14 Kasım 2018 Çarşamba, 13:51
İkinci Dünya Savaşı günleriydi.
Nazi Almanyası sonunda Yunanistan‘ı işgal etmiş, Ege Adaları‘na saldırıyordu.
Junkers bombardıman uçakları taş taş üstünde bırakmıyordu.
Yıl 1943‘tü.
Naziler Rodos‘u da ele geçirmişti.
Ve ilk işleri adada yaşayan yahudileri fişlemek oldu.
Tüm yahudileri yakında toplama kamplarına götürmenin hazırlığıydı bu.
Ardından sinegogları, yahudi mahallerini bastılar.
Altın, gümüş değerli ne varsa el koydular.
Yahudi din adamları çaresizdi.
Ellerinde 800 yıllık kutsal kitapları tevratlar vardı.
Toplama kamplarına giderken, bu tevratları yanlarında götüremezlerdi.
Naziler hemen el koyardı.
Sinegoglarda gizleseler, Almanlar mutlaka bulurdu.
Ayrıca Sinegoglar bile bombalanıyordu.
Kutsallarını adada emanet edecek kimse de yoktu.
Hahamlar günlerce tartıştı, kafa yordu.
Ama çare bulamadılar.
Mecburen tevratları Naziler’e vereceklerdi.
İşte o anda bir müslüman din adamı çıktı ortaya.
Rodos müftüsü Şeyh Süleyman Kaşlıoğlu.
Ölümü göze alarak, yahudi din adamlarına “Tevratları bana verin, Murad Reis Camii’nde minbere saklarım. Nazilerin camileri bombalama riski az ve minberde tevrat olacağını asla düşünemezler” dedi.
Rodoslu yahudiler 800 yıllık kutsal kitaplarını Müftü Şeyh Süleyman Kaşlıoğlu’na teslim ettiler.
Sonra kampa götürüldüler.
Günler, haftalar, yıllar geçti.
Savaş bitti.İrtica ve yobazlık budur işte.
Toplama kampından Rodos‘a giden 1673 yahudiden sadece 151‘i geri dönebildi.
Onları limanda karşılayanlar arasında Rodos Müftüsü Şeyh Süleyman Kaşlıoğlu da vardı.
Emanete gözü gibi bakmıştı.
Tevratları yahudilere teslim etti.
Müftü Kaşlıoğlu, aynı adada, aynı havayı soluyan, aynı suyu içen, aynı mahallede yaşadığı insanların kutsallarına, farklı dinden olsalar bile saygı göstermenin onurunu yaşıyordu.
*.   *.  *
Yıl 2018.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, cumhuriyete, kurtuluş savaşına, kuvvayi milliye, Atatürk’e hakaret ederek, milyonlarca insanın değerlerini, kutsallarını aşağılamaya çalışan meczup Kadir Mısıroğlu‘nu ziyaret etti.
Objektiflere boy boy poz verdi.
Hem de 10 Kasım‘dan bir gün önce.
Fesli meczup Mısıroğlu‘nu tasdik edercesine.
1943‘ten 2018‘e.
Dinin ve din adamının nereden nereye geldiğini görebiliyor musunuz?
Bir Rodos‘ta ölüm tehlikesini göze alarak, mahallesindeki yahudilerin kutsalını camide gizleyecek kadar hoş görülü Müftü Şeyh Süleyman Kaşlıoğlu‘na bakın.
Bir de, kendi vatandaşlarının, kendi dindaşlarının değerlerine, kutsallarına hakaretler yağdıran fesli meczubu ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş‘a.
İrtica ve yobazlık budur işte.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haber Sistemi Tasarım ve Programlama: Moradam SEO