Son Dakika
22 Haziran 2018 Cuma
green card

ZATÜRRE!

Kalite anıtı olmuş insanların bile arabesk sağlık anlayışı ile eserleştirdiği şeydir Zatürre!

06 Haziran 2018 Çarşamba, 17:05
ZATÜRRE!

Uzun uzun derin öksüren gördüğümüzde içimizi bir anda korku kaplar.

2. Dünya Savaşı öncesi veremle birlikte en fazla ölüme yol açan hastalık.

Penisilin ve aşıların geliştirilmesiyle eski korkutuculuğunu kaybetmişti.

1950’lerden sonra ölümler önemli ölçüde azalmıştı.

Döndü!

İnsan sağlığı için tehdit olmayı sürdürüyor.

Halk arasında zatürre olarak bilinir.

Akciğerin iltihaplanmasıdır.

Tıbbi ismi pnömonidir.

Esasen, akciğerin en uç yapısını oluşturan ve havadaki oksijenin vücuda girdiği bölge olan hava keseciklerinin yaygın olarak iltihaplanması hastalığıdır.

Başlangıcı mı?

Genellikle ani başlangıçlı öksürük.

Balgam, ateş, yaygın vücut ve kas ağrıları, halsizlik.

Kendini böyle gösterir.

Nefes darlığı ve/veya göğüs ağrısına da neden olabilir.

Göğüs ağrısının eşlik ettiği hastalarda özellikle, zatürrelerin 4’te 1’inde görülen, göğüs boşluğunda iltihabi bir sıvı toplanması durumu düşünülür.

Eskilerin deyimi ile; zatülcenp, sulu zatürre.

Bu belirtiler görüldüğünde, bir göğüs hastalıkları uzmanına gitmek gerekir.

Gitmedi.

Ne soğuklar, ne yağmurlar, ne ıslanmalar geçirmişti futbolculuğunda yıllarca.

Kulaklarını hissizleştiren ne soğuklar görmüştü antrenörlüğünde sadece ceketle saha kenarlarında.

Koyar mıydı ona öksürük/balgam/ateş/ kas ağrısı / halsizlik.

Griptir grip!

Yayılmış hastaneye gittiğinde.

Üç tipi varmış normalde Zatürre denilen ‘sinsinin.’

İlki ve en yaygın olanı, virüs zatürresi.

İkincisi, daha ağır seyreden lober zatürresi.

Üçüncü ve son tipi de tedavi edilmeyen akciğer hastalıklarından kaynaklanan bronköpnomoni.

Göğsünden bir tüp aracılığıyla o iltihabi sıvıyı boşaltma yoluna gitmişler yoğun bakımda.

Bağışıklık sistemi baskılanmış.

Onun sonucu aramızdan ayrılmış.

Korunma yolu varmış aslında.

Zatürre aşısı olarak bilinen pnömokok aşısı.

Koruyucu etkileri bilinen kuvvetli bir seçenekmiş.

Zatürreye yol açtığı kesinleşen 23 tip mikroorganizmaya karşı geliştirilmiş.

Ancak ‘herkese yapılması gereklidir’ gibi bir ifade kullanılamazmış.

Yine de aşı yaptırma Türkiye’de sadece yüzde 1 civarındayken, Amerika’da bu oran yüzde 60’larda.

Dünya genelinde yapılan aşılamalar, her yıl toplamda 25 milyon kişinin hayatını kurtarıyormuş.

Çocuk yetişkin fark etmez, herkesin aşılanması lazımmış.

Risk grubu bile belli.

Kronik akciğer hastaları, kronik kalp hastaları, KOAH ya da astım gibi solunum yolu hastalıkları olanlar, şeker hastalığı olanlar, kronik böbrek yetmezliği ve kronik karaciğer hastalığı olanlar, 65 yaşın üzerindekiler, dalağı alınmış hastalar, herhangi bir nedenle bağışıklığında problem olan kişiler.

Bir şey diyeyim mi?

Futbolculuğundan bilirim.

Hele Altınordu’da kaptan iken tavan yapmış bir huyu vardı.

Kendisi dışında herkesin önceliği vardı.

Yurt içi, yurt dışı ile antrenörlük antrenörlük yolculuğunda benzer durumlar için temel eğitim aldığına imzamı değil; kalıbımı basarım.

Ve kendisi dışında herkes için aldırmıştır mutlaka bu önlemi.

Kendine gelince, ‘eski toprağız biz, bir şey olmaz’ takılmış olsa gerek.

Yaz-kış yaşamayı tercih ettiği Alaçatı’da, yaşıtları seyirciliği tercih ederkken;

Halı sahası futbolu, ayak voleybolu, plaj futbolu er meydanlarında olurdu kendinden genç kadrolarla.

Kondurmamış olsa gerek hastaneye yatmak durumunda kalıp, oksijene bağlandığında bile ki;

Resimlerde ‘iyiyim’ demek için el sallayarak paylaşmıştı durum raporu içerikli resimlerini.

O halde bile hayata bağlılığı yüzünden akan Ümit Kayıhan dahil her birimiz;

Bilemedik veda ettiğini!

Çoğunluk onu Göztepe ve Altay ile anar.

Halbuki ben 1981’de çiçeği burnunda gazeteci iken Altay’da, izleyen sene de Altınordu’da kaptan sıfatıyla haberleştirmiştim kendisini.

Gittiği her kulüpte izler bırakmıştı ama Altınordu’da bıraktıkları daha derindir.

Yöneticisiz kaldığı dönemlerinde bile ağabey-lider oldu kulübe ve takıma.

Fubolculuk jübilesini 1985’de kırmızı-lacivertli formayla yapmıştı ardına.

Altınordu’da yöneticilik yapmış Riyaz Kayıhan’ın da oğludur pek çoğunuzun bilmediği.

Spor kariyerine Göztepe Basketbol takımında başladığıdır yine pek çoğunuzuzun bilmediği.

17 yaşında Göztepe’nin futbol antrenmanı çıkarak başlamış yeşil sahalardaki yolculuğu.

Teknik heyetin büyük beğenisini kazandı.

Sporcu kimliğini futbolcu olarak devam ettirdi.

Antrenörlük için İngiltere de eğitim aldı.

Orada FIFA Teknik Direktörlük diploması aldı.

Antrenörlük deneyimini Karşıyaka ve Göztepe’de yardımcı olarak yaşadı.

Sonrasında Göztepe, Altay, Denizlispor, Erzurumspor, Antalyaspor, Göztepe, Diyarbakır, Bursa, Malatya takımlarında görev yaptı.

Son olarak 2013 yılında Altay’ı çalıştırmıştı.

Hani ‘Uzaktan baktığında bile efendilik üzerinden akıp yollardı sular seller olarak basıyor’ denir ya;

O’nun kuşağı olan 10 futbolcudan 7’si bu vücut dilini taşıdı / taşır İzmir’de.

O’nun hakkını teslim edecektir herkes.

O değişik bir adamdı özelinde bile.

İzmir bir KALİTE anıtını, o dahil hepimizde olan arabesklik eseri ZATÜRRE’den kaybetti böyle biline!

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK  

 

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir