Ağaç katliamı ve sonrası… (12)

Sitenin yeni bayan başkanınından kedilere karşı operasyon beklerken, otuz yıllık tam 39 ağaçı kökünden kestirmesi bizim için büyük yıkım oldu. Bu kendi mesleği olan öğretmenliğe ihanet değil miydi. Üstelik koca koca yalanlarla belediye ekiplerini bile kandırmıştı…

09 Ekim 2018 Salı, 13:34

Tam o sırada bayan başkanın sitede tehlike arz eden (!) bazı ağaçların kesilmesine karar verdiği haberini duyduk. Sitedeki kedilerden önce “ağaç katliamı operasyonu” sessiz sedasız başlatılacak gibiydi..  Bana gelen istihbaratlar o yöndeydi.

O sıralarda Hürriyet grubundaki Tempo Dergisi’nde çalışıyordum. Ayrıca Hürriyet’in Ankara adlı ilavesinde  hergün yayınlanan  “Başkenti Dinliyorum” başlığı altında tam sayfalık bir yer tahsis edilmişti bana.

Yerel sorunların çözümleri ile mücadeleye adamıştım köşeyi. Çevrecilik, toplu taşıma sorunları, hayvanlara işkence, yollar, çukurlar, sağlık ve eğitim gibi tüm şikayetleri birebir okuyucuyla birlikte irdeliyor, onların sesi olmaya çalışıyordum  bana tahsis edilen bu sayfada.

“Patitandaki ağaçlar kökten kesiliyor” haberi eşim tarafından bana telefonla ulaşınca hemen gazetedeki stajyerlerden birini, foto muhabiri ile olay mahalline yolladım. Ben olayları izleyen eşimden gelişmeler hakkında telefondan bilgi alıyordum. Bir yandan Çankaya Belediyesi’nin ilgili birimine haber verip “Ağaçların kesilmesini önlemek için ne yapılabilir” sorusuna yanıt arıyordum.

Belediye zabıtasını harekete geçirirken, sitede oturan yaşlı bir emekli öğretmenin beni aradığını öğrendim.Telefonu bağladılar.

“Evladım ben Muazzez öğretmen. Üst komşunuzum. Dalları balkonuma kadar uzanan önümdeki kiraz ağacını şimdi dibinden kestiler. Katlettiler. O güzelim kiraz ağacının  baharla birlikte açan o güzelim çiçeklerini, sonra da meyvelerini görmemi nasıl engellerler, mutlu olduğum anları benden nasıl çalarlar? Nasıl bir mantık ve doğa düşmanlığıdır ki, dallarına dahi dokunulmaması gereken 30 yıllık kiraz ağacına kıyıyorlar” diyor, telefondan ağlama sesi geliyordu.

Tam anlamıyla yıkıldım. 70 yaşındaki Muazzez Hocanım telefonun ucunda gözyaşları döküyordu. Tek kelime söyleyecek halde değildim.

Dağıldım.

Ben telefonun ucunda adeta donmuş, emekli ve doğa hayranı bembeyaz saçlı, nurani yüzlü, aydın eğitimci Muazzez hoca kadar çökmüş hissettim kendimi.

Hayvanlara karşı yapılması beklenen operasyon ağaçlara yönelince sitedekilerin bir kısmı, şaşkınlıkla bu katliamı pencerelerden izlemeye başlamışlar…

Dakika dakika ağaç katliamıyla ilgili olarak bilgi alıyorum ama işimden ayrılıp Patitan’a gitsem, tam bir kavganın içinde bulacaktım kendimi…

Tabii kendimi frenleyip yasal yoldan karşılık vermenin daha isabetli olacağını düşünüyordum.

1975 yılında  dikilen o güzelim ağaçlar ve dev gibi 30-40 metrelik kavaklar kökünden kesiliyor, sitede bir kaç malik dışında tepki gösterene rastlanmıyordu. Beni en çok etkileyen tepki veren malik sayısının az oluşuydu. Eğer çoğunluk tepki verseydi, böyle bir operasyon zor gerçekleşirdi.

Siteden telefonla son gelen haber daha  kötüydü.

Katliamla ilgili olarak sitenin çiçeği burnundaki  başkanı  Belediye görevlilerine kasten yanlış bilgi vermişti.

Hem de  nasıl…

Bayan başkanın direktifi ile kesilmekte olan ağaçlara müdahale etmek isteyen belediye yetkililerine “Sadece binamızın temellerini tehdit eden kavak ağaçlarını kesiyoruz. Diğerlerini buduyoruz” diye yanlış bilgi vermesi beni hayretlere düşürüyordu.

Yalan söylemekten kaçınmayan, üstelik eğitimci ve öğretmen olan bayan başkan ve yöneticilerin, bu kez olay yerine gönderdiğimiz bayan stajyer muhabiri tersledikleri, foto muhabirinin ise çalışmasını engelledikleri haberi beni iyice çileden çıkarıyordu.

Neyse ki, foto muhabiri ağaçlar kesilirken fotoğraflar çekmişti.

Sonuç: Meyve ağaçları dahil, kavaklarla birlikte tamı tamına 39 ağaç kesilmişti.

O güzelim salkım söğüt ağacını kesenlerin yaptıkları unutulacak gibi değildi.

Kedilerin başına kötü bir şey gelmesin diye beklerken, yaşanan bir başka “çevre faciası” hepimizi derin düşüncelere  sevketti.

Hürriyet’in  ilavesinin birinci sayfasından ve manşetinden yayınlanan “Çankaya’da ağaç katliamı” haberi, ertesi gün ağaç cellatlarının tepkilerine yol açtı.

Yavuz hırsız misali…

(devam edecek)

www.haberhurriyeti.com / SEZAİ BAYAR / dizi yazı

ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN OKUYABİLİRSİNİZ

Bayan Başkan koltuğa oturunca…(11)

Şenlikli (!) kongre….(10)

Sanki ABD’nin Irak’ı işgal kararından sonra askerlerin bu ülkeye Türkiye üzerinden girmeleri için hazırlanan teskere oylanıyordu  Patitan kongresinde.

“Etnik koloni” işi zorlaştırıyor…(9)

Pembe memeli kedi… (8)

https://www.haberhurriyeti.com/bebelerrrrr-7/

Mernuş kimden hamile kaldı? (6)

Mernuş’un giderek büyüdüğünü farketmeyişimiz. Çevre apartmanlar arasında turlara çıktığını biliyorduk Mernuş’un. Gizli gizli bir şeyler çevirdiğini hisseder gibiydik.

Mernuş ile tanıştığımız an…(5)

Yüzü, gözleri, duruşu, sessizliği öylesine güzel, öylesine etkileyiciydi ki…

Ana kuzusu olamadı… (4)

*Mernuş, sokak kedisi olarak bir duvar dibinde doğdu, sokak kedisi olarak yaşam mücadelesine atılmak zorunda kaldı..Hayatından hiç şikayetçi değildi.

Gözlerin gözlerime değince… (3)

Kendimi galiba insan gibi hissediyorum kimi zamanlar. Ama bir değişmez gerçek var ki hayvanım ve öyle yaratılmışım.

 Farklıdır benim memleketim…(2)

*Şu anda adımınızı attığınız bu minik alanın adı Patitan’dır. Pati’leri ile anılan hayvanların vatanı. Kediler dünyası burası.

Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1)

KEDİ… Önsöz… Hayvan sevgisi meğer bulaşıcıymış…(1) Hayvanlar âlemine doğru şöyle  “yüksek yoğunlukla” yönelmeye, kedilerle ilgili bir şeyler yazmaya karar verdiğimde, hayvan sevgisinin bana çocukluğumda ailemden bulaştığını anladım…

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO