Son Dakika
21 Eylül 2017 Perşembe
green card

Mayıs üçlemesi; ANA DOLU, ANADOLU – 2

Nene Hatun 1937 yılında, 93 Harbi gazileriyle yapılan bir röportaj vasıtasıyla tanındı. 5 Mayıs 1954 yılında ‘’Anaların Anası’’ ilan edildi. O günden sonra da asla unutulmadı.

18 Mayıs 2017 Perşembe, 18:02
Mayıs üçlemesi; ANA DOLU, ANADOLU – 2

NENE HATUN

 

Şair diyor ki;
“ Dadaş çelik bir yaydır onu germeye gelmez. Kabaran bir sel olur, dağlara da baş eğmez.”
Dadaş dağlara baş eğmez, onu doğuran analar eğer mi?
X X X X
Ruslar Erzurum’u basınca, teslimiyet doğdu bizimkilerde. Yılgın mı yılgın, tutuk mu tutuktu asker. Ağabeyi Hasan cepheden ağır yaralı olarak bir gece önce eve gelmişti. Bir yandan ona bakarken, bir yandan da 3 aylık çocuğumu emziriyordu.
Kardeşi o gece kollarının arasında öldü. Sabaha karşı minarelerden ‘moskof Aziziye’ye girdi’ diye haykırışlar başlayınca, kardeşimin alnını öptü.Yavrularını Allah’a emanet etti, ağabeyinin tüfengini ve mutfak satırını alıp dışarı fırladı. Komşu kadın ardından seslendi ‘’Bebelerin yetim kalır, sen nereye?’’ Duraksadı, sonra cevapladı; ‘’Yetim kalabilirler ama vatansız kalamazlar!’’
Kadınları da düşürdü ardına. Köy halkı sel gibi Aziziye’ye akıyordu. Tabyanın mazgallarından düşman ölüm yağdırıyordu. Düşmanda iyi silah vardı, onlarda da iman. İleri atıldı taze gelin. Dadaşlar arasına karıştı. Satırı durmadan kalkıp iniyordu. O taze gelini düşman ile göğüs göğse gören asker silkindi birden. Geldi kendine. Şaşırır Rus askeri bozulmuş dönerken geri. Kurtulur Erzurum, soğuk bir on iki mart sabahı.
Satır sallamaktan öyle yoruldu ki baygın buldular. Yaşlı olduğundan değildi. ‘’Nene’’ idi adı. 20’lik taze gelin. ‘’Hatun’’ kişilerden sadece biri idi köyde. ‘’Nene Hatun’’ diye çağrılırdı o nedenle.
Elinde satır düşman üstüne atılan o genç gelin, bir romanın hayali kahramanı değil. Eti-kemiği ile bu toprakların nüfus kayıtlarında var olan bir vatandaşı kendisi.

1952 yılında General Matthew Ridgway Nato’nun Doğu kanadını ziyaret ederken, 3. Ordu Komutanlığını teftiş için Erzurum’a gitti. Bölgenin tarihini dinlerken, 1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında köylülerin Aziziye Tabyasını alması hakkındaki anlatı ilgisini çekti. Hele ki 20 yaşında bir genç kızın üç aylık kızı ile ondan biraz büyük oğlunu evde bırakarak, satırla-tüfekle Ruslardan intikam almaya gitmesi, Ruslara karşı Avrupa’yı savunmakla görevli Amerikalı generalin oldukça hoşuna gitti.
Hayali savaş kahramanları, psikolojik harp unsurlarında olmazsa olmazlardan biri idi. Mesleki olarak konuya hakimdi. Keşke” dedi, “hikayesini kendisinden dinleyebilseydik”.
“Dinlersiniz komutanım” denildi. “Nene hatun hala hayatta.”General Ridgway teftişi-tankı-topu bırakarak Aziziye’ye gitti. Nene Hatun’un evine bir generaller ordusu olarak girdiler. 95 yaşında yılların çilesi yüzünde çizgiden ibaret Nene Hatun Amerikan paşasınıve yanındakileri kendisi ağırladı.
General Çayını yudumlarken o günü bir de Nene Hatun’dan dilerken duygulandı. Şakayla karışık Türk Kurmay Heyeti’ne Nene’ye sormalarını istedi. “Sorsanıza tekrar bir Rus savaşı çıkarsa nene baltasıyla bize tekrar katılır mı?”95’lik Nene Hatun da generale bakıp ciddiyetle, “Tabii ki gelirim, o vakit evde oturacak halim yok ya” dedi.
Nene Hatun’un 4 erkek, 2 tane de kız çocuğu olmuştu. 93 Harbi sonrasında Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, derken oğullarından ikisini de Çanakkale’de cephede şehit verdi.
Şair/Yazar Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, destansı kalemi ile bilinir. Nene Hatun’u yine Nene Hatun’un ağzından en güzel anlatanlardan biridir.
Tâze gelin iken on sekizimde
İki göğcek bala iki dizimde
Ve iki damla yaş iki gözümde
Doksan üç gününden hatırladığım.

Ruhumun süruru oğlumla kızım
Mürvetim, devletim, sevincim, sızım…
İki can yoldaşım: elifle, kâzım..
Saçlarını tel tel ıtırladığım.

Komazlar ki çifte kuzu meleye
Derler düşman gelmiş Çanakkale’ye
Yadımda oğlumu o velveleye
Ayet el kürsi’yle poturladığım

Düşmanı kahredip dönsün diye tez
Yadımda kırklara adadığım bez..
Konuya-komşuya haftada üç kez
İnce ekmek açıp fetirlediğim.

Apakça mektuplar gözledim, gelmez.
Bağrımın başını közledim gelmez..
”Anam” deyişini özledim, gelmez..
Apakça sütümle baturladığım.

Şehitlik şerbeti içti dediler..
İçti ve öteye uçtu dediler.
Ne mezarın belli, ne düştüğün yer
Ey can konağımda yatırladığım! ..

Ey can konağımda kadri ziyâde…
O, aydan, güneşten bedri ziyâde.
Peygamber katına ulaştı mı de
Doksanüç harbinde Aziziye’de
Moskof kafirini satırladığım
Nene Hatun 1937 yılında, 93 Harbi gazileriyle yapılan bir röportaj vasıtasıyla tanındı. 5 Mayıs 1954 yılında ‘’Anaların Anası’’ ilan edildi. O günden sonra da asla unutulmadı.

www.haberhurriyeti.com / OĞUZ ÖRNEK

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum

  1. Sevinç Özküçük

    18 Mayıs 2017 at 19:07

    Nene Hatunu ne güzel anlattınız.Kendisini tarihten iyibiliyordum.Satır olayını şimdi öğrendim.Tekrar teşekkür ederim gönülden.Güzel kaleminize nice yazılara

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir