APOLET MESELESİ ! (1)

Ordu ile siyasetin arasında bir askerin olması gereken yer konusunda, ileri görüşlülüğü ile dünyanın taktir ettiği Mustafa Kemal Atatürk’ün söylemleri arasında gezindik. Aktarım bizden, yorum sizden!

05 Haziran 2018 Salı, 16:01

Halk padişahın yanında ilk kez yönetimdeydi 1876’da kurulan 1.  Meşrutiyet’de.

Daha doğarken bu süreç borçlu olarak dünyaya gelmesine yol açmıştı.

Çünkü Osmanlı, 1881’de dış borçlarıyla ilgili Duyun-ı Umumiye (dış borçlar genel idaresi) kurmak durumunda kalmıştı.

12 yaşında tanıklık etti 93 harbini (1893) bahane eden II. Abdülhamit meclisi feshedip, 1. Meşrutiyet’i sonlandırmasına.

Balkanlarda çetelerin hareketi vardı 1906’da 26 yaşı yaşadığında.

Makedonya’ya gelen ve Yunan çeteleriyle çarpışan kuvvetlerin kumandanlığını yapan arkadaşı Ali Fuat ile buluşmuştu.

Ali Fuat’ın evinde, ülkenin durumunu uzun uzun konuştular.

‘’Mustafa Kemal, 5. Ordu nasıl?’’’

‘’5. Ordu’da artık askerlikten eser kalmadı.’’

Üstüne söylenecek bir şey kalmaz.

Mustafa Kemal’e, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ne nasıl girdiğini ve genel merkezin ne durumda olduğunu anlatmaya başlar Ali Fuat:

‘’Cemiyette meşrutiyet öncesi ve sonrası için hiçbir hazırlık yok. Arkadaşlar arasında lider olacak meziyetlere sahip birisi de yok.’’

Mustafa Kemal Meşrutiyet’in iade edileceğinden şüphe etmediğini söyler ve ekler;

‘’Fakat sonrası ne olacak?’’

Esaslı bir planı ve onu uygulayacak güçlü bir lideri olmayan cemiyetin ne yapabileceğini düşünürler.

‘’Sadece meşrutiyetin ilanı yeter çare olamaz’’ der Mustafa Kemal, açıklar:

‘’Cemiyetin önce bir siyasi parti haline gelmesi, meşrutiyetin ilanından sonra hükümetin ele alması gerekir. Aksi takdirde, ikinci meşrutiyet de birincisinin akıbetine uğrar.’’

Ali Fuat’ın, ‘’Öyleyse ne yapalım?’’  sorusuna karşı, Mustafa Kemal ileriye dönük görüşleri dillendirir;

’Meşrutiyet, köhneleşmiş ve insicamını kaybetmiş olan Osmanlı İmparatorluğu’nun gövdesi üzerine değil de Türk çoğunluğunun yaşadığı kısım üzerine oturtulmalıdır. Büyük düşman devletlerinin yapacağı bir tasfiye yerine, cemiyet kendi başına bir Türk devleti kurmalıdır. Öyle görülüyor ki: Osmanlı İmparatorluğu yıkılacaktır. Enkaz altında ne yazık ki Türkler ezilecektir. Nüfusun yarısı Türk olmayan ve geniş bir sahayı işgal eden devletin bütün ağırlığı ve müdafaası ne yazık ki Türklerin omuzlarına yükletilmiştir.’’

Mustafa Kemal bu görüşlerini İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin genel merkezinde de açıklar. Ama ‘’Mustafa Kemal çok ileri gidiyor’’ denilerek, görüşlerine itibar edilmez.

Mustafa Kemal, Selanik’e dönüşünden kısa bir süre sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ikinci kongresine katılmıştı. Meşrutiyetin ilanından sonra gönderildiği Trablusgarp’ta gösterdiği başarıdan ötürü oradan delege seçilmişti. Kongrede söz alan Mustafa Kemal, özellikle ordu siyaset üzerinde durmuş ve cemiyetin ordu ile ilişkisini kesmesini savundu:

“Ordu mensupları cemiyet içinde kaldıkça millete dayanan bir parti kuramayız; ordu da zaafa uğrar. Ordu ile cemiyeti ayıralım. Cemiyet tam manasıyla bir parti halinde milletin bünyesinde kök salsın Ordu da asıl vazifesiyle uğraşsın. Ordu mensuplarını istifa suretiyle ordudan çıkaralım, cemiyete mal edelim. Bundan sonra askerlerin herhangi bir partiye siyasi bir teşekküle girmelerini önleyecek kanuni müeyyideler koyalım.”

Mustafa Kemal’in ordunun politikadan çekilmesine yönelik fikirlerine itibar edilmediği için Balkan Savaşı felaketi engellenemez. Balkan Savaşlarının yaklaştığı bu dönemde O, diğerleri gibi düşünmüyor ve yakında başlayacak olan savaşın haberini vererek, savaşta nasıl bir strateji izlenmesini de açıkça ifade ediyordu oysa.

Mustafa Kemal Selanik’te, şiddetle savunduğu “ordunun yakın bir harbe hazırlanması gerektiği” görüşü de yine itibar görmemişti. Hele harp içinde stratejik başıboşluk! İşte bunu katiyen affetmiyordu.

Olanlar, ona göre yüz karası idi.

Tarihte hiçbir ordu bu kadar kısa zamanda bu kadar kötü dağılmamıştı.

Bunda, önce merkezin ordular üstündeki zaafı, etkisizliği, sonra kumandanlar ve kıtalar arasındaki koordinasyon yokluğu, ilk hareketlerin hedefsizliği ve bu yüzden moral bozukluğunun bütün kıtalara sinmesi, bilgisizlik, yetersizlik ve hepsinin içinde bir siyasetin ordu subayları arasına saldığı parçalanma, yıkıcı etkilerini yapmışlardı.

Siyaset komuta kadrosunu parçalamıştı. Stratejik hatalar ve tedbirsizlikler de harbi kaybettirmişti.

(Devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

KAYNAKLAR;

1 Yaşar Özüçetin, Mustafa Kemal Atatürk’ün İleri Görüşlülüğü, Atatürk Haftası Armağanı 10 Kasım 2009, Genel Kurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Ankara, 2009, s.117–118.

2 Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Ankara,1984, s.77.

3 Rasim Pehlivanoğlu, Sevdiğimiz Atatürk, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları, Ankara, 2004, s.42–44.

4 Şerafettin Turan, Mustafa Kemal Atatürk (Kendine Özgü Bir Yaşam ve Kişilik), İstanbul, 2004, s.97.

5 Yaşar Özüçetin, a.g.m, s.119. 6 Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam (1881-1919), C.1,İstanbul, 1969, s.181-182.

6 Turgay Murat, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Askeri ve Siyasi Yönleriyle Mustafa Kemal Atatürk’ün İleri Görüşlülüğü, Cilt: 26, Sayı: 1, Sayfa: 307-317, Elazığ, 2016, s.308-309.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz
kaçak iddaa siteleri iddaa siteleri bahis siteleri