Son Dakika
28 Temmuz 2017 Cuma
green card

13 Ocak 2017 Cuma, 11:37
Mehmet Abut
Mehmet Abut mabut@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Modern Bilimin kurucusu, hekimlerin önderi: İbni Sina

Avrupalı’lar, İbni Sina’yı İranlı sanırlar. Ama o bir Türk’tü. Batılılarca, Orta Çağ Modern Biliminin kurucusu, hekimlerin önderi olarak bilinir ve “Büyük Üstad” ismi ile tanınır.

İbn-i Sina MS. 980 yılında Buhara yakınlarındaki Afşana köyünde dünyaya gelen bir bilim adamı.
1037 yılının 21 Haziran günü hayata gözlerini yumdu.
Avrupalı’lar, İbni Sina’yı İranlı sanırlar.
Ama o bir Türk’tü.
Batılılarca, Orta Çağ Modern Biliminin kurucusu, hekimlerin önderi olarak bilinir ve “Büyük Üstad” ismi ile tanınır.
Batılılar ona, Avicenna ismini taktılar.
Avicenna hayatı eserleri ve zekâsı ile beni de kendine hayran bırakmış bir bilim adamı.
Tıp alanında El-Kanun fi’t-Tıb yani Tıbbın Kanunu adlı kitabı ile ünlendi.
Bu kitap Avrupa üniversitelerinde 17. asrın ortalarına kadar, tıp biliminde temel eser olarak okutuldu.
Babası Abdullah, Samani İmparatorluğu‘nun önemli şehri Belh‘ten gelen saygın bir bilim adamıydı.
Saman Oğulları sarayında kâtip olarak çalışıyordu.
İbni Sina ya da Batı’daki adı ile Avicenna, babasından, ünlü bilgin Natili’den, Kuşyar ve İsmail Zahit’ten ders aldı.
Geometri ve özellikle de Öklid geometrisi, mantık, fıkıh, sarf, nahiv, tıp ve doğabilim üstüne çalışmalar yaptı.
Oğlunun ilk eğiten babası oldu.
Böylece, çok küçük yaşlarda okuma yazma öğrendi
Sabaha kadar mum ışığında çalışırdı.
Özelliği, okuduklarını çok kısa zamanda öğrenme becerisi idi.
Bu özelliği, öğretmenlerini hayretler içinde bırakıyordu.
10 yaşındayken Kur’an-ı Kerim‘i ezberledi.
Gündüz okuduğu problemleri çözebilmek için geceleri hiç uyumazdı.
Yorgunluktan uyuya kaldığında bile, rüyasında bu sorularla uğraşır ve soruların cevaplarını bulmuş olarak uyanırdı.
Aristo’yu duymuştu.
Bir gün, bir metafizik sorusu ile karşılaştı.
Uzun süre düşünmesine rağmen cevabını bulamadı.
Bir kitap satıcısı ona, sorunun cevabını Aristo’nun kitaplarından birinin içinde bulacaksın” dedi.
Bunun üzerine Aristo’nun kitaplarını aramaya başladı.
Bir kitap satıcısının nasıl olup da kendisinden daha fazla şey bildiğine şaşırıp kalmıştı.
Kendisine önerilen kitap, Fârabî‘nin Aristo‘ya ait bir kitabıydı yani el-İbane’s adlı kitaptı.
Gerçekten de aradığı sorunun cevabı bu kitabın içinde miydi.
Ancak kitap, Fars’ça ya da Arapça değildi.
Nasıl okuyacaktı?
17 yaşında bir tıp talebesi idi.
O sıralarda Ülke Samaniler tarafından yönetiliyordu
Samani İmparatorluğu’nun Emir’i Saman Huda ateşli bir hastalığa yakalanmıştı.
Sarayın doktorları onu tedavi edemediler.
17 yaşındaki İbni Sina, ölümü beklenen Emir için yeni tedavi yöntemleri geliştirdi.
Emir iyileşti ve onu, saraya yanına aldı.
Saray kütüphanesinin kapıları onun için ardına kadar açılmıştı.
Artık genç delikanlı kütüphaneden sınırsız olarak yararlanabilecekti.
Bunları neden mi yazıyorum?
Çünkü Aristo’nun kitabı kütüphanenin raflarındaki yerini çoktan almıştı.
Peki, kitabı kim yazmıştı?
Farabi ve felsefe araştırmaları yaptığı yıllarda tanıştığı, Yuhanna bin Haylan birlikte yazmışlardı.
Aristoteles’in yapıtlarını birlikte okumuş ve tercüme etmişlerdi.
Tercüme ettikleri kitap, Samani kütüphanesinde bulunuyordu.
İbni Sina sevinçten havalara uçmuştu.
Kitabı büyük bir azimle okumaya başladı.
Secdeye kapanıp Allah’a dua etti.
Farabi adına fakir halka sadaka dağıttı.
Onun bu özel durumunu, kıskananlar oldu
Emir’e olan yakınlığı nedeni ile pek çok düşman kazandı.
Düşmanları, onun hata yapmasını bekliyorlardı.
Çok geçmedi, kütüphanede bir yangın çıktı,
Bu düşmanları için büyük bir fırsattı.
Hemen onu, kundakçılıkla suçladılar.
Ama Saman Huda bu yalanlara inanmadı.
İbni Sina’ya inanmıştı ve onun böyle şeyler yapmayacağını biliyordu.
Ancak, bu ve bunun gibi olaylar İbni Sina’nın hassas kişiliğini çok etkilemişti.
19 yaşına geldiğinde doktor unvanı aldı.
Hastaları ücretsiz tedavi ediyordu.
Yani, Samani’lerin verdiği maaş ona yetiyordu.
Günümüzdeki meslektaşlarımız İbn-i Sina’nın yaptıklarından ibret almalılar.
1970-1973 yılları arasında bir SSK hastanesinde
Cerrahi şefliği yapmıştım.
Yarım gün çalışıyordum.
Tam ve yarım gün çalışan meslektaşlarım birkaçı hariç, para almadan hastaya bakmıyor ve tedavi etmiyorlardı.
Bu ve buna benzer nedenlerle ayrılmıştım hastaneden.
Yani onlar, ettikleri Hipokrat yeminine sadık kalmıyorlardı.
Ayrıca, büyük bir olasılıkla İbni Sina’dan da haberleri yoktu.
İbni Sina 22 yaşında iken babasını kaybetti.
İki sene sonra, 24 yaşındayken, Samani Hanedanlığı sona erdi.
Gazneli Mahmut onun yanında çalışmasını istedi
Teklifi kabul etmedi.
Batı’ya Ürgenç‘e gitti.
Ürgenç’te şehri yöneten hükümdar, bilimin önemine inanan bir kişiliğe sahipti.
İbni Sina’ya maaş bağladı.
Sık sık çevredeki şehirlere gidiyor ve oradaki hastalara ücret almadan yardımcı olmaya çalışıyordu.
Yani, hekimliği ekstra kazanç için kullanmıyordu.
Yeni tedavi yöntemleri buldu.
Şöhreti artık iyice yayılmıştı.
Tam da bu sırada, bir ayaklanma oldu.
Ne yazık ki, Hükümdar ayaklanma sırasında öldürüldü.
Şehir çok karışıktı.
Bu nedenle, şehirden ayrılmak zorunda kaldı.
Hazar denizi kıyısında Gorgan‘a gitti.
Gorgan’da bir arkadaşı vardı.
Onu buldu ve astronomi dersleri vermeye başladı. Ayrıca, ünlü tıp kitabı, el-Kânûn fî’t-Tıb yani Tıp Kanunu adlı kitabını burada yazmaya başladı.
Bu eser, beş kitaptan oluşuyor.
1. Anatomi ve koruyucu hekimlik,
2. Basit ilaçlar,
3. Patoloji,
4.İlaçlarla ve cerrâhî yöntemlerle tedavi
5.Çeşitli ilaç terkipleriyle ilgili ayrıntılı bilgiler
Gorgan’dan ayrıldı ve bir süre Rey‘de Kazvin‘de çalıştı.
Sonra İsfahan‘a yerleşti.
Hayatının son yıllarını Ebu Cafer‘in hizmetinde geçirdi.
Tıp alanında devrim yaratan Kanun adlı eserinin ardından çok önemli yüzlerce eser daha yazdı.
O dönemde Mikrop henüz keşfedilmemişti.
Ama o, kitabında hastalığa yol açan şeyi Mikrop benzeri bir anlatımla anlatmıştı.
Bu, onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu göstermeye yetiyor.
Ayrıca buzla yapılan tedaviyi, sterilizasyonu, anesteziyi ve pek çok yeni ilacı v.b da bulan odur
57 yaşında bir gün, midesinden hastalandı.
Yatağa düştü.
Kendisine meslektaşları tarafından önerilen tedavi yöntemlerini, kabul etmedi.
Son günlerinde mal varlığını fakirlere dağıttı
Üç günde bir, Kur’an’ı Kerim’i hatmetmeye başladı.
Çok erken bir yaşta, yani 57 yaşında Hamedan kentinde, hayata veda etti.
Yukarıda da belirttiğim gibi, takvim 21 Haziranı gösteriyordu.
Tıp tarihinde tüm dünyada 700 sene başyapıt olarak tüm Tıp okullarında okutulan el-Kânûn fî’t-Tıb yani Tıp Kanunu adlı eseri, Avrupa’da Tıp alanında bir çığır açmıştı.
Avrupalılar ona Hâkim-i tıb, yani hekimlerin piri ve hükümdarı demişlerdi.
Batılılar ister istemez onun bilgeliğini kabul etmek zorunda kalmışlardı.
Paris’e giderseniz, Aynı isimli Üniversiteyi ziyaret etmenizi öneririm.
Üniversite, St Germain Bulvarı yakınında.
Üniversitenin konferans salonuna girdiğimizde, onun duvarda asılı olan portresini görerek gururlanmamak elde değil.
Batılılar, hele hele Fransızlar, kolay kolay böyle bir şey yapmazlar.
Eserlerini Türkçe yazmaması nedeni ile, İbni Sina, Avrupa’da bir süre İranlı sanıldı.
İbni Sina, çağının her zaman önünde fikirlere sahipti.
O bir Türk bilim adamı idi.
Bakın neler der İbni Sina:
– İlim ve sanat ittifak görmediği ülkeyi terk eder.
– Dünya bir eğlence ve oyun yeri değildir.
– Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.
-İnsanın ruhu kandil, bilim onun aydınlığı ve Tanrısal bilgelik de kandilin yağı gibidir.
Bu yanar ve ışık saçarsa o zaman sana “diri” denilir.
-Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir.”
Söyledikleri ne yazık ki aynen günümüz için de geçerli.
Aksini söyleyebilir miyiz!
Eserlerinin en ünlülerinden biri de felsefe ve fen konularını içeren kitabı.
İbni Sina tarafından çok geniş çaplı çalışmalardan sora yazıldı.
İsmi, Kitabü’ş-Şifa yani İyileşme Kitabı.
Bu eser, Montpellier ve Louvain’de 1650 yılına kadar ders kitabı olarak okutuldu.
Bilmediğini bilen bir yapıya sahip olduğu için kendisini devamlı olarak geliştirdi.
Onun insanlığa yaptığı hizmetler herkese örnek olmalı….
Mehmet Fuat Abut / www.haberhurriyeti.com

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum

  1. Ülkü Kesicioğlu

    12 Ocak 2017 at 22:54

    Hipokrat yeminine sadık kalmayan öyle çok hekim var ki. Para almadan hastasına asla bakmıyorlar. Sevgili İbni Sina ruhun şad mekanın cennet olsun. Bu güzel yazıyı bir solukta okudum. Teşekkürler Sayın Mehmet Abut.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir