Son Dakika
20 Eylül 2018 Perşembe

18 Ağustos 2018 Cumartesi, 16:07

İlk kitabı Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne uygun bulunan Çağla Meknuze’nin, 26 şiirden oluşan kitabı tam bayramlık…

 “… Bırakırken kendimi / en ücra köşelerine bu kentin / yalnızca cesedimi bulun istedim / kimliksiz / kalpsiz // ellerimden tanırdınız belki / kesilmiş özenle şeytantırnakları / törpülenmiş / tam bir hanımefendi // bir uçurumdan mı düşmüşüm? / düşürülmüş? / korkunç bir trafik kazası / kaderin son modası / kalıntılarımdan tanırdınız belki / yumuşacık / pürüzsüz tenim / tam bir hanımefendi // zehirlenmiş miyim? / bedenim erimiş / dudaklarımdan tanırdınız belki / son sözünü defalarca söylemiş / nasıl da kibar / pek tabii / tam bir hanımefendi // Bir kimliksizin ölümü / değiştirecek belki sizi / şükrederken dinginliğinize / ‘gözleri’ diyeceksiniz” / yok / çıkaramayacaksınız / hiç görmediniz / nasıl kocaman bakıyorum / yalnızlığıma // konuşursunuz ardımdan yine / erkek erkeğe / keşke en çok nerelerinizden / sevseydim her birinizi // tesellinin böylesi / tam azize ölünecek yaşta / yaşasa başa bela…” (sy.9, 10,11)-(*).

           “… Sürerken izimi / bir şiirle karşılaşabilirsin / düşmüştür içimden / kim bilir ne zaman / fark ederim yokluğunu / kim bilir nasıl bulursun // ben ararken eksik parçamı / sen sorarken imzayı / bulur muyuz birbirimizi? // bir şiirden çıkarılır mı portrem? / daha neler geçecek yüzümden / o bakış aynı kalır mı? / insanlar içinde bir sesi var / her insanın / sözcüklerim çarpınca sana / yankılanır mı? // tanıyabilecek miyiz birbirimizi? / bir gün bir sokakta / ben ararken şiiri / sen peşindeyken imzanın // değmeden geçmeyelim birbirimize / sürersek izimizi…” (sy.24,25)-(**).

           Günlerin tekdüzeliğini bozan kitaplar yetişiyor insanın imdadına. Bir durumu dönüştürmenin süreci, onun yıkımını ve yeni durumun oluşunu sağlar. İçsel bir devrim mi söz konusu olan? Kişiye göre farklı mı, harareti, coşkusu, sarsıntısı? Bilmem ama benim için kitaptan kitaba geçerlilik kazanıyor zaman ve atmosfer değişiklikleri. Bana, bu satırları yazdıran da anlamlı şiirlerle yüklü, genç bir şaire ait bir kitap: “Azize’nin Ölüsü” (****).

Çağla Meknuze’ye ait, 26 şiirden oluşan ve ‘2015 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne uygun görülen bir şiir kitabı… Şiir adedini belirttim, çünkü kitapta bulunan toplam şiirlerinde bulunan bütünlük havası, okuyan okurlara ve şiir yazan tüm emekçilere, şairimizin genç yaşta sağladığı mükemmeliyetçiliğini ve şiire duyduğu saygıyı gösteriyor. Ben çok beğendim, bu beğenimin yanı sıra uzun şiir yolculuğunda güzel, kuyumcu işçiliğiyle kotardığı ürünler vereceğinden eminim. Şunu da belirtmek isterim, bu sayfaya alıntıladığım iki şiirin dışında, bu şiir kitabında beğenilesi 24 şiir daha var…

Serin güz hükmünü pekiştirirken, sıcak şair selamıyla imzalı kitap, zamanıma sunulmuş armağan sayılmaz mı? Sayılır. Söylenecek sözlerin derdine kapılmış içindeki kemirgenlerle başa çıkmaya kararlı insanlar, eminim kırıntılar bulur, bulacaktır şiirlerde.

Bir genç insanın varsıllığı, ilk şiir kitabı olmanın izlencesi ve kazanılan ödül, sanırım bana beğendiğim (ki, tüm şiirler benim açımdan bu kategoride),  bu sayfaya almam gerekliliğinde bir şiir kontenjanımı daha vurguladı! Ve bu şiirde içten içe bir tür devrimci düşünce var. Kişilerin hemen her şeyi ‘iyimser’ duygularla betimlemesi, yaklaştığımız acı sonu kısa ve öz olarak vurgulanması açısından, şair kişimizi bu kısa şiirle çok şeyi anlattığı için bir kez daha kutlarım…

“… İstanbul’un yükselişi / yirmi milyon insan / göğü delen beton // İstanbul dev şantiye // yaşıyorsak bu çukurda / evrimidir İstanbullunun / Orhan Veli’den bu yana…” (sy.33)-(***).                                                                            

          “… Nasıl kocaman bakıyorum / yalnızlığıma / konuşursunuz ardımdan yine / erkek erkeğe…” (*). Düşüncelerimin, bu şiir mısraı ve yaratılan maske ile savrulduğu bir an! Çünkü arkadan konuşmak sanırım bir erkeğe yakışmaz. Oysa ve ancak dedikodu amacını taşıyan bir konuşma olur ki bu da hanımlar arasında olur düşüncesindeyim. Fakat şair kişimiz, bu liriksem hazzı yaratan şiir, bu dedikoduyu varsıllığında betimleyenlere, adeta bir tür tokat gibi savuruyor. Şunu söylemek gerekirse; Varoluş serüveninin, gerçekte çevresel ve özdeksel baskıdan/basınçtan kaynaklanan trajediyle örtüştüğünü algılamamıza suflörlük ediyor ‘Çağla Meknuze’nin şiiri.

“… İnsanlar içinde bir sesi var / her insanın / sözcüklerim çarpınca sana / yankılanır mı ?” (**). Bilinç denen şey hayatın dönüşümlerini algılayıp, iyi okuyabilme dinamosu mu? Sonrasında iyi aktarabilme… Yoksa başka bir uyanıklık hali mi, o yönlendirici ‘refleks’? Yaşamakla yaşananı anlamlı kılmak arasında, ince ayarlı nakış belleten? ‘Hayat’ adına elbette…

“… Yaşıyorsak bu çukurda / evrimidir İstanbullunun…” (***).  Endüstrinin kötülüğünü, yarattığı kaygıyı, bireyi sindirişini bir kez de onun hassas tanıklığından okuyabiliyoruz, bu şiirin mısralarında olduğu gibi. Bu dizelere vuran duyu dalgalarından sızıyor, ezikliğin belirtisi, hicran. Sorumluluk ve suçluluk unutulmuş, kayda alınmazken günümüz değer kriterlerine göre. Duymak ve yansıtmak önce şiire düşer çünkü. Her zaman olduğu gibi. Şiir, sözcüklerin devrimci gücüdür, düşüncesini us’ ta demirletiyor…

Elime geçtiği gün bu şiir kitabı, yüzeysel birkaç şiire bakmakla yetindirdi beni! Oysa daha nitel ve inceleyerek baktığımda tüm mısralara, oylumlu bir şiir kitabıyla karşılaştığımı hissettim. Ve gün boyunca süren us’ umda, kendimce iç savaşıma yenik düşüp, saatlerce ‘Azize’nin Ölüsü’ isimli bu şiir kitabına yöneldim… Dahası, günlerin kısalarak, okuma günlerimin uzadığı bir güne denk geldi okuma uğraşım. Evin her tarafını, elimde zaman dostu nesneyle (bir şiir kitabıyla), dolaştım/kullandım yine. Salon, mutfak, balkon ve diğer odalar… Şiirin böylesine zaman ve mekân tuttuğunu, söylenip duruyordum zaten.  Kanıtlandı bir kez daha; şiir hayatı ören bir ağ. “…bir kimliksizin ölümü / değiştirecek belki sizi / şükrederken dinginliğinize… “ (sy.10)-(*). Bu duygular içeriğinde yazılan ve okuyana lirik duygular yükleyen, bu şiir kitabının manifestosu, bıraktığı hazların yanılsamasını benimsetir okuyana…

Azize’nin Ölüsü’ şiiri, kitaba ismini verdiği gibi, özellikle de üzerinde durulası geldi bana. Kitapçı raflarından alıp sayfaları kolaçan edeceklerin ilk uğrayacakları dizelerdir belki. Bazı sözcükler ‘tavaf’ edilmektedir çünkü söylemin perçinlenmesi adına. Burada da “…kalıntılarımdan tanırdınız belki…” (sy.10)-(*) terimlerinden şimşekler çakacaktır. Öyle ya, okura düşürülen imgelerin kaç anlamı var acaba? Bulabildiğim yanıtlar yetersiz kaldı! Bu nedenle okura bırakmak, düşünceleriyle yoğunlaşanları görerek o hazzı duyumsamak…

Şiir kişisinin mi, şairin mi yenilgisi bu? Diye soracaktır okur. Zira baştan sona söylemi zorlu kılmış yönler, hayatın dehşet ve şiddet ortamlarından beslenmektedir. Yorgun bir şiir mi, yoksa yorgun bir hayat mı, kendini dile taşıran?

Ezcümle, son bağlamda söyleyeceklerim; ‘Çağla Meknuze’, yazmış olduğu bu şiir kitabıyla eminim ki nice genç şair, almış olduğu gençlik ödülü ile birçok kişiliklere örnek olacaktır. Kendisini kutlar, başarılarının devamını ve her zaman yolunun açık olmasını dilerim…

Meraklısına; Şairimiz, yazmış olduğu bu şiir kitabıyla ‘2015 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ (Dikkate değer) ‘nü almaya hak kazanmıştır. 1985 yılında İzmir’de doğan şair, İletişim Fak. Mezunu olup, TV. Kanallarında muhabir, editör ve prodüktör olarak görev yapmıştır. ‘Yasakmeyve’ yayınlarından çıkan bu kitabı, şairin ilk şiir kitabıdır. ’26’ şiirden oluşan kitap, ‘44’ sayfadır.

 

 

 

 

 

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir