Son Dakika
21 Ağustos 2018 Salı

Afrodisias’ta Bir An….

Dağların ardına saklanan uzun boylu ağaçların, suyun çıkardığı şırıltı ile birlikte vermiş olduğu huzur paha biçilemez.

20 Mayıs 2018 Pazar, 22:57
Afrodisias’ta Bir An….

Bir  taşa  dokundum ve bir an  sadece bir an  gözlerimi kapattım……..

“Uzun beyaz kolsuz ipek bir elbise var üzerimde iki parça kumaştan oluşan. Göğüs altından sarı bir kuşak sarmışım bir ucu omuzlarıma dolanan.  Belime kadar uzanan deniz dalgası saçlarımı süslüyor altından yapraklar. Ayağımda dizime kadar çapraz bağlarla tutturduğum sandaletler.  Sol koluma altın  yılan sarılmış gözleri  mavi  kalsedondan.

Üstat Başakus ile buluşup, Salbakos Dağlarından  yeni gelen mermerleri görmek için Üstat Sevinçus ve Asumantos ile Odeon ‘dan  gelen arp seslerinin eşliğinde yapımına  yeni başlanan Afrodit Tapınağa  doğru  yürüyoruz.

Dağların ardına saklanan uzun boylu ağaçların, suyun çıkardığı şırıltı ile birlikte vermiş olduğu huzur paha biçilemez. Bitkilerin hayvanlar ile olan dansından etkilenen kuşlar şarkı söylüyor. Yeşilin huzuru ile kuşların cıvıltısındaki name kulaklarımın pasını silmeye yetiyor. Rüzgarın savurduğu yeşiller, içime gökkuşağındaki renkleri doldurarak beni harekete geçirmek için doğa ile konuşuyor. Yeni bir yontuya başlamanın tam zamanı.

Ortalık mahşer kalabalığı… Pazar yerine  yaklaştıkça kuş cıvıltılarının  yerini  insanların sesleri alıyor. Hemen yanımdaki duvardan bir sincap geçiyor. Pazardan payına  düşeni  kapmış, belki de yavrularına doğru koşuyor. Huzuru  yaşarken doğanın sessiz çığlığında, mekanik bir  ses  yankılanıyor …”

Cep telefonumun o bildik melodisi ile MÖ 1. yüzyılda  bana ayrılan  sürenin  sonuna  geliyorum. Rüya değil bu anlattıklarım,  Afrodisias Kentini gezerken yaşadığım bir mucize…

Bana bu  mucizeyi yaşatan, geziyi düzenleyen Dokuz Eylül Üniversitesinden sevgili hocam BAŞAK GÜRSOY’a ,  engin bilgileriyle bize rehberlik  yapan, neşesiyle gezimize renk katan  sevgili hocam SEVİNÇ ÖZEL FÜZÜN’e ne kadar  teşekkür etsem az.

Kayıp Kent Afrodisias

Bütün kentler arasında Afrodisias’ı kendime seçtim” diyor taşa kazınmış bir mektubunda, Roma’nın ilk imparatoru Augustus… Dönemin güçlü imparatorunun gönlünde taht kuran kent, adını aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’ten alıyor.

Afrodisias Aydın İli’ne bağlı Karacasu ilçesinde yer alıyor.

Adını aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’ten alan Afrodisias özellikle Roma çağında Afrodit tapınımı ile ünlenmiş antik bir kent olup, günümüzde de çok iyi korunmuş anıt yapıları ile Türkiye’nin en önemli arkeolojik yerlerinden biri.

1987 yılında UNESCO’nun Dünya Kültür Miras listesine girmiş olan Afrodisias kenti, 2004 senesinde de uzmanlardan oluşan jüri tarafından en iyi 10 antik kent listesine girdi.

9 Temmuz 2017 – Polonya’nın Krakow şehrinde gerçekleştirilen UNESCO 41. Dünya Miras Komitesi toplantısında, Afrodisias Arkeolojik Alanı’nın UNESCO Dünya Mirası Listesinde de  hak ettiği yeri buldu.

Bu kent antik çağın önde gelen mimarlık, sanat, heykeltıraşlık ve tapınma merkezlerindenmiş. Yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda kentte tıp ve astronomi alanlarında da çalışmalar yapıldığı belirlenmiş.

Kentte görülebilecek başlıca yapı kalıntıları, M.S. 2. yüzyılda İmparator Hadrianus zamanında yapılan hamam, büyük havuzlu agora, M.Ö. 1. yüzyılda Tanrıça Aphrodite için yapılan tapınak, stadyum, tiyatro, tiyatro hamamı, odeon, piskopos sarayı, felsefe okuludur.

Adını kayıtlara kayıp kent olarak kayıt ettiren şehrin öyküsü ise oldukça dramatik.  1958 yılına kadar tarih sahnesinden kaybolan kentin, ünlü fotoğrafçı Ara Güler’in bölgeye gazeteci olarak bir baraj açılışına gitmesi ile öyküsü tekrar başlar. Gece dönüş yolunda kaybolan Ara Güler, yol üstündeki ne ile karşılaşacağından habersiz gece vakti Geyre Köyü’ne ulaştığında gözlerine inanamıyor.  Köyde kahvehanede tarihi sütunların masa yapıldığı, lahit taşları arasında üzüm şırası süzüldüğü, şehir sütunlarının üstüne tahta sütunlar kullanılarak ev yapıldığını görür.

Can çekişen antik kentin son çığlıklarını duyan Güler, hemen fotoğraflarını çeker gördüklerinin ve Time dergisine gönderir, fotoğraflar dergide yayınlanınca tüm dünyanın ilgisini çeken kente Amerikalı arkeologlar gelir,  burasının yüzlerce yıllık kayıp kent Afrodisias olduğunu anlarlar.  Güler yıllar sonra bu deneyimi aktardığı kitabına şu sözler ile başlar “Bir tesadüf oldu, önce taşları gördüm; otların arasında bir taş yüz bana bakıyordu, ona yaklaştım ve sonra içindeki gizemli tarihi hissettim.”

1900’lü yılların başından beri çeşitli dönemlerde kısa süreli kazıların yapıldığı Afrodisias’ta ilk sistemli bilimsel kazıları başlatan kişi Prof. Kenan T. Erim’.. Newyork Üniversitesi’nde akademik kariyerini yapan Erim’in büyük bir aşk ile başladığı Afrodisias öyküsü tam tamına otuz yıl sürmüş. Hem de son nefesine kadar gönlünde yaşattığı bir aşkla. “Neden hiç evlenmediğini” soran bir gazeteciye, hafif bir tebessümle “Yanlış düşünüyorsunuz; ben Afrodisias’la evliyim, tüm bu heykeller benim çocuklarım” diyebilecek kadar büyük bir aşk ile Afrodisias’a adanmış bir yaşamdır Kenan Erim’in hayatı.

Size  Afrodisias la ilgili tarihi bilgi vermeyeceğim.

Gidin görün.

Taşlara  dokunun.

Ve o taşlara  emanet  edilmiş izlerin gizeminde kaybolun.

Sadece bir an bile olsa…

www.haberhurriyeti.com / MİNE TOLGA ÖRNEK

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir