Son Dakika
20 Ağustos 2019 Salı
”

Aile içi olumsuz ilişkiler…

Uzun zamandır çocuklara yönelik yalnış davranışların sonuçsuz kaldığı bir toplumda yaşadığımızı fark etmemek elde değil.

21 Nisan 2014 Pazartesi, 18:16
Aile içi olumsuz ilişkiler…

OSCAR WİLDE “ŞANSSIZLIĞA KATLANABİLİRİZ ÇÜNKÜ DIŞARIDAN GELİR VE TÜMÜYLE RASTLANTISALDIR. OYSA YAŞAMDA BİZİ ASIL YARALAYAN YAPTIĞIMIZ HATALARA HAYIFLANMAKTIR” demiş… Peki dışardan istemediğimiz halde gelen kötüye kullanımlara ne demeli???? Bunlara hayıflanmak yerine çözüm aramak adına uzmanlara danışmak aslında çok kolay….

Ne yazık ki bugün okuduğum bir yazıya karşılık bu bilgileri vermek istedim. Uzun zamandır çocuklara yönelik yalnış davranışların sonuçsuz kaldığı bir toplumda yaşadığımızı fark etmemek elde değil. Çocuk bireylerin bazılarında fiziksel bazılarında cinsel kötüye kullanımın önüne geçilmesi gerekmektedir. Ancak günümüzde bunun önüne geçilmesi gerekirken ne yazık ki gün geçtikçe sayılarının arttığını görmekteyiz… NEDEN?????

Fiziksel ve cinsel olarak kötüye kullanılan çocuklarda çok çeşitli psikiyatrik bozukluklar görülür; bunların içinde anksiyete, saldırgan davranışlar, paranoid düşünceler, posttravmatik stres bozukluğu, depresif bozukluklar ve intihar davranışında artış sayılabilir.

* 18 yaşına gelinceye dek, 4-5 kızdan birinin ve 9-10 erkek çocuktan birinin cinsel kötüye kullanımına uğradığı tahmin edilmektedir. Gerçek oranın tahmin edilenden çok daha fazla olduğu, çünkü bir çoğunun tanınamadığı ve kötüye kullanımı bildirmede isteksiz olduğu veya korku sebebiyle bildirim gerçekleşmediğini görmekteyiz.

* Yapılan araştırmalara bakınca kötüye kullanılan ve ihmal edilen çocukların %50’sinden fazlasının prematüre veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya geldiği görülmektedir. Çocuklarını kötüye kullanan ebeveynler; çoğunlukla geçmişinde fiziksel ve cinsel kötüye kullanım kurbanıdır ve uzun süreli şiddet içeren ev yaşamları vardır. Saldırganlığın en güçlü tetikleyicisi uzun süreli acı ve fiziksel şiddete maruz kalmadır. Bu nedenle özellikle yaralayıcı, zarar verici cezalandırma ve eleştiriyle büyüyen anne-babalar aynı geleneği çocuklarıyla sürdürürler. Ne acıdır ki geçmişlerinde yaşadıkları bu travmadan dolayı tedavi görmeleri gerektiğine inanmayıp veya bunun gerekliliğini kavrayamayıp hayatlarını sürdürürler.

* Etrafımızda birçok kişiden farklı hikayeler duymaktayız. Yazılı ve görsel basındaki konulara da bakınca CİNSEL KÖTÜYE KULLANIM genellikle çocuğu bilen biri tarafından yapılır.Ülkemizdeki raporlara bakınca ERKEK BİREYLERİN, cinsel kötüye kullanıma uğrayan kız çocuklarının%95’inde ve cinsel kötüye kullanıma uğrayan erkek çocukların ise %80’inde suçlu olduğu görülmektedir. Dikkat çekici fiziksel belirleyiciler arasında görülen kızarıklıklar, yüzün iki yanında, sırtta, kalçalarda ve bacaklarda görülen morluklar çocukların fiziksel kötüye kullanımı açısından önemli göstergelerdendir.. Tesadüfen olan yaralanmalar da bu şekilde izler söz konusu değildir.. Kızarıklıklarda onları yapan aletin şekli bulunur; kayış veya ip gibi sigarayla yapılan yanıklar simetrik yuvarlak skarlardır ve kaynar suda haşlamada eldiven veya çorap tarzında şekiller görülür. Özellikle bebeklerde çoğul veya spiral kırıklar, fiziksel saldırganlığın sonucu olabilir, bebeği sallamaya bağlı retinal kanamalar izlenebilir.

Çocuğun Cinsel Kötüye Kullanımı; cinsel eylemlerle ilgili ayrıntılı bilgisi olan küçük çocuklar ya cinsel davranışa tanık olmuşlar ya da buna katılmışlardır.Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanım, yetişkinin cinsel doyum amacıyla çocuğu cinsel nesne olarak kullanması şeklinde tanımlanmaktadır. Cinsel anlamda kötüye kullanılan çocuklarda bunu oyuncaklarıyla oynarken görmek mümkündür. Ayrıca İntihar girişimi, okuldan kaçma, asosyal davranış bozuklukları en önemli belirtilerdir. Cinsel kötüye kullanıma uğradığı bildirilen çocuklarda depresyon yaygındır. Postravmatik stres bozukluğu ve dissosiyatif bozukluklar, cinsel kötüye kullanıma uğrayanlarda görülebilir. Çoğul kişilik bozukluğu olarak da bilinen dissosiyatif kişilik bozukluğunun gelişiminde; CİNSEL KÖTÜYE KULLANIM yaygın ortaya çıkartıcı faktördür. Borderline (sınırda) kişilik bozukluğu, cinsel kötüye kullanıma uğrayan bazı hastalarda bildirilmiştir. Madde kötüye kullanımı, çocukken cinsel istismara uğramış adolesan ve erişkinler arasında sıklıkla bildirilmiştir.

Çocuk istismarını önleme yöntemi başlıca üç başlık altında toplanabilir:

* İlk yöntem, topluma yönelik geniş çaplı eğitim sağlamaktır. Bu tür aktiviteler gelecekte çocuklarına istismar ve ihmalde bulunacak aileleri değiştirmeye yöneliktir. Bu seviyede, halk eğitim aktiviteleri, toplumda aile eğitim sınıfları ve aile destek programları yer alır. İlk seviyedeki bu çalışmaların, daha var olmadan önce engelleme amaçlı olduğundan ötürü etkisi belirsizdir.

* İkinci yöntem, daha önceden çocuklarına karşı istismar ve ihmalde bulunmuş ailelere, genç ailelere, çocuklarının ilgi gereksinimi olan ailelere, çocuk sahibi olan bireylere (annesiz veya babasız) ve düşük gelirli ailelere yöneliktir. İkinci yöntem, aile ve çocuk eğitiminin yüksek riskteki ailelere verilmesini öngörür ve çocuklarının özürlü veya üvey evlat olmalarını gözardı eder.

* Üçüncü yöntem ise, resmi olarak tespit edilmiş ve devamlı bir şekilde çocuklarına karşı şiddet ve ihmal uygulayan ailelere yöneliktir. Bu ailelerin daha önceden yasalar ve mahkemeler doğrultusunda engellenmeleri öngörülmüştür.

ENSEST İLİŞKİ

Ensest, aralarında yakın kan bağı olanlar arasında cinsel ilişkilerin görülmesi olarak tanımlanabilir. Daha geniş bir tanımlama ile resmi veya resmi olmayan biçimde aralarında akrabalık ilişkisi olanlar arasında ve kültürel anlamda cinsel ilişkinin kabul edilemeyeceği kişiler arasında cinsel ilişkinin görülmesidir. Örneğin üvey ebeveynler ve üvey kardeşler arasındaki cinsel ilişkiler aralarında kan bağı bulunmamasına rağmen ensest kabul edilir.

* En güçlü ve bütün toplumlarda kabul edilmiş olan tabu anne-oğul arasındaki ensestir. Diğer ensest formlarından daha az oranda görülür. Bu davranış baba-kız ve kardeşler arasındaki enseste oranla daha ciddi psikopatolojiyi yansıtır. Kızlar erkeklere göre daha sık kurban olmaktadır. Ensest davranışı alkol kötüye kullanımı ile aşırı kalabalıkla artan fiziksel yakınlıkla ve aile dışı ilişkileri azaltan izolasyonlarla ilişkilidir.

*Ensest davranışta yaşlı ve güçlü olan genelde erkeklerdir. Bildirilen olguların %75’i baba-kız ensestidir. Bununla birlikte, kardeşler arasında yaşanan birçok ensest olay özellikle prepubertal dönemde yaşanan cinsel oyunlar olarak değerlendirilip anne-babalar tarafından görmezlikten gelinir. Baba-kız ensestindeki kızların genellikle çocukluk dönemleri boyunca babalarıyla yakın ilişkileri vardır ve cinsel yaklaşımı tanıdığı için ilk başta bundan mutlu olabilirler. Ensest davranış genellikle kız çocuk on yaşındayken başlar. Hiçbir zaman babasının, baba veya partner mi olduğunu bilemez. Annesi farklı dönemlerde yardımcı veya rekabetçi olabilir; anne çocuğun söylediklerine inanmak istemez ya da kocasını yüzleştirmekten kaçınır. Kardeşlerle olan ilişkisi babanın gözündeki farklı konumu nedeniyle bozulur ve ona dışarıdan biri gibi davranırlar. Baba, kızının ilişkilerini açığa vurması nedeniyle korku içindedir ve onun akranlarıyla olan doğal gelişim ilişkisine karışır, bu durumu kıskanabilir.

* Baba-oğul ensesti; baba-oğul ensestinin görüldüğü aileler, genellikle ileri derecede bozuk, şiddet kullanan, alkol bağımlısı veya psikopat bir babanın olduğu veya bağımlı ya da çocuğu koruyamayan annenin ve geleneksel aile rollerinin ve bireysel rollerin olmadığı ailelerdir. Baba-oğul ensestindeki çocuk genellikle en büyük oğuldur, eğer bir kız kardeşi varsa o da genellikle baba tarafından kötüye kullanılıyordur.

İhmal edilmiş çocuklarda yetersiz bakımın 1 yaşından önce başladığı gösterilmiştir. Bazı çocukların fiziksel ve duygusal gelişimleri şiddetle bozulur. Bu çocuklar fiziksel olarak küçük olabilir ve sosyal aktivitelerde yeterlilik gösteremeyebilirler. Açtır, kronik enfeksiyonları, kötü hijyenleri vardır ve uygun olmayan giysilerle toplum içindedirler. 5 yaş ve üzerinde büyüme eksikliği gösteren çocukların en uç formupsikososyal cüceliktir. Bu durumda, kronik olarak yoksun bırakılmış çocuk, yeteri miktarda yiyecek verilse bile büyüyemez ve gelişemez. Bu tip çocuklarda oranlar normaldir, ancak yaşıtlarından daha küçüktür. Çocuklarını ihmal eden ebeveynlerin, sıklıkla ezilmiş, depresyonda, izole ve yoksul oldukları görülmüştür.

* Bu tip olgularda, bir kez çocuğu korumaya yönelik kurumlar devreye girdiğinde, anneler sıklıkla yardım kabul etmektedir.

LÜTFEN İNTERNETİ SADECE FACEBOOK, İNSTAGRAM, TWİTTER, PİNTEREST VB. SİTELERE ARACI OLARAK BAKMAYALIM. OKUYUP İLERLEMEK ADINA BİR BİLGİ YIĞINI OLAN İNTERNET’İN DOĞRU KULLANIMI SADECE BENİM DEĞİL SİZLERİN DE GÖREVİ OLSUN…..

Sevgiyle Kalın…

www.haberhurriyeti.com / Dr. ELİF MİRZA

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz