16 Haziran 2016 Perşembe, 18:29
Beyhan Biçkin
Beyhan Biçkin bbickin@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Aramızda yaşayan insancıklar

beyhanbickin_haberhurriyeti

Biz yurtdışında yaşayanlar, uydu sorunu nedeniyle türk tv kanallarını ne yazık ki farklı izliyoruz. Mesela bilgi yarışmaları her ne hikmetse avrupa kanallarında yok. Onun yerine bol bol satış reklamları veriliyor. İzlediğimiz bir kaç dizi dışında genelde yorum kanallarını seyrederiz.
Ben mesleğim gereği toplumsal analiz yapacağım sevdasıyla arada evlilik programlarına bakar oğlu ve eşimle tartışırım. Oyun bile olsa, düzmece bile olsa eğer bir insan, kendi kişiliğini hiçe sayıp bu duruma düşmek için kamera karşısına geçiyorsa mutlaka kendisiyle bir sorunu vardır derim.
Mesela bana ömür boyu Türkiye’ye bedava uçak bileti bile verseler, yürüyerek gelirim vatanıma ama bu rezilliğin içinde asla ve asla yer almam.
Bir program var, Kısmetse olur. Daha önce de yazmıştım  yine yazmak istedim. Katılanların gerçek kimlikleri açığa vurulduğu halde seyreden sayısında düşüş olmayan bu programda, amacı belli olmayan egosu tavanda olan insancıklar birbirlerine sataşarak, kavga ederek, her hafta evden bir başkasına ‘’ aşkım, canım’’ diyerek sözde evlenecekleri kişiyi bulmaya çalışıyorlar. İşin acı tarafı ne biliyor musunuz? Her hafta bir kişi tam 10 bin tl değerinde bir çek alıyor. Bu çek yapımcıların babalarının hayrına verilmiyor tabii. Seyircilerin oylaması sonucu kazanılan para çek olarak oyunculara pardon katılımcılara sunuluyor. Geçen gün uzun süre Amerikada yaşamış görünüş itibari ile gayet düzgün bir insana benzeyen adam kılıklı şey hüngür hüngür ağlıyor. Ama ne ağlama. Resmen katılıyor ağlmaktan. Anası filan öldü sandım. Yok değilmiş. Ağzını yaya yaya konuşan hiç bir kıyafeti normal uzunlukta olmayan sözde nişanlısına kına gecesi yapıyorlarmış ona duygulanmış.
Programın formatı nasılsa, aynı evdekiler ha bire başkasına aşık oluyor. Canım bitanem, şapur şupur öpmeler sımsıkı sarılmalar, başka bir hafta bakıyorsunuz herkes eş değiştirmiş. RTÜK denen ne işe yaradığı belli olmayan kuruma mail yazdım, formatın toplumu sosyal ve psikolojik olarak nasıl etkileyebileceğini anlattım, cevap bile vermediler. Sanırım eğitim durumları ne yazdığımı anlamaya yetmedi.
Bir de Esracım var. Evlenen bir çift araba kazanacaktı. Kaybeden ‘’ zaten kazansaydım Mehmetcik Vakfına bağışlayacaktım’’ dedi. Esra Erol hiç düşünmeden ‘’ben bu bağışı senin adına yapacağım söz’’ dedi ve yaptı. Artık Esrayı seviyorum.
Ama programa katılanların da, başından sonuna seyredenlerin de psikolojik müdahaleye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Her biri ayrı yazı konusu olacak derecede sorunlu. Doğru dürüst konuşamayan pelteklği her ne hikmetse arada geçen biri kendisini ne sanıyor bilmem ama herkese ‘’ sen kendini ne sanıyorsun’’ diyor. Bu soruyu kendisine güveni olmayan benlik sorunu yaşayanlar kullanır genelde.
Kargaların intiharına sebep olacak sese sahip biri çıkıp şarkı söylüyor, sanırsınız mega star. Gelenleri prenses edasıyla geri yolluyordu meğer hanımın gönlü bir dizi oyuncusundaymıs. Onun gibi birini bekliyormuş.
Ben Urfa’da hıyar yetiştiğini bilmezdim. Onu da öğrendim. Cebindeki parayla insanlığı ters orantılı kişi boş teneke çok gürültü çıkarır misali konuşuyor, alkış kıyamet. Ama ne dediğini kendi bile anlamıyor o başka.
Bir de telefonla bağlananlar var. Kadın salya sümük ağlıyor. ‘’Ne olur ayrılmayın, vallahi tansiyonum yükseldi mübarek ramazan’’ diye. Allahım sen aklımı koru diyorum. O yükselesice tansiyonun neden şehit gelince yükselip de seni Allaha kavuşturmaz bilmem ki.
Herkes elindeki çamuru görmeden, birbirine çamur atıyor, sen öylesin, sen böylesin.
Ben, bu düzmece bile olsa dediğim olayları toplumsal yönden değerlendirmeye çalışırken sanırım kendim tedavilik olacağım.
Son 6 ayda 600’ü aşkın şehit vermiş bir toplumun bireylerini oluşturan bu insancıklar hiç mi haber seyretmez. Karnında 6 aylık bebeğiyle eşini toprağa veren yiğit,  aslanlar gibi acısını içinde yaşarken, bu insancık neden böğüre böğüre ağlar çözemiyorum.
20 li yaşlardaki evladını kara toprağa veren ana, evladının kokusu olan yastığa satrılıp ‘’ağlamayacağım’’ diye direnirken, ne mal olduğu belli olmayan adamın arkasından göz yaşı döken hatun ne düşünüp ağlıyor çözemedim.
Bu vatan için günlerce, aylarca, yıllarca hastanelerde tedavi gören can gazilerimiz, hayatının baharında hayatlarını sevdiklerini geride bırakıp toprağa düşen fidanlarımız varken bu insancıklar neyin derdinde onu da anlamıyorum.
Çözüm olarak bu program yapımcılarına sesleniyorum.
BU İNSANCIKLARI ÖNCE ŞEHİTLERİMİZİ ZİYARET İÇİN ŞEHİTLİĞE SONRA GAZİLERİMİZİ ZİYARET İÇİN GATA’YA GÖTÜRÜN. HAYAT BURALARI ZİYARET EDİNCE ANLAM KAZANIYOR. BELKİ BU İNSANCIKLAR DA İNSAN OLMAYI ÖĞRENEBİLİRLER. NE DERSİNİZ?
Can gazilerimi, sevgili şehitlerimi saygı sevgi ve hürmetle anıyorum.

www.haberhurriyeti.com / BEYHAN BİÇKİN

2 Yorum

  1. İbrahim IRMAK

    İbrahim Irmak

    16 Haziran 2016 at 19:26

    Ellerini hükmeden belleğine ve de o kelimelerin dökülmesini sağlayan yüreğine sağlık…

    • Beyhan Biçkin Kozanoğlu

      16 Haziran 2016 at 21:48

      Canım abim.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri