denizli escort esenyurt escort LİYAZON SEVDALAR -Haber Hürriyeti
Son Dakika
20 Kasım 2017 Pazartesi
green card

21 Nisan 2017 Cuma, 10:18
Mustafa Gökçek
Mustafa Gökçek mgokcek@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

LİYAZON SEVDALAR

Gerçekte okuyanın coşkusuna, nabzına katkıdır ‘Fatma Elvin Öztürk’ün söylem temposu. Dilin hazinesi miri mal diye açılmıştır: yoğun ve ritmik izlekler toprağında.

 

Yara, kan, acı; hayatı, en kısa yaşanan zaman dilimlerinde algılamak durumuyla baş başa bırakır insanı.  Bıraktığında, zamanı kestirmeden geçiyor olmanın bedeli şiire mi tahvil edilir acaba? Diye düşünmeden edemiyorum. Bunun günlük hayatta, sıkça düşünülmediğini sanıyorum. Tartışma götürmez bir gerçekliktir; insanoğlu gizli bir aşk ve gizli bir sevda ile yaşam bulur. Aşkı ve/ya sevdayı yitirdiğinde yaşamı yitirir. O nedenle hiçbir koşulda, aşkında, sevdanın da kirli olabileceği göz önüne getirilmez. Getirilemez. Ancak, bir şairin temaya büyüteçle bakacağı tutar ve aşkın/sevdanın ‘Liyazon Sevdalar’ olduğunu görürse, okur da ortak olur serüvene…Sıvı ya da pıhtı hücrelerini seçer, incelemeye meyleder şairin merceğinden çünkü gizli bir sevdadır, aşkı ve ilişkisi!

“… Liyazon sevdalar / Yaftaladı kendini // Yaşayanlar yüzsüzleştikçe / Kaybetmek zorlamadıkça / Yeni tatlar buladıkça / Köşe başı buluşmalar / Tenhada fısıltılar sardıkça / Dikey köylerde / Tanımadıkça bireyler birbirini / Şehirlerle gizli ortaklar imzalandı // Gecelerin korumasından çıkıp / Gündüzü de koluna taktığından beri / Gölgelerden sıkılıp / Gün yüzüne kavuştu // Gizemden uzak / Yarı gölge / Yarı gerçek / Yaşandı günümüzde / Liyazon sevdalar…” // (sy.21) –(*). 

          “… Mor saatler yelkovanı vurduğunda / Yıldızlar örtüyorum üzerime / Geceler de gizliyorum / Gök gürültüsünde saklıyorum / Korkaklığımı, isyanımı / Örseleniyorum, inciniyorum da / Ne fayda… // Seni arıyorum belli ki / Arıyorum da / Seni bana sormak yanlıştı sevdiceğim / Çünkü sen bendin / Yoksa ben mi sen? / Kendimi özlüyorum belli ki / Senin yansımandaki neşemi / Ayna kırığındaki geçişimi…” // (sy.69) – (**). 

Anlamlılık-anlamsızlık ikileminin pınarı yaşamsan süzülür. Şair metne içerik kılar görüleni ve görülmeyeni. Aşkın ve sevdanın şiirsel tahlilini yapmaya yeltenir; acı pahasına, hüzün ve ölüm gibi yıkıcı, yok edici, bedeller pahasına.

Bu sayfamızın şair kişisi, geçen yıl bir şiir kitabıyla konuk ettiğim hem şair, hem de tuvallerine döktüğü boyaları, tablolar yaparak sanatına resmeden ressam ‘Fatma Elvin Öztürk’ün “Liyazon Sevdalar” (*) alt başlığını taşıyan şiir kitabı, ‘Liyazon Sevdalar’ için düştüğüm notları yazarken düş sarnıcımda dalgalanmaları itiraf etmeliyim. Dolambaçlı anlatım yoluna gitmek istemem ama ne denli doğrudan söyleyebileceğim etkilenme dozunu; bilemiyorum. Sadece deneyeceğim. Haliyle bu, “Liyazon Sevdalar” (*)’ı okurken doğmuş ‘parçalı bulutlu’ bir deneme metni olacak.Öyle oluyor.

Liyazon Sevdalar’, gerçek anlamda bir “kısas, masal, mesel” derinliğince sorgulama metnidir. Gerçek anlamda diyorum; çünkü kişiliğin zamanda tuttuğu ‘yer’ ve ‘pay’, yani görüntü-ses ile ilgili bir belirsizliği onaylıyor. Evet, bu iddialı bir tümce belki ama hayatın derin seçeneklerine göndermeler, alımlamalar ve indirgemelerle zenginleşiyor söylemi. Gitgide, düşünsel/duyusal algılamada yoğunlaşmanın muhatabıdır okur. ‘Öztürk’ün karşıtlıklar/belirsizlikleri dile getirme ustalığından söz etmeden geçilmez burada. “… Gecelerin korumasından çıkıp / Gündüzü de koluna taktığından beri…” (*).

Sanırım metin yaratma/üretme ustalığına en ilginç örnek, düşünsel karşıtlıkların ve koşutlukların lirik akış temposunda dengelemesi; tematik kaygı metnin sorunu haline getirilmiyor kesinlikle. O denli rahat, dolaysız kurguluyor şiirsel yapıyı: Uzun soluklu, ayarlı hız ve esneklikte. Uslanmaz yenidünya/hayat tasarımcısıdır şair. Biliyoruz ki yazmak okumanın öncelidir/öncesidir ve gerçeklikle temas etmenin sonucudur. Çünkü nesnelere can veren sözcüklerdir, öylelikle tümceler, dünyayı tanımlamada kullanılan araçlardır. Dünyayı kapsayan görüntü ve ses imleri yaşantının mimarıdır dense yanlış olmaz. Hayatın ötesini arayan, hatta bilinçle iz süren kâşiftir şair… Anlatıcı, şair başkişi, şiir kişisinin yaşam serüveni, uzun yürüyüşe çıkmış, amansızca sorgulayan, arayan bir simyacınınkiyle örtüşür. “… Mor saatler yelkovanı vurduğunda / Yıldızlar örtüyorum üzerime / Geceler de gizliyorum / Gök gürültüsünde saklıyorum / Korkaklığımı, isyanımı…” (**).

Anlamı değil de anlamayı didiklemenin eylemini kolaylıkla yakıştırabiliriz, söz konusu modern derviş, bilge kişiliğin üzerine. Örtüşme, özdeşleşme, yeni sorular düşürüyor akıllara: Her fırsatta okurun karşısına çıkan (çıkma yürekliliğini gösteren) şair ‘Fatma Elvin’ mi yoksa içsel ‘sureti’ mi? Kestiremeyiz. Üretip sunmuş olduğu metinlerde kaç ‘ben’, kaç ‘o’ veya ‘onlar’ cirit atmakta? Bu pek önemli değil tuzu kuru dünyalılar için. Oysa bilge kişiliğin portresi ilk kimliğin haftalığı/Vesikalığı altında gizlidir, çoğu zaman. Metin ve imgesel dizeler, şair kişinin dünyevi varlığıdır. Tek varsıllığı, bir bakıma kimliğinin ta özüdür. Simyacı-şair yanı, yaratısıyla, keşfiyle, menkul duyu-düşün edinimi/sunumuyla en ‘kendi’ ve haklı konumundadır.

Metin içindeki titreşim dalgaları, var olan şiir kişisinin içsel gerginliği olabilir mi? Diye sormadan edemiyor okur… Dramatik olanla romantik olanın boyuttan boyuta büyüyen, yürüyen, şiirsel ses-söz yolu bandı bir dinamonun (kökün) varlığına, enerjisine işarettir. Gerçekte okuyanın coşkusuna, nabzına katkıdır ‘Fatma Elvin Öztürk’ün söylem temposu. Dilin hazinesi miri mal diye açılmıştır: yoğun ve ritmik izlekler toprağında. Zira şöyle anlaşılmasında beis görülmez umarım; şairin dil varlığı okurunun kazancıdır. ‘Öztürk’ün ‘Liyazon Sevdalar’ şiir kitabına böyle bakılacağını, böyle özümseneceğini bilmektedir, müdavimi okur. Kendi söz açlığına güvenmekte, okudukça daha da zenginleşeceğine inanmaktadır. “… Senin yansımandaki neşemi / Ayna kırığındaki geçişimi…” (**).

Hayat, beyaz kâğıt üzerine ‘cereyan’ eden-edebilen yüce bir ‘aktif’ yenileşmesidir. Öyle bir eylem ki, ta… Bilincin oluşmaya başladığı andan itibaren adım adım değişmiş, gelişmiş ‘hal’dir. Devinim belirtisidir, kâğıdın işaretlerle / seslerle dolması / doldurulmasıdır… Özetle, ‘kutsal’ belirtidir. Varoluşun atomunu-ruhunu sonraya aksettirir. Yani yaşam öyle yansır, metinle doğaya. Metinlerden… Metinlere…

Kâğıt Yayınevi’nden çıkan ve 91 sayfadan oluşan bu şiir kitabında, 72 şiir bulunmakta… Yazıya başlık olarak seçtiğim ve kitabın adı olan ‘Liyazon Sevdalar’ da bu isimle anılan ‘Liyazon Sevdalar’ şiirini (*) ; ‘Mor Saatlere’ şiirlerini seçerek ki tüm şiirlerin ayrı bir güzelliği, ayrı bir liriksem hazzını okura bırakırken, sizden önce bu hazzı yaşadığı belirtsem sanırım yanlış olmaz. Dolayısıyla vakit geçirmeden okumanızı salık veririm.

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

iddaa siteleri bahis siteleri