Son Dakika
13 Haziran 2019 Perşembe

BENEK HAKKINDA…(56)

Mernuş, yavrularını öldüren katilin kim olduğunu kendi mantığına göre tahmin ediyordu.. “Karasurat’ın sol kolunu hiç kullanamayacak hale gelmesi, tek gözünü kaybetmesi, sağ bacağının ise sakat kalması Mernuş için çok şey ifade etmiyordu

12 Mart 2019 Salı, 09:47

Tesadüfler üzerine kurulan bir yaşam düzeninde, hayvanlar için hayat mücadelesi, insanlara göre neredeyse üç-dört kat daha riskliydi.

Kim korursa korusun, sokak hayvanları sokakta kaldıkları sürece, insanlar istedikleri kadar onların lehine, yaşamlarını iyileştirme yönünde ne kadar çaba sarf ederlerse etsinler, hayvan, “hayvan olarak” toplumda yerini alacaktı.

Almak zorundaydı.

Doğanın kuralı buydu.

Çıkarılan yasalar, insanların hayvanlara, çevreye ve doğaya duyarlı olmaları çok önemli gelişmeler sayılırdı.

Bunların daha yoğunlaşması, nesilleri tükenenlerin korunması için çaba sarf edilmesi çok iyi gelişmelerdi ama insanların sorunları öylesine çeşitleniyor, mücadele alanı öylesine daralıyordu ki, duyarlı kalanların sayısı giderek azalmaya mahkumdu.

Yaşam mücadelesinde önce akla insan geliyordu haklı olarak.

Mernuş’a yardım elini uzatan eşim ve küçük kızımın bu konudaki duyarlı tutumları hiç bir zaman değişmedi. Zaman zaman moralleri bozulmadı değil. Gizli gizli yemek taşımak, her an hayvan düşmanları ile yüz yüze gelip onlarla söz dalaşına girmek, hatta kavgaya başlamak insanı yıpratıyordu haklı olarak.

Mernuş’un “masum” olduğunu, sadece Mernuş’un değil, tüm hayvanların masum olduklarını anlatmak, onların doğanın bir parçası olarak yaşama haklarının önüne geçilemeyeceğini vurgulamak sadece bizim değil, tüm insanların sorumluluğunda olmalıydı.

Mernuş, yavrularını öldüren ama insanların çıkardıkları yasalara göre yargılanıp cezalandırılmayan katilin kim olduğunu kendi mantığına göre tahmin ediyordu.. Dahası katil zanlısı “Karasurat’ın sol kolunu hiç kullanamayacak hale gelmesi, tek gözünü kaybetmesi, sağ bacağının ise sakat kalması Mernuş için çok şey ifade etmiyordu..

Mesele üç çocuğunun ölümüne karşı, “Karasurat”un yargılanmadan “Yüce Güç” tarafından cezalandırılması değildi.

Yasalar çıkıyor, bu kez uygulamalar aksıyordu. Hiç kimse somut delile ulaşamıyordu. Hiç kimse tanık olduğu olayı mahkemede anlatmaya yanaşmıyordu.

Hayvanseverin dahi tırstığı bir ülkede katillerin ellerini kollarını sallayarak gezmesi ahval-i adiyeden sayılıyordu.

Hayvan Hakları yasasının eksik ve ihtiyaca yanıt vermeyecek biçimde çıkarıldığı anlaşılmıştı. Hem de kısa süre içinde. Sadece para cezasıyla caydırıcılık sağlanamıyordu. Hapis cezası verilmeden insanların hayvanlara karşı sürdürdükleri düşmanca, insanlık dışı tutum ve davranışları önlemenin imkanı yoktu.

Nitekim öylesine olaylar yaşanacaktı ki ileri yıllarda…

Yasaların bir işe yaramadığı, suç işleyenlerin dahi isyan etikleri haller gazetelerde yer alacaktı.

Nitekim Cumhuriyet Gazetesin’de yer alan haber de insanları çok ama çok düşündürmüştü:

Antalya’da, kullandığı hafif ticari aracı yol kenarında bekleyen köpeklerin üstüne süren, sonra birisinin başının üzerinden geçerek öldürüp kaçan sürücü Erhan Kozan yakalandı. Sürücü hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmaktan işlem yapıldı. Polis merkezindeki ifadesinin ardından serbest bırakılan Kozan, “İstenmeyen bir olaydı. Vicdan azabım bana yeter. Çoluk çocuğumun yüzüne bakamaz oldum. Ben pişmanım diyorum ama kimi inandırabilirim? Kanunun bana verebileceği ceza nedir ki? Allah katında bundan daha büyük bir günah olamaz. Ben de pişmanım” dedi.

Mernuş, “ilahi adalet” kavramı üzerinde düşünürken, bu kez haber Tami’den ulaştı kendisine.

Tami’nin yanında Nataşa vardı ve oldukça heyecanla anlatıyordu:

“Bizim kedi katili “Karasurat” güpegündüz yine kaza yapmuş hem de Gölbaşı yolunda”

Mernuş hemen “Tamam. Benek’in ölümü kesinleşti” diye içinden geçirdi. Yüreğine dördüncü bir kurşun saplanmış gibi hissetti kendisini. Eğer kaza doğruysa, bu Benek’in ölümü demekti ve son kurşundu.

Tami sözlerine devam etti:

“Kaza sonucu kedi katilinin burnu dahi kanamamış…Tek sıyrık yok. Nasıl bir ilahi adalet bu?”

Tami’nin bu isyanına karşı, “İlahi Güç”e daha fazla inanmıştı…

Her zaman inanıyordu ama bu kez daha da güçlenmişti inancı Mernuş’un.

“Yüce Tanrı”, üç cinayete karşı üç cezayı bu dünyada verdi. Bir suçun karşılığını, Benek’in ölümünün bedelini ise  öbür tarafa bıraktı demek. “Yüce Güç”ün bir bildiği vardır ve o daima doğrudur” diyordu.

“Karasurat”ın bir sıyrık almadan kurtulması, bu kazanın bir türlü geri gelmeyen ve bulunamayan Benek’in öldüğü anlamına gelmesi karşısında, ciğerlerinden güneş çıkıncaya kadar bağırmak, ağlamak ve koşmak istiyordu Mernuş.

“Ölüm Maraton”na başlayacağını ilan eden  işaret fişeğini gökyüzüne göndermek istiyordu. Bütün dünya duysun istiyordu isyanını. Ama delirmiş derlerdi ona…

Bundan vazgeçti.

Mernuş, Patitan’daki tek başına yaşamaya mahkum edildiği barakasına doğru yürümeye başladı. Tahta ve mukavvadan yapılmış yuvasına.

Mernuş’un yavruları cinayete kurban gidebilirdi. Ama yüzlercesinin yaşam hakkı ortadan kaldırılamazdı.

Gidenlerin yerine nice yeni Benek’ler, Karambo’lar, Cızırtı’lar, Pamuk’lar dünyaya gelecekti. Bunun önüne geçmek imkansızdı. Doğa yasalarına aykırıydı.

Ve düzen değişmek zorundaydı. En azından eskisi kadar acımasız bir düzene son verecek filizler yeşermeye başlamıştı bile.

Hareket dalga dalga büyüyordu.

Büyümek zorundaydı…Çünkü çocuklar vardı. Çocuklar öbek öbek geliyorlardı.. Doğayı ve hayvanları korumak, onlara sahip çıkmak için.

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / Sezai BAYAR

***

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

EFSANELERE DAiR…(55)

Çuval operasyonu Patitan’da acaba gerçekleştirilememiş miydi?

“ÇOĞALIN” ÇAĞRISINA TEPKi…(54)

Bugün burada toplanmamızın birinci nedeni faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılması isteğimizi hükümete duyurmak. Her gün bir yavrumuz

AB “KISIRLAŞTIRIN” ERDOĞAN “DOĞURUN” DİYOR  (53)

Erdoğan’ın çok çocuk istemesi bir yana, gösterdiği gerekçeye ne demeli…

KATLİAMCILARA CEZA…(52)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ailelere yönelik çağrı yaparken “Herkes üç çocuk doğursun”  tavsiyesinde bulunması kısırlaştırılmayı

“BU DÜZEN ER GEÇ DEĞİŞECEK…”(51)

Üç evladını cinayete kurban veren bağrı yanık, kederli ve acılı  annenin+ “İlahi adalet varsa eğer, bunu dağıtanın adil davranacağına inanıyorum. Bu inancımı hala koruyorum” diyerek gözyaşı dökmesi çiğerleri dağlıyordu…

KANLI PATi iZLERi (50)

Cinayetlerin üzerindeki sır perdesi neden kaldırılamıyor

Cızırtı (49)

Sokaklarda hayvanların kaka yapmaları yasaktı. Bula bula ana caddeyi pisletmek ne anlama geliyordu ki. İnsanlardan bir anlamda intikam mı

WEB Sayfası bloke…(48)

F-Tipi cezaevlerini insanlar için yaptılar ama orada tek başına kalan mahkumlar hiç mutlu olmadılar, ölüm oruçlarını sürdürdüler, kimileri de öldü.

Yavruları “ev”lendirdik…(47)

Benek gelişmelerden habersizdi. Acaba yavrularından ayrılacağını, onların sıcacık yeni bir yuvaya uçacaklarını hissetmiş miydi?

Bebelere isim…(46)

Yavrunun yüzünde, Arap şeyhlerini andırır bir çizgi taşıdığını da eklemek isterim. Bir tek uzun entarisi (!) eksikti sanki.

Erbakan Hoca’ya nasıl votka içirdik (45)

Ankara gazeteciler Cemiyetini ziyaret eden Milli Nizam Partisi Genel Başkanının istediği portakal suyunun içine muziplik olsun diye bir miktar votka

Nankör kedi  (!)  Çankaya’da mı ? (44)

Yıl 2001…Milli Güvenlik Kurulu toplantısında gergin anlar. Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, Başbakan Ecevit’e anayasa kitapcığı fırlattı. Anında tepki

Eve giren köpek ve “nankör kedi”…(43)

Alman Haber ajansının servis ettiği habere göre bir kedinin sahibi ekmeğine yağ sürerken elinden güya bıçağını düşürmüş. Düşen bıçak ayak

Hayvan Siyaset Belgesi…(42)

Tarçın, yabancıların irticai  faaliyetlerde bulunmak için bahçeye sızmaya çalıştıklarına dikkat çekti. İranvari bir şeriat devleti  kurma yanlılarının

HKKK Toplanıyor…(41)

Gizliliğe uyulmazsa alınan kararlar dışarı sızabilir. Hatta ajanlar harekete geçebilir. Nesillerinin tamamen ortadan kaldırılmasını isteyen iç ve dış

Yaşam felsefesi…(40)

Torunlar, yeni yetmeler salonun her yanında cirit atıp, koltukların üstünde oyunlar oynarken, Yudum’un asistanı trafik kazası geçirmiş bir kediye acil

Cennetten gelen iki misafir…(38)

Benek’in doğumu sırasında bahçedeki hayvanları biraz ihmal eder gibi olduk haklı olarak. Minik yavruların dünyamıza karışması, gözdemiz olan

Benek anne mi oluyor yoksa ?(37)

Görülmeye değer bir manzara. Annelerinin memelerini bulamayan, gözleri görmediği için kardeşleriyle birbirine sarılan yavrular iyi kötü süt emmek için

“Çuval ” operasyonu…(36)

Açıkcası “savaş” ilan etmişlerdi bize. Irak’ı sebepsiz işgal etmiş Amerikan güçlerini kendilerine “model” kabul etmiş zihniyetten korkulurdu.

Dünyada mekan, Ahrette iman…(35)

Mernuş, yavruları ve diğer kediler, mehtaplı bir gecede zifiri karanlığın içine düşmüş gibi algıladılar son durumu. Ve kendilerini dımdızlak gibi

“Merhamet ve Adalet İstiyoruz” (34)

“Merhamet, vicdan ve adalet bir gün size de gerekebilir.. Kesinlikle torpil ve himaye istemiyoruz. Pozitif ayrımcılıktan  nefret ediyoruz.Sakın ha, eskiden

“İlahi Adalet” … (33)

“Karasurat”ın arabası Söğütözü yakınında büyük bir kaza yapmıştı. Bariyerlere çarpan arac hurda haline gelmiş, kendisi hemen ameliyata

Hayvan Hakları Yasası…(32)

Necati son gelişmeden habersizdi. Arkadaşları dünyaya gözlerini açar açmaz bir aile buluyorlar, doğada korunuyordı. Geziyorlar, koşuyorlar,

Hafiyeler (!) İz Peşinde…(31)

İnsanlıktan nasibini almamış, psikopat, ruh sağlığı zedelenmiş bu  mahluklar,  değil hayvan sevgisini, insanlara, yakınlarına ve akrabalarına karşı dahi sevgi duygusunu açığa çıkarmaktan acizler. Bu tip varlıklara  akıl ve sevgi “damlalıkla

Yönetimden “köpek” taktiği. (30)

Tami son derece sevecen bir yaratıktı. Herkese aynı mesefade duran ve herkese aynı sıcaklıkta yaklaşan bir köpek. Hatta  bazılarına göre “yılışık”

 Manukyan’ın kızları gibi…(29)

Mernuş dişi kedileri uyarıyordu: doğum kontroluna dikkat edin. Şu anda nüfus patlamasına neden olmanın zamanı değil. Yıllarca vergi rekortmenliğini

Nerden çıktı bu Tami ? (28)

Tami kürsüden inerken yine kaküllerini düzeltmek zorunda kalmıştı. Sitenin bir köşesinde yerleşmeye niyetli olan Tami’nin kediler şurasına katılması

Hayvanlar Şurası…(27)

Cinayetlerin çözümünü devletten bekleyemeyiz. Devlet kendi söküğünü dikemeyen terzi durumunda. Susurluk Skandalı ve daha niceleri. Son 10

 “Katiller nerede?” (26)

Bu cinayetlerin göbeğinde Patitan dışından müdahale olmuşsa, işin içinde “derin devlet” var demekti. Oysa derin devlet daha çok insanlar ve  onların

Bir cinayet daha mı? (25)

Doğada yaşamaya alışkın olan hayvanların, her türlü canlı mahlukatın yine doğanın koşullarına ayak uydurarak, kendilerinde o gücü bularak

Kediler Doğulu, köpekler Batılı mı? (24)

*Peyami Safa, Fatih-Harbiye adlı romanında Doğu-Batı farkını ele alırken -bu aynı zamanda idealizm ve maddecilik çatışması- kedi ve köpek cinsini ayrı

Polonya Yahudileri gibi…(23)

Kedileri beslemeye başladığımız günden sonra kendimizi ve bize yakın olanları, İkinci Dünya Savaşı’nda işgale uğramış Polonya’da yaşayan Yahudi

 Kayıp anaları ve Mernuş…(22)

Ülkede binlerce faili meçhul cinayetlerin, kayıpların olması, bu nedenle bağrı yanık anaların, Cumartesi Anneleri’nin, çocuklarını şehir şehir aramak

 Kediler ve Susurluk komedisi…(21)

İnsan hakları filan hikaye. İhlaller gırla gidiyor. Hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku hala geçerli. Kendileri için hak ve özgürlükleri yaygın hale

Pamuk nerde ?..(20)

Komşumuzun minik kızı Ayfer acı haberi verdi: “Pamuk park yerinde hareketsiz duruyor, gördünüz mü? Ölmüş müdür acaba?”

Kedilerin  önsezileri…(19)

*Komşularımızdan biri sabah  erkenden bağırıyordu. “Kediler arabamın  tüm boyasını kazıdılar. Nedir başımıza gelenler. Bunları defedelim gitsinnn.”

Kediler Örgütleniyor… (18)

Sıra bugüne kadar kaybolan, öldürülen iki komşu kedinin başına gelenlerin ne olduğunu öğrenmeye gelmişti.Acaba bu ölümlerde “derin devlet’in

Kediler kongresinde tartışma …(17)

Hem dünyaya geliyoruz, hem yaşam hakkı tanınmıyor. Hem varsınız deniyor, hem yoksunuz. Bu nasıl bir kısır döngüdür? Sorunlarımız var, çözmüyorlar.

Kedi cilveleri… (16)

Bahçeye gelen yabancı kediler arasında “mahallenin aşiftesi” siyah benekli beyaz kediye “ Nataşa” adını uygun görmüştük nedense. Nataşa’nın önüne

Kedileri bekleyen tehlikeler…(15)

Geri kalmış ülke politikacıları dünyanın her köşesinde, “Önce politikacı, sonra insan, daha sonrası hayvanlar” tezini savunuyorlardı. Çünkü

Peri Bacası yıkan başkan (14)

Hristiyanlık öncesi dönemde Güzel Atlar Ülkesi adıyla bilinen Kapadokya yöresinin tarihi ve kültür varlığı olan peri bacalarından birinin yıkılması demek, tarihin “yıkılması” demek. Tarihin “silinmesi” demek.

Katliama müthiş tepki var..(13)

Kütük haline getirdiğiniz o ağaç gövdeleri cehenmem ateşiniz olur inşallah

Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu.

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Yumuşak yürekli olacağını sandığımız bayan başkan “demir yumruklu leydi”yi oynamaya başlamıştı bile….

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Yavrular yavaş yavaş serpilmeye başladığı için sorumluluğumuz artmış durumdaydı.

Pembe memeli kedi… (8)

Patitan’da derin bir sessizlik hakim. Bu,  halkın kedileri benimsediği anlamına gelmiyor. Homurdananlar var, ama aile olarak bizler “duymazlıktan gelelim,

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri