Son Dakika
16 Ekim 2018 Salı

AYILAR GİREBİLECEK Mİ?

‘Olayı; Doğal Değer mi, Ekonomik Kaynak mı Gözetiliyor?’ diye merak ettik. Doğa-İnsan odaklı umudumuz az da olsa vardı. Yola öyle çıkılmış ama her nasılsa ‘Ekonomi-Kalkınma’ odaklı demirlenmiş. Anlayacağınız; Ayıların bile para etmedikleri sürece ormana girişi imkansız gibi.

09 Ağustos 2018 Perşembe, 16:29

Ormanlar 5 yıl boyunca kullanılması için şirketlere satılacak.

Ormanı alan holdingler artık kendi bölgelerine bırakın vatandaşı isterlerse ayıyı bile sokmayabirler yani.

Düzenlemeyle birlikte, artık ormanlardaki canlı ve dikili ağaçlar ‘orman ürünü’ sayılarak piyasaya sunulacak.

Bir ağacın orman ürünü olabilmesi için, Orman Genel Müdürlüğü tarafından işlenip ‘tomruk’ haline getirilmesi gerekiyordu geçmişte oysa.

Anlayacağınız;

Artık Orman Genel Müdürlüğü ormanları gençleştirmek ya da seyreltmek amacıyla orman ağaçlarını kendisi kesip, işleyip satmayacak.

Bunun yerine;

Seyreltme veya gençleştirme yapmak istediği ormanları ihaleyle en çok parayı veren şirket ve holdinglere tahsis edecek.

Tahsis süresi bitti diyelim;

Aynı firma aynı yeri eğer isterse tekrar alabileceği gibi daha verimli gördüğü başka bir ormanlık alanı da bünyesine dahil edebilecek.

Ormanı ihaleyle alan şirketler, önceden işaretlenmiş canlı ağaçları diledikleri zaman kesip diledikleri gibi işleyecek ya da satacaklar.

Önceden işaretleyecek ya da işaretlenmesi gerektiğine hükmedecek olan noktası mı?

O da ‘Parayı veren düdüğü çalar’ doğal olarak.

Bölge sınırlaması yok.

Tahsisi bir kuruluşa holdinge verilmiş ormanda gezinip, deniz kıyısında isek çimip (yıkanma-yüzme), piknikleyebilecek miyiz?

Adamın kendi bölgesi.

Bırakın vatandaşı, dilerse ayıyı bile sokmaz.

Olay Dünya Bankası olayıymış aslında.

Araştırdım;

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Araştırma görevlisi araştırmış.

Kaynak o.

Bülent Duru.

‘Ormanların Özelleştirilmesi, Kıyılar ve Dünya Bankası

Doğal Değer mi, Ekonomik Kaynak mı?’ başlığı var araştırmasında.

Sonuç kısmında özetle şöyle izah ediyor olayı;

  • ”Dünya Bankası, yalnızca ekonomi dünyasını etkilemekle kalmıyor.
  • Bütün kamu yönetiminde ve bu arada çevre yönetiminde de geri çevrilmesi zor yapısal dönüşümlerin temellerini atıyor.
  • Hiçbir çevresel ve kültürel değer kaygısı taşınmıyor.
  • Kıyı ve orman alanlarının satışından elde edilecek gelirin ekonomik krizden çıkış yollarından biri olarak görülmeye başlanmış durumda.
  • Ekonomi ve kamu yönetimini Dünya Bankası ile diğer uluslararası finans örgütleri ilkeleri doğrultusunda biçimlendirme süreci var.
  • Süreç; Kredi verilen ülkelerin kamu yönetimlerini yeniden yapılandırma, devleti küçültme, kamu giderlerini azaltma, özel sektör yönetim tarzını kamu yönetimine yansıtma ve en önemlisi özelleştirme uygulamalarını hızlandırma içeriyor.
  • Banka Türkiye’nin ormanlarını, bu arada -ormanların büyük bölümü kıyı alanlarında bulunduğundan dolayı- kıyıları da satılması gereken alanlar olarak öneriyor.
  • Bankanın çevre birimlerince hazırlanan ve “doğa-insan” odaklı olması beklenen raporlar aslında yalnızca “ekonomi-kalkınma” odaklı.
  • Dikkati çeken şeylerden biri;
  • Devletin bu alanlardaki işlevinin oldukça azaltılmış, yalnızca eş güdümün sağlanması, yönetimin aksamaması için uygun koşulları yaratmakla sınırlanmış olduğu.
  • Kimi yerlerde, bu alanların yönetim sürecinde kamu kurumlarının ve özellikle de yerel yönetimlerin önemli rolleri bulunduğu belirtilse de uygulamada özel kesim daha ağır basacak.
  • Özellikle az gelişmiş ülkelerde, merkezi ve yerel yönetimlerin çok da etkili olamadığı, yönetimin işleyişinde türlü sorunlar bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, özel kesimin güçlü bir aktör durumuna gelecek.
  • Banka, orman ve kıyıları -tıpkı çevre politikalarında olduğu gibi- ekonomik kalkınma çerçevesinde ele alıyor.
  • Buradaki sıkıntıları ekonomik kalkınmanın önünde bir engel oluşturduğu ölçüde bir sorun olarak görüyor.
  • Doğal ve kültürel değerlerin korunması, yok olmakta olan canlı türlerinin koruma altına alınması, ancak ekonomik kalkınmaya katkı sağladığı ölçüde gündeme geliyor.
  • Bu alanlardaki doğal yaşamın, doğal değerlerin korunması ikinci planda.
  • Ormanların korunması ve işletilmesi ile ilgili politikaları içeren belgede de buraların ekonomik potansiyelinin çevresel değerlerinden daha
    önemli görülüyor.
  • Önerilerde;
  • Çevresel değil, ekonomik bakış açısı egemen.
  • Rekabetin önündeki engellerin kaldırılmasının, devlet müdahalesinin sınırlandırılmasının, pazar araçlarından yararlanılmasının gündeme getirilmesini ve “kirleten öder”, “özel kaynak muhasebesi” gibi ilkelerin önerilmesi bundan.”

Anladığım şu;

Ayı için bir giriş ayrıcalığı ihtimali söz konusu gibi sanki.

O da ‘para edip etmediğine’ bağlı!

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO