Son Dakika
17 Kasım 2018 Cumartesi

Bebelerrrrr… (7)

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

17 Eylül 2018 Pazartesi, 00:52

Bebelerrrrr… (7)

 *Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Balık akvaryumda ne kadar mutlu olabilirdi ki? Ya da, kafesteki kuş ?

 ———-

Veeee…

Bir sabah, hurda arabanın bulunduğu taraftan Mernuş’un sesini duyduk…

Minik kedi miyavlamalarıyla beraber.

Heyecanlanan eşim elinde su kabıyla, acele koştu.. Ben ise dairemizin penceresinden merakla bakıyordum.

Ve “Mernuş gelmiş. Hem de dört yavrusu ile” diye seslenen eşim, sevinçten yerinde zıplıyordu.

Zıplamasın da ne yapsın? Kayboldu gözü ile baktığımız Mernuş, dört yavrusu ile döndüğüne göre, sitemizde nüfus patlaması var (!) demektir.

Bu,  şu  anlama geliyordu. Patitan’daki işimiz çok zor demekti. Hatta bir başka varsayıma da inanabilirdik:

“Başımız iyice derde girecek, bunu aklımızdan çıkarmamalıyız..”

Tek bir kediyi beslemekten bile korkan bizler, tam bir sürprizle karşı karşıyaydık o anda.

Dört yavruyu emziren Mernuş iyice güçten düşmüş durumdaydı. Hurda aracın altındaki evinde, yavrularına adamıştı kendisini. Yemeğini yiyor, sonra yan gelip yatarken yavrular Mernuş‘un memelerine saldırıyorlardı. Saldırmak değil her an hücüm ediyorlardı.  Yavruların beslenmeleri sırasında Mernuş‘un bazen başını yana çevirip, kıs kıs güldüğünü sanıyorduk.  Belki de mutluluktandı…

Mernuş, hem kendini hem de yavrularını beslediği için; veteriner Duygu hanımın tavsiyeleriyle bilgilerini takviye eden eşim, yiyecekleri artık çeşitlendirmek zorunda kaldı.

Yeni bir bir beslenme rejimine geçirildi .

Ben genellikle tavuk satan şarkuterilerin devamlı müşterileri arasındaydım artık.

Yavruların serpilmesi ve sütten kesilmelerinden sonra işler oldukça kolaydı.

Tabii lafın gelişi bu. Daha sonra anlıyoruz ki, kedilerin beslenmesi hiç de öyle kolay değildi.  Onlara ciğer, ya da tavuk parçaları almak için yaz kış demeden, biraz da iyisini bulmak için göbek çatlatmak, gizli saklı köşelerde yemeklerini zamanında vermek gerçekten güç ve maharet istiyordu.

Herkesin aklına “kedilerin kalabalık sitelerde beslenmesi ne kadar doğru” sorusu geliyordu haklı olarak.

“Özel yeriniz değil, tapulu malınız değil, başkalarının ortak kararı olmadan, ortak bir alanda  bu kedileri beslemek haksızlık değil mi? Üstelik beş tane oldular…” diyenler çıkabilirdi.

Hatta “Peki neden eve almıyorsunuz” diyenler de olabilirdi.

Hangi hayvan olursa olsun, tüm hayvanların doğal ortamlarında yaşamalarının doğru olduğuna inanıyordum. Hala da bu düşüncemin arkasındayım.

Balık akvaryumda ne kadar mutlu olabilirdi ki?

Ya da, kafesteki kuş ?

Filin hayvanat bahçesinde çok mutlu olduğunu söyleyen çıkabilir ama tartışılabilir.

Hele su kaplumbağasını minnacık bir fanus içine koymak, onu ömür boyu hapse mahkum etmek değil de nedir?

Kaplumbağa dedim de aklıma geldi. Bizim evde altı yıldır yaşayan bir su kaplumbağası vardı. Hem de serçe parmağım kadarken misafir olarak eve geldi. Kocaman kızımın, ufacık konuğuydu.

Yaz tatiline çıkan bir arkadaşının bakması için emanet ettiği ve odasındaki masa üstüne koyduğu bu minik su tosbağası sevimli mi sevimliydi.

Adını Necati koymuştu arkadaşı nedense.

Neden Necati o da pek bilmiyordu ama sevimli bir erkek su kaplumbağasıydı. Ufak bir fanus içinde bizim evde yaşamaya devam ediyordu.

Ne kediler onu görebilir, ne de o kedileri. Hayvanlar aleminin iki ayrı dünyasında birbirlerinden  habersiz yaşıyorlardı..

Bizim dünyamızda ise koskoca bir yer işgal ediyorlardı

Necati’nin evde geliştikten sonra doğaya bırakılmasını, özgürlüğüne kavuşmasını çok ama çok istedim . Necati’nin bizim evde çok rahat olduğunu biliyordum, çok mutlu olduğunu ise asla sanmıyordum.

İşte bu nedenlerle Mernuş ve yavrularını doğal ortamlarında korumanın doğru olduğuna  inanıyordum.

Minik yavrularına aşırı sevgi gösterdiğimizi sonradan farkettik..

Mernuş, pabucunun dama atıldığını sanıyordu galiba.

Pabuç deyince unutmadan söyleyeyim.

Bizim Mernuş’un her yanı kahverengi.. Pırıl pırıl parıldar.. Ama ayakları, yani patileri siyahtır. Siyah çizmeli kedi de diyebilirsiniz eğer benzetme yapmak istiyorsanız.

Tabii “siyah pabuçlu Mernuş” da…

Bizim sevgi bölünmüşlüğümüzü yanlış yorumlamayan Mernuş, pabuçlarının dama atıldığını hissetmekte pek de haksız sayılmazdı hani. Yeni doğan yavrularla birlikte bizim sevgimizin ikiye değil, beşe bölündüğü ortadaydı.

Çünkü Mernuş, yavrulara karşı gösterdiğimiz bu aşırı sevgi ve fazla ilginin dozunu anlamış olmalı ki, zaman zaman yavrularına hırçın davranışlarda bulunmaktan geri kalmıyordu.

Tıpkı tek çocuklu bir aileye ikinci kardeş gelmesinde olduğu gibi. Yeni geleni, diğerinin içine sindirememesi gibi. Doğal bir kıskançlık içgüdüsü.

Mernuş’un kıskançlık duygusunu yoğun bir şekilde yaşadığını, bu nedenle minik yavrularına yanlış yaptığını farkedip, tavrımızı, ilgi ve sevgimizi dengelemek zorunda kaldık.

Yavruları daha az sevmemiz gerektiğini anladık açıkcası.

Veya sevgimizi belli etmemeyi…

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

https://www.haberhurriyeti.com/mernus-kimden-hamile-kaldi-6-227771.html

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO