Son Dakika
17 Kasım 2018 Cumartesi

 Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

08 Eylül 2018 Cumartesi, 07:48

KEDİ

   Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

  

Mernuş, bir sokak kedisiydi. Sokakta doğmuş, sokakta serpilmişti.

Rengi kahverengiydi. Ama biraz açık. Tüyleri hafif kızıla, çoğu  toprak rengine çalıyordu ilk gördüğünüz an.

Bahçedeki çimler arasında onu farketmek kolay değildi. Ancak kımıldadığı ve mırıldandığı zamanlar göze batıyordu.

Miyavladığında zaten “Hey bana baksana, burdayım” demek istediği belliydi.

Aslında biraz dikkat edilince, gözlerine derin derin bakınca çok ama çok masum  duruyordu.

O kararlı ve naif  nazarlarıyla kimbilir neler anlatmak istiyordu.

Çokca „ masumiyet tablosu“ çiziyordu günlük yaşamında.

Mernuş, her zaman olmasa da genelde hırçındı.

Kızgın, saldırgan halleri olmuyor değildi.

Stresli anlarında yabancı kedilere, hemcinslerine karşı acımasız olabiliyordu.

Hele bir yemek yerken görseydiniz onu, kendi çapında bir “canavar” kesiliyordu.

Oysa midesini bastırdı mı, dünyalar onun oluyordu.

Sonrasında yemeğinin geri kalanını hemcinslerine bırakıyordu.

Sanki “onların hakkını yemeyeyim. Onlar da karınlarını duyursunlar” der gibiydi.

Masum mu masum oluyordu karnı doyunca.

Hiç bir zaman tıkabasa yediği görülmedi.

Yemek seçmezdi. Önüne konulanla yetinirdi ama eğer çevreyi gezerken, arkadaşları ile çöpleri eşeleyip iyi bir malzeme, ganimet ele geçirmişse muhakkak bir iki lokma alırdı.

Damak kültürünü (!) geliştirmek için olsa gerek.

Mernuş’un yaşadığı yere, toprak parçasına, yani onun ülkesine gelirsek.

“Patitan Federetif Devleti” ydi burası. Bağlı olduğu anavatandaki tüm  çöplükler, nüfusun yayıldığı alanlardı.

Sakın ha şaşırmayın birden.

Çöplük demek bu ülkede bereket demektir.

Çöplük demek bu ülke için yaşam alanı demek.

Çöplük demek insanların israflarının biriktirildiği yer demektir,

Çöplük demek bazı insanların gelir kaynağıdır.

Çöplerin topluca biriktirildiği yerde, fakir insanlar çöplenirler !.

Çöplük kediler için gerçek bereket demektir.

Onlara göre, belki de “Bereket Tanrısı”  sokak çöplerini kedi-köpeklere hediye olarak bahşetmiştir

Mernuş’un önüne ise her öğün yemek konuyordu.

Sokak gezmelerindeki şımarıklık ve  arsızlığını, bereketli çöpleri eşelemeyi “monotonluktan kurtulmak” olarak görüyor olmalıydı.

Oysa “Ekmek elden, su gölden” yaşıyordu.

 

Yaşamı tek düze sayılmazdı. Yan mahalle ziyaretlerinde tanıştığı karşı cinslere karşı kur yapması yaşamına fazlasıyla renk katıyordu. Katıyordu ama kendisine ilgi duyanların takibinden bir şekilde kurtuluyor, yattığı “duvar içi” minik kuytu konumundaki korunaklı evine kimseyi sokmaya niyetli görünmüyordu.

“Mahallenin, namusuna leke sürdürmek” istemiyor muydu ne?

Tabii çok maceralı ilişkiler yaşadığını düşünüyordu.

Aşkları, sevgilileri, kıskançlıkları, küslükleri ve kavgaları olmuştu yaşamında.

Analık duygusu çok güçlüydü. Hatta tahminlerin üstünde….

Sekizinci yaşını sürerken, henüz iki aylık olan Hayta ile tanışmıştı.

Hayta erkek bir kediydi, minnacık bir tekir kediydi ve çok ama çok vefalıydı. Hayta’tan çok hoşlanmıştı Mernuş. İleride Hayta, onun evlatlığı dahi olabilirdi.

Bakalım yaşam nereye sürükleyecekti bu ilişkiyi.

Duvarın üstünde gökyüzünü seyrederken geçmişteki yaşamını bir film şeridi gibi geri sarmaya çalışıyordu Mernuş.

Sekiz yaşını sürüyordu. Sokak kedileri için tutulmuş istatistiklere göre “uzatmaları” oynuyordu. Ev kedilerinin 20-25 yıl, hatta daha fazla yaşadıklarını öğrenmişti. Sokak kedileri ise en uzun 6-7 yıl hayatta kalabiliyorlar, sonra bu dünyadan göçüp gidiyorlardı.

Kendisi şanslı sayılırdı. Bu gidişle daha uzun yaşayacağına inanıyordu.

Yanındaki Hayta’ya bir pati attı …Hayta hiç oralı olmadı.

Gözlerini gökyüzüne çevirerek, sekiz yıl öncesine yani yaşama gözlerini açtığı gün ve sonrasını düşünmeye başladı. Kendisine uzatılan ilk el. Önüne konan ilk sıcak yemek. Dün gibi hatırlıyordu sekiz yıl öncesini…

Mernuş’un bugünkü halini görenler “Ne kadar da mutlu görünüyor” diyebilirlerdi.

Tabii geçmişini bilmeyenler..

Şu anda Patitan’da Mernuş gibi mutlu kediye, hele hele sokak kedisine az rastlanabilirdi.

Mernuş, hiçbir zaman “anne kuzusu” olmamıştı .Bebekken sıcak bir yuva özlemi duymuştu her kedi gibi. Sıcacık bir evde, kış günleri soba, ya da kalorifer dilimleri altında keyif çatmayı kim istemezdi? Ev reisinin ayakları altında uyumak, tüylerini okşayan evin kızı tarafından şımartılmak onun da hakkıydı..

Evlerine gelen konukları kapıda karşılamayı, onlara yaklaşıp tanıştırılmayı kim arzulamazdı ki?

Onlara kendisini sevdirip “Ne kadar güzel, harika bir kediniz var. Nerden buldunuz bu pofuduğu” iltifatlarına mazhar olmayı kim istemezdi ki?. Kim istemezdi ki, sıcacık bir yuvada yaşarken şımartılmayı. Kim inkar edebilirdi ki, kuyruğunu bir aşağı bir yukarı sallayarak mutlu olduğunu ifade edebilmeyi.

Oysa bütün bunlar onun için düşten başka birşey değildi.

Sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Hayatta “sadece güzel günleri hatırlamanın yaşlanmayı yavaşlatacağına” inandırmıştı kendisini.

Zaten o da devamlı güzel ve mutlu anlarını hatırlamak ve onları düşünmekten başka çare bulamamıştı kendi dünya görüşü ve inancına göre.

Mernuş,  Poliannacılığı hayvanlar için bir lüks olarak görüyordu..

“Bu duygu sadece düşlerde kalmalı” diyordu. Ama az da olsa, zaman zaman iyimserliği oynamaktan başka çareleri olmadığını da biliyordu…

Herşeye rağmen hayat güzeldi.Yaşamına ait fotoğrafların en güzel karelerini aklına getiriyordu şimdi. Mutluluğun karelerini yakalamaya çalışıyordu.

Mavi ve lacivert bulutların dans ettiği gökyüzüne bir daha baktı.

İkinci kez pati attı Hayta’ya, varlığından haberdar olsun diye. Hayta yine oralı olmadı.

Oysa Mernuş,  o an, film şeridini geriye sarmaya başlamıştı bile.

(devam edecek)

 www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

https://www.haberhurriyeti.com/gozlerin-gozlerime-degince-3-227518.html

  Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO