Son Dakika
18 Ağustos 2017 Cuma
green card

SANAT üzerine bir deneme…

Sanatı anlamayan hafife alanlara sözüm şu: Sanatı yaşarsanız daha önce yaşamadığınızı anlarsınız. Her sanat dalı farklı bir renk ve dokudur; biri diğerini tamamlar, farklı haz ve de bakış kazandırır.

17 Haziran 2017 Cumartesi, 15:35
SANAT üzerine bir deneme…

Sanatı anlamayan hafife alanlara sözüm şu: Sanatı yaşarsanız daha önce yaşamadığınızı anlarsınız. Her sanat dalı farklı bir renk ve dokudur; biri diğerini tamamlar, farklı haz ve de bakış kazandırır. 
Örneğin yağlı boya yapmadan önce dünyaya boş gözlerle baktığımı bilmezdim; iyi ki de en az on yıl önce bunu fark ettim, bu da iyi bir gözlem gücü kazandırdı.
Koroya başlayınca sesimi koroyla birlikte şarkı söylemekle daha da geliştirilebileceğimi, müzik ruhlu insanlarla birlikte olmakla stresten uzak, renkli bir ortam doğabileceğini öğrendim
Enstrüman çalarken, müzikle dans ettiğimi, ezgilerle seviştiğimi, transa geçmiş gibi güzel bir arınma kazandığımı gördüm
Tiyatro kursuna az zaman ayırdım ama bu kısa süre içinde bile beden diline odaklanmayı öğrendim.
Şiir ve Edebiyat ortamlarında, duygusal yanım ivme kazandı; duygusal yoğunluk kazanıp dünyaya farklı pencereden bakma fırsatı yakaladım. Şiir yorumladığımda halkın o muhteşem tepkileri, ağlaması ve sarılıp tebrik etmesi, çiçek gönderilmesi, inanılmaz duygulandırdı duygu akışı yaşandı duygu verilirse karşımızdakinin de bize duygu verdiğini ve aslında ne gönderiyorsak onun bize geri döndüğünü öğrendim. Hiç bir sanat dalına ego yakışmaz ama sevgi yakışır. Tüm bu alanlarda ortak ivme noktası sevgiydi evet sevgiydi, halkla bütünleşmekti aslolan.
O zaman anladım ki aslında halktandım ve halkın çocuğuydum. İstesem de halkla aramda uçurum olamazdı, çünkü bizi var eden onlardı.
İnsanlığımı daha güçlü inşa etmeyi öğrendim.
Yazılarım ve şiirlerim sahiplenilince yani haber yapılınca ise, sorumluluk duygum gelişti dedim ki bu insanlara karşı bir sorumluluğum var. Neden hızlı yazıp, imla kurallarına hiç uymuyorum. Ben bir yazar adayı isem bu bana yakışmıyor. Şimdi bu yazımı yazarken ilk kez dikkat ettim. Az da olsa ettim. Şimdi daha bir özenliyim.
Güfte, beste işlerinde anladım ki eserler bestelenince sözler can buluyor ve yayılıyor; derken ilk güfte denemem belki de çok içten yazdığım için beğenildi ve TRT’de okundu. Bu benim için bir milattı. Demek ki Sanat ve Edebiyat, doğru ve egosuz yüreklerde çok şey demekti. Yeter ki içten yapılsın. Çünkü halk gerçekle sahteyi ayırt eder ve duygu alamaz. Buna karşın sanat eğer ki aşkla vuku bulursa, bizler bu ülkede çok şeyi değiştirebilir, kelime ve nağmelerin eşsiz sihrinde, sevgiyi ve birliği yayabiliriz. Evet bunu başarmak zor değil, iyi amaçlarla her alanda var olabiliriz. Oysa kelimeleri bırakın, kendi gücümüzün sınırlarını dahi bilmiyoruz.
Bilsek; Sanat ve Edebiyat’ta güzel amaçlara hizmet eder, sevgi yaratırdık.
Gösteriş dolu bir başarıyı hedeflemek yerine, altında yatan güzellikleri, manayı keşfettim. Bu ego ve başarıdan kat kat üstün bir duyguydu.
Nasıl da renkli bir dünya öyle değil mi ?
Ey Sanat, Edebiyat; duygu dünyamın farklı renkleri, güzellikleri, iyi ki benim bir parçam oldunuz
Öyle parçam oldunuz ki sizden kopsam, ruhum aşsız ve aşksız kalır gibi geliyor.
Edebiyatın edebiyle, sanatın sanıyla seviyorum sizleri ??

www.haberhurriyeti.com / GAYE DİLEK GEZER

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir