Son Dakika
09 Aralık 2018 Pazar

29 Ağustos 2013 Perşembe, 08:52
Mustafa Gökçek
Mustafa Gökçek [email protected] Tüm Yazılar

30 Ağustos’ta Bayrakları asıyoruz – 2

– 26 Ağustos 1922 günü sabahı, Türk ulusunun 1000 senedir Anadolu topraklarındaki mevcudiyetinin ya devamı olacak, ya da bu 1000 senedir esaret bilmeyen bir ulusun düşman esareti altında ezileceği sabah olacaktı. Sabah 05.00’te Başkomutan ve bütün komutanlar yerlerine geçtiler. Türk Ordusu, Anadolu’da düşman esareti altında yaşamı kabul etmeyecek kadar haysiyet sahibi Türk ulusunun kaderini “Ya İstiklal Ya Ölüm” olarak belirleyen Başkomutan’ın emrini bekliyordu.

“Ve… Başkomutan Mustafa Kemal, saat 05.30’ da taarruz emrini verdi. Yer, gök bir anda inlemeye başladı. ‘Büyük Taarruz’ başlamıştı…”

Mustafa Kemal ve askerleri kararlıydı. İstanbul Hükümeti başta, İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan, dâhili ve harici ne kadar düşmanı varsa Anadolu topraklarından sürecekti hepsini. Bu arada da onurlu ve muzaffer bir komutan olan 57. Tümen Komutanı olan Albay Reşit, Çiğiltepe’yi söz verdiği saatte (ki, bu arada aynı gün alındı…) düşmandan alamadığı için intihar etti. Yunan Başkomutanı General Hacianesti durumu bir türlü idrak edemeyip, ordusuna şu emri veriyor: “1. Kolordu kaybettiği yerleri geri alacak, 2. Kolordu karşı taarruza geçecek…”. Fakat şahlanan Türk ordusunu durdurmak mümkün değildi ve saat 17.30’ da Afyon kurtarıldı. Ve Anadolu topraklarının kurtarılma haberleri, Türk Komutanları’ na birbiri ardına geliyordu.


– 30 Ağustos 1922 Dumlupınar

Başkomutan Yunan Ordusu’na darbeyi indirdi. Yoğun top ateşi altında perişan olan Yunan yok olmaya ve dağılmaya başladı. Hatta bir kısmı Murat Dağı’na doğru kaçmaya kalkıştı ise de bunlar bile yakalanıp esir edildi. Oysa hala, İstanbul Hükümetine bağlı olan gazeteler, bu güzelim zaferi sabote eden yanlı yazılar, yazıyorlardı…

Buraya kadar, araştırmalardan edindiğim ve tarihi belgelerle aktarmaya çalıştığım kronolojiyi, bilginize sunmaya çalıştım. Gerçi bu kronolojiyi bilmeyen okurlar bile, bu vatanın ne şartlarda alındığını ve bugüne kadar neler yaşandığını çok iyi bilirler, bilmelilerdir. Çünkü bu topraklar, o güzelim insanların şehit kanlarıyla sulandı. O güzelim insanlar, ben, bu ülkede rahat edeyim diye öldüler. Ve benim, ülkemin kimi insanları hiç çekinmeden bu ülkeyi ayıralım, bölelim diye gocunmadan söyleşiyorlar!

“BEN, İNSANIN YAŞAYIP YAŞAMADIĞINI ÖĞRENMEK İÇİN ONUN, ONURUNA BAKARIM. DURUYORSA YAŞIYORDUR…”

Anadolu toprakları 1000 yıldır atalarınındı, kimsenin gidecek başka bir yeri yoktu. Babasının, dedesinin kabri bu topraklardaydı. Yabancıya ezdirmeye hiç niyeti yoktu! Üstelik o tarihlerde, Anadolu’da hemen hemen her ailede bir şehit vardı. Anadolu’nun kimi köylerinde, yine o tarihlerde son 30 senedir genç insan defnedilmeyen kabristanlar vardı. Çünkü o köyler, genç yiğitlerini bu vatanın bir cephesinde şehit vermişti ve analar oğulların kabrini, kendilerine yakın, ziyaret edip, en azından taşına el sürebileceği köy kabristanına değil, şehit düştüğü toprağa emanet etmişti.

Bunlar büyük acılardı ve belki de Başkomutan’ın vereceği hücum emri Mehmetçiğe bu ulusun yaşadığı tüm acılara merhem olabilecek bir zafer olmuştu. Çünkü Allah’ a, istiklaline, bayrağına ve Başkomutan’ına inancı tamdı…

“ÇÜNKÜ ONU DİKTATÖR OLARAK GÖRMÜYORDU!”

Şunu unutmamak gerekir ki, nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın pençesinden, vicdanımızı ve düşüncemizi Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos Zaferi’ne borçluyuz.

Ve yazımın başında değindiğim bayrak asma şekli, lütfen bir tür ritüele dönüşsün. Çünkü bayrak elbette özel günlerde asılır. Her olayda bayrak asmaya karşıyım. Ancak, önemli ve özel günlerde bayrak asalım balkonlarımıza. Asalım ve anlamını duyumsayarak…

Saygılarımla…

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO