Son Dakika
09 Ekim 2018 Salı

15 Haziran 2018 Cuma, 00:29
Beyhan Biçkin
Beyhan Biçkin [email protected] Tüm Yazılar

BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!!!

Seçim furyası başladı ya, gündemi değiştirmek için, derbi maçlarına filan hacet kalmadı, şükür!! Üzerine bir de bayram telaşı gelince, demeyin milletin keyfine.

Ne, hergün verdiğimiz şehitler, ne de yaklaşık on günde bir canına kıyan poliscanlar, ne de hala malul sayılmadığı için feryat eden can gazilerim kimsenin umurunda değil… Diye başladığım yazım, sonuna gelemeden 3 polis can daha canına kıydı. Bunu da eklemeden geçemedim.

Her bayramda yazıyorum, ” kusuruma bakmayın ama neyin bayramı?” diye soruyorum. Gözler kör, kulaklar sağır, diller lâl olmuş, buna dayanamayan vicdan, kahrından yok olmuş.

Şimdi yok olan vicdandan mı, yoksa vicdanı yok olanlardan mı başlasam bilemedim.

Ben elimdeki örnekleri yazayım, gerisine siz karar verin. Böylece kimse bana kızmamış olsun.

İlk örneği, malul sayılmayan gazilerden vermek istiyorum. Evet yanlış okumadınız, bizim memlekette, malul sayılmayan gazilerimiz var. Neden biliyor musunuz? Çünkü avrupanın kıskandığı!! canım memleketimde , terörün olmadığı bir zamanda, taaaa 1953’te çıkarılan bir yasa nedeniyle, hala SGK’nın sağlık kurullarında yaraları santimle ölçülerek %40 uzuv kaybı olmadığı için terörle mücadele yaralandığı halde “GAZİ” sayılmayan ve haklarını arayan 19 bin malul sayılmayan gazilerimiz var.

Bu konu hakkında  yazı dizisi hazırladığım için sadece ön bilgi veriyorum. Vicdanı olanların yüreğini sızlatacak detayları orada yazacağım, ama şunu bilin ki, bu malul sayılmayan gaziler terörle mücadelede yaralandılar ve hala vücutlarında şarapnel parçaları, kalbinde kurşun ile yaşamaya çalışanlar var aralarında. Eğer buna yaşamak denirse tabii ki.

ŞİMDİ VİCDANI OLANLARA SORUYORUM, DEVLETİN ASKERİ/POLİSİ, DEVLETİ İÇİN GÖREV BAŞINDA YARALANINCA NEDEN GAZİ SAYILMAZ?

İkinci örnek polis canlarımdan. Aynı tarz da yazılmışiki farklı şehirden, iki uyarı var.

Buyrun okuyun, bakalım siz de benimle aynı düşünceyi paylaşacak mısınız?

”164, 168 noktasında ki görevli arkadaşlar kendilerine verilen arac plakaları dışındaki araçları içeri almasınlar, o plakalar dışında içeride arac görürsem işlem yaparım nöbetci içeri kimin içeri girdiğinden çıktığından sorumlu sadece gelip kulubede oturup saatimi doldurup da gideyim mantığındaki nöbetçi istemiyorum uğraşırım o adamla haberi olsun”

Biraz sinir olsam da imla ve anlatım hatalarını göz ardı edip,  sadece üsluba değinmek istiyorum.

Bu yazıyı yollayan bir emniyet görevlisi.

Hitap ettiği mahallede oynayan çocuklar değil, muhtemelen kendisinden yaşca çok daha büyük olan meslektaşları. Güvenlik nedeni ile uyarı elbette yapılır, yapılir ama bunun bir adabı olmalıdır. Ne yani Cumhurbaşkanı gelse, listede aracın plakası yok diye içeri mi alınmayacak?  Hadi nöbetci arkadaş içeri aldı, ”vay nasıl alırsın” diye uğraşacak mısın?

Tabire bakar mısınız ”uğraşırım o adamla haberi olsun”.  ”Pardon ama sen kendini ne sanıyorsun” demezler mi? ”nasıl uğraşacaksın” demezler mi? ”bu tehdit değil mi” demezler mi? ”Bu tür uyarıyı hangi polis okulunda, hangi derste gördün” demezler mi?

Amirsen, memurunu uyarma konusunda elbette bir yetkin vardır. Ama öyle mahalle kabadayısı gibi, herkesi zan altında bırakan suçlama ile, tehdit ile amirlik olmuyor komiserim kusura bakmayın. Arzu ederseniz,  gönüllü olarak,  İş motivasyonu konulu bir seminer düzenleyebilirim size.

Diğer uyarı daha vahim. Çünkü konu sağlık.

” Önemli bilgi notu, Birimimizde çalışan personelin dikkatine: Tüm sağlık  raporu alan personel (özel durumlar hariç) 2016/31 nolu genelgeye istinaden usul ve fenne gönderip uygun ise hastalık iznine çevrilecektir, bu rapor alanların çetelesinin personel büro ve dolayısı ile personel şube tarafından tutulacağı ve hiç bir zaman bu çetelenin silinmeyeceği, bu kritik günlerde görev yoğunluğumuza rağmen gereksiz rapor alanların, bilerek veya bilmeyerek devletin işleyişini sabote etmiş olduğu tüm personele bildirilmesi, rapor alan personelin, raporunu aldığı gün bizzat personel büroya raporunu getirecek ve usul ve fen yönünden hastaneye sevki sağlanacaktır.

Konunun tüm birim amirleri tarafından takip edilerek her hangi bir aksaklığa sebebiyet verilmemesi hususunu rica ederim, Personel Büro Amirliği”

Yani kısaca, aba altından sopa göstererek ”hasta filan olmayın, bizi eksik personel nedeniyle doğacak soruna çözüm aratmak zorunda bırakmayın” diyorlar.

Sormak istediğim tek şey:

TEHDİT DIŞINDA SORUNLARA ÇARE ÜRETMEYİ HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

Üçüncü ve en acı  örnek yine poliscanlarımdan.

Son bir haftada 4 poliscan canına kıydı. Farklı iller, farklı yaşlar. Emekli poliscan da var aralarında. Ben şahsen çok merak ediyorum bu yüzden A’dan Z’ye tüm yetkililere sormak istiyorum:

SİZ , HİÇ Mİ MERAK ETMİYORSUNUZ, BU İNSANLAR MÜBAREK GÜNDE NEDEN CANINA KIYAR? VİCDANINIZ HİÇ Mİ DÜRTÜKLEMİYOR SİZİ, ”BİR ARAŞTIR BAKALIM NE ÇIKACAK ALTINDAN” DİYE.

Ve gelelim işin bayram kısmına. Malum seçim çalışmaları son sürat devam ediyor. Yazılı ve görsel basın, dikkat çekecek konular üzerinde duruyor. Kim nerede, ne dedi, cevap ne geldi. Peki ya her gün verdiğimiz şehitler? O şehitlerin ocağına düşen ateşler?

Toplarsak, 19 bin malul sayılmayan gazi, amirlerin olağanüstü çabası ile mobing (psikolojik şiddet) uygulanan polisleri görmeyenler, duymayanlar, söyleyemeyenler, kokusuna doyamadan, kara toprağın koynuna konan evlatlar.

Hala bayram kutlamak isteyen varsa buyursun kutlasın. Ben bayramı, malul sayılmayan gazi kalmadığında, poliscanlarım amir baskısından kurtulduğunda, artık şehit haberi almadığımda kutlayacağım.

CAN GAZİLERİMİ, YÜREK YANGINIM ŞEHİTLERİMİ SEVGİ, SAYGI VE MİNNETLE ANIYORUM.

www.haberhurriyeti.com / BEYHAN BİÇKİN KOZANOĞLU

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO