhat ve aşk diliyorum Amozon kadın.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO