Son Dakika
16 Ekim 2018 Salı

20 Temmuz 2018 Cuma, 14:45

           “… Birbirini delice seven iki insanın arasına ne girebilir? Enkaza dönüşmüş bir evlilikten sağ çıkmak mümkün müdür? Hem, aşk ölümsüz müdür sahi?”. Sayfa girizgâhına, sevgili oyuncu dostum ‘Altan Gördüm’ ün, değerli yazar-yayımcı kardeşim ‘Sercan Gördüm’ e ait ‘Aşk Seninle Güzel’ öykü kitabının arka kapağına yazmış olduğu yazıdan, kısa bir alıntıyla girdim. Ve yine bu kitapta işlemiş olduğu öykü konusunu derinleştirmeden, yorumlamama açıklık getirecek kısa anekdotlarla devam edeceğim…

“… Bizim ilişkimiz başladığında sevgili olan okul arkadaşımız Halit’le, Sevda’yı hatırlıyor musun?Ne kadar komik bir nedenden ayrılıp daha sonra gurur yapmışlardı. Kaç gece ağladılar birbirlerinin ardından, ama bir anlık cesaret toplayıp, gurur ve kibirlerini hiçe sayıp birbirleriyle konuşmadılar. Birkaç sene evvel seninle Sevda’yı görmüştük markette. Halit’in o aman kızdığı huyundan daha beterine sahip biri ile evlendiğini ve ‘Sanırım Halit, bana ah etti’ dediğini anımsıyor musun?”(sy.58)-(*).

           Zaman, insanoğlunun tek düşmanı mı, yoksa gizli dostu mu? Doğumla ölüm arasındaki haz ve hüzün okyanusu mu yoksa? Çileyi de çareyi de sunan sonsuz yanılsama bahçesi. Ne?

Zamanı canlıyla buluşturan soyut kavşakta, yanıtlanması olanaksız sorudur bu. Ben yanıtlayamadım, yanıtlayamayacağım. Yaşamı belli bir evre içinde tutsak ya da özgür kılan, oraya, o amansız parantezin içine kaydeden güç, düşündürüyor bunları; belirsizlikler silsilesi… İnsanı ürperten şans ve/veya şanssızlık… Düşünmeden sormadan edemiyor insan; Belirsizlik ve belirsiz mevsimler içindeki sihri, rastlantı tanrısımı vurgulanmak istenmiş… Acaba! Kitaplarda ölmek… İle? Zaman denen zehir de panzehir de, zaman denen illet de otacı da aynı rastlantı tanrısının işi mi? Peki, rastlantının esin gücü, söz, ses perisi ‘Aşk’ mı? Ya da ‘Aşk’ın ulaştırdığı esin kaynağı ‘Sen’ mi? Ya da birleşen tümceyle ‘Aşk Seninle Güzel’ mi?

Çalışmasının gerek kurgusu ve gerek anlatım düzeniyle sevgili ‘Sercan Gördüm’, bu yeni romanıyla ve kendisine ait yayınevinde basılan ‘Aşk Seninle Güzel’ boyutuyla, edebiyat dünyasına bir kez daha merhaba diyor!

Doğada iki şey vardır tutunulacak; aşk ve aşkı anlatan, birilerine de en güzel biçimde algılatılan öykü… Her iki durumun ateşi, yani gücü şimdi’ dedir. Öncesi ve sonrası bilinemez. Okumam ilerledikçe, aynı soruların yanıtlarını, kendi düşsel-duyusal konumum üzerinde aradığımı ayrımsıyorum. Yazınsal ve öyküsel bir anlatımla, bir şeyler üretmenin düşünsel bağlamdaki boyutu, benzer olmasa da, paralel iç konumlardan geldiğini unutarak… İşte avunmama gerekçe;

          “… Leyla uzanırken Mustafa kitaplıktan bir kitap seçti ve okumaya başladı. Yazan insanlara hep bir saygı duyuyordu Mustafa. Kendisi gerekli haller haricinde mektup bile yazması gerektiğinde zorlanıyordu çünkü. Duygularını kelimelere dökmek zor geliyordu. Bazen çalışma masasının başında oturup bir şeyler karalamaya çalışırken bulurdu kendini…”(sy.75)-(**).

           Bu yeni kitabında ‘Gördüm’, bir yazarın bütün yazarlık anlayışını, algılatışını ve yaşanılası yaratısının tam olarak ortaya koyan romanlardan çok farklı duruyor.

www.haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO