21 Aralık 2018 Cuma, 18:32
Mustafa Gökçek
Mustafa Gökçek mgokcek@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

AKLIM’DA KELİMELER

Çağın beğenisine karşı koymak için sanatçının kendi sanatına iyice inanması, aşağılık duygusu denen zaaflardan kendisini sıyırması gereklidir. Yazarın, ortaya koyduğu yapıtın önemini bilmesi, kendini beğenmesi,  gururlanması,  emek değildir. Soğukkanlı bir çalışma ile kendini eserine veren bir yazarın çağının beğenisine aldırış etmeyişi kendini beğenme sayılamaz.Olsa olsa bir güven, bir sanatına dayanma halidir.

“… Bir gün gelecek en büyük yoldaşıma satırlar yazacağım hiç gelmezdi aklıma. Seyrek ve tökezleyen adımlarımın arasında, kokusuna kardeş yol aldığım. Buram buran yayılan özlemimde dimağımı canlandırdığım düşüncelerimdi oysaki…” (sy.87) – (*). 

          “… Aslında nereden açıldı konu beynimde şehirler de insanlara benziyor acaba diye düşündüm bir an. İzmir özellikli bir şehir, hep derim ya Balkanlılar, Rumeliler yoğurmuş bu şehri. Bu şehirde onlar gibi olmuş bir koltuğa onlarca karpuz sığdırmış. Aynı ruhların kardeşliği gibi…” (sy.101) – (**).

Yıllar önce ressam olarak tanıdım ‘Fatma Elvin Öztürk’ü…  Daha sonraki yıllarda şiir kitabıyla karşılaştım. Okudum ve bu sayfalarda yorumlayarak, bugünlerin geleceğini de düşledim. Yanılmadığımı, alıntıladığım kitabı ‘Alkım’da Kelimeler’ den, ikinci paragrafıyla anlattı! Çünkü orada da belirttiği deyimiyle, bir koltukta on karpuz! Sevdiğim kahve (*) ve sevdiğim İzmir (**) şehri üzerine yazdığı betimlemeler, deneme türü yazılarıyla…

Kâğıt Yayıncılık’tan, 101 sayfa olarak yayımlamış bu deneme türü kitabını sanatçı kardeşim ‘Öztürk’

Çağının beğenisine karşı koyan yazarları düşündükçe ilk akla geleceklerden biri ‘Stendhal’dir elbette… Geçenlerde okuduğum bir kitap beni yine bu düşüncelere sürükledi. Genelde düşünceme odaklanan, bilhassa da genç kuşakların yüksek egolarına varsıllık taşıyan bir tarz! Ancak bu söylevim, kimi genç şair ve şaire kişiler için geçerlidir. Öyle ki nice şiir kişilerinin görsellikten öte, salt şiirlerinin altına attıkları imza ile tanırsınız. Bu nedenle, böylesine engin bir sanatçı çağının beğenisinden kaçınarak, betimlediği sanatına hep daha yakın olur…

Hangi türden olursa olsun, bir sanat ürününün tadılması, onun kavranılması ile doğru orantılıdır. Eseri ne kadar çok anlamışsak, elde edeceğimiz haz da o kadar yüksek olacaktır. Anlamak ise; araştırmakla, irdelemekle, aklın dışındaki güçlere elverdiğince az pay bırakmakla gerçekleşebilir.

Her gerçek sanat eseri, geleneğe bağlılığı oranında, onu yadsıyıcı bir özellik taşır. Bu nedenledir ki, bir yandan tarihsel bir süreç içinde yer alır; bir yandan da eşi olmayan, benzersiz, tek bir olgudur. Yani hem toplumsaldır, hem de alabildiğine bireyseldir.

Bu minvalde, düşüncelerime tevafuk eden sevgili sanatçı kişiliğimizi (ressam, şaire ve yazar) kutlar, başarılarını dilerim.

Meraklısına; 

1977 yılında doğan, çok yönlü sanatçı kardeşim ‘Fatma Elvin Öztürk’, şair kişiliğinin yanında ressam oluşu ile de dikkat çekmektedir. Birçok kişisel sergiye katılımı olduğu gibi, yazım dünyasına da birçok eserle katkıda bulunmuş ve hala da bulunmaktadır…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz