Son Dakika
20 Temmuz 2018 Cuma
22 Temmuz 2017 Cumartesi, 17:00
Hulusi Şener
Hulusi Şener hsener@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Aslını gizleyemez insan giydiği kaftanlarla

Cahil ve çıkarcı sözde din adamlarında ahlâk, vicdan, merhamet hatta vatan, millet sevgisi dahi yoktur.

ASLINI GİZLEYEMEZ İNSAN

GİYDİĞİ KAFTANLARLA…

Sevgili okuyucular,

Dünyamız büyük bir değişim içinde. Bunu değişimi bilimde, sanatta, kültürde, siyasette hatta bir çok konuda görüyoruz. Bu değişimlere  duyarsız kalan toplulukların/milletlerinde geri kaldıklarını yine üzülerek görüyoruz.

Kim bu topluluklar? derseniz, şu islâm alemine bir bakın görürsünüz..

Çağdaş gelişmelere asla karşı olmayan İslâm dini bir takım cahil ve çıkarcı hoca-imam,molla, şeyh gibi  gerici kimseler tarafından islam dinini yanlış yorumlamalarından Müslümanların bir kısmı çağdışı bir yaşam içine itilip cahil bırakılmışlardır.

Başı sarıklı, sırtı kaftanlı, kıçı şalvarlı, göbeğine kadar uzun sakallı ve ayağı terlikli bu cahil, yalancı, çıkarcı sözde din adamları islâm aleminin gelişmesine-uygarlaşmasına ve refahına mani oldukları yetmiyormuş gibi, Cihad fermanları verip, cennete gitme ve bakire Hurilerle evlendirme vaadlarıyla kandırdıkları gençlere masum insanları hatta kendi din kardeşlerini dahi katlettirmekteler. Hatta bu katliamlar cami gibi kutsal ibadet yerlerinde bile yaptırılmakta.

Bakın Mehmet Akif ne diyor bu cahil takımına,

“Aslını gizleyemez insan, giydiği kaftanlarla

 Bilmez ama kendini kandırır, söylediği yalanlarla.”

……

 Dikkat edilirse cahil ve çıkarcı sözde din adamlarında ahlâk, vicdan, merhamet hatta vatan, millet sevgisi dahi yoktur. Bu tiplerin benzerleri bizim Kurtuluş Savaşı sırasında Amerikan, İngiliz mandacılığına razı olmuş Mustafa Kemal Atatürk’e ve silah arkadaşlarına karşı çıkıp, öldürülmeleri konusunda fetvalar vermişlerdir.

Kurtuluş sonrası, “ Din bir vicdan meselesidir.Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz ” diyen Atatürk, bu tip cahillerden halkımızı kurtarmak için cemaat/tarikat faaliyetlerini yasaklamış, halkın dinini daha kolay anlayabilmesi içinde Kuran’ı kendi dilimize çevirtip din ile devlet işlerini ayırarak din’in siyasete alet edilmesini önlemiş hatta bilgili din adamları yetişmesi için İlahiyat fakülteleri kurdurmuştu.

Fakat dün olduğu gibi bugünde ahlâken gelişmemiş çıkarı ön plana almış ahlâk, vicdan yoksunu günümüzün bir takım sözde din adamları bugünde Atatürk ve arkadaşlarını dinsizlikle itham etmekte, O büyük önderin kurduğu çağdaş, laik cumhuriyete karşı çıkmaktalar.

*  *  *

Atatürk’te Tanrı-Allah inancı

Sevgili okuyucular,

Atatürk’ü dinsiz, islâm düşmanı diyerek hakaretler yağdıran soytarıların sayısı dikkat ederseniz devamlı artıyor. Sırf maddi çıkar veya koltuk/makam kapma amacıyla Atatürk’e, çağdaş cumhuriyete ve laikliğe karşı olanların arasında ne yazık ki, Atamızın kurduğu çağdaş cumhuriyetin imkanlarıyla okuyup ırgatlıktan kurtulup aydın, bilimadamı, ilahiyatçı ve siyasetçi olan kimselerin bu güruh takımında yer almaları çok çirkin ve iğrendirici.

Bakınız Kültür eski bakanlarımızdan N.Kemal Zeybek’in “ Atatürk’te Tanrı-Allah inancı “ başlıklı  güzel  bir yazısı var. Bu yazıdan bazı satırlar aktarmak istiyorum. Sayın Zeybek’in, “ Sultan Selim’den başlayan, Sultan Süleyman’dan gelen ve gittikçe karanlığı artan bir İslam yorumu Türk’ü akıl ve bilim’den uzaklaştırdı. İlerlemeye ayak bağı, gerilemenin temeli oldu ” dediği yazısının dikkat çeken bölümleri şöyle;
“ -19. ve 20. Yüzyılda birçok aydın bu gerçeği gördü. Akif ki İslam’a mümindir, o da gördü ve safahatta acı acı anlattı. İki temelde dinin yeniden yorumlanmasını istedi ve,“ Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” dedi.
-Atatürk’ün Kurtuluş ve Kuruluş Savaşında uğraşlarının temelinde akıl ve bilim vardır. Türkiye’deki Türk Devletini yeniden yapılandırırken de temel yol gösterici olarak bilimi koydu: hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir, fen’dir…

-Atatürk Türklerin çoğunluğunun dini olan İslam’a ve onun elçisine sevgi ve saygı ile yönelmiştir. Ancak, yaşayan din ile Türk’ün çağı yakalayamayacağının da bilincindedir. Dinin temellerine dokunmadan bir takım onarımlar yapılmasını ister:
-Cuma hutbelerinin Türkçe yapılmasını ister.Kuran’ı Türkçeleştirir ve yorumlu olarak yayınlatır. Sonraki bütün anlam ve yorumlara kaynak olan Elmalılı Hamdi Yazır’ın eseri böyle ortaya çıkar. Din görevlilerini Kuran’ın anlamını bilmeye özendirir.

-İslam Elçisi konusunda övücü sözler söyler ve okullarda okutulan Tarih Derslerinde Elçinin uğraşları, savaşları ve İslam Tarihi konusunda bilgiler verilir.

-Atatürk’ün İslam’a ve dinlere bakışını kendi düzeylerinde görmek isteyenler ona din karşıtı, dinsiz, pozitivist gibi yakıştırmalar yaparlar. Böyle olması doğaldır, çünkü Atatürk onların inandığına inanmaz.

-Atatürk’ün bir anı kitabı var. Doğan Kitaptan yayınlanmış. Anlatan Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu… Bu kitaptanda bölüm sunalım:
“ Atatürk, Atatürk Orman Çiftliğindeki ağaçları görmeye geldiği bir gün, bir kayısı ağacına gözü takılır. Olgunlaşmış kayısılardan birkaç tane koparıp eliyle ovalayıp temizleyip yemeye başlar ve der ki:

“ Oh, oh ne kadar da güzelmiş, Allah’ın hikmetine bakın, neler yaratıyor neler. İnanmayan kâfir’dir.”

İşte dinsiz, islâm karşıtı denilen Mustafa Kemal ATATÜRK bu.

Aslında “ Haram besmele ile yenirse helâldir “ diyenler, Atatürk’ün kurduğu yüksek okullarda okuyup bilimadamı, ilahiyatçı olupta Atatürk’e ve kurduğu çağdaş, laik cumhuriyete karşı çıkanlar dinsizdirler ve islâm düşmanıdırlar.

HULİSİ ŞENEL/ e-posta:hulusisenel@yahoo.com

………………………………………….

SEVDİĞİM SÖZCÜK

“ Kendi ayıbını gören kişiye  ne mutlu.” Mevlâna

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir