Son Dakika
24 Nisan 2017 Pazartesi
green card

13 Ocak 2017 Cuma, 10:54
Mustafa Gökçek
Mustafa Gökçek mgokcek@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Kırık Tebessüm

Bir kırık tebessümsün / Dudağımın kıyısına yerleşen / Bazen cefa, bazen vefasın / Anılarımda yer eden…. Mustafa Gökçek’in masasında bu kez Nuran Benli’nin Kırık Tebessüm kitabı var…

KIRIK TEBESSÜM

          “… Bir kırık tebessümsün / Dudağımın kıyısına yerleşen / Bazen cefa, bazen vefasın / Anılarımda yer eden / Kırık bir tebessümsün / Hayatıma yerleşen / Şimdi gittin / öyle öksüz hallerdeyim ki / yaşamın en kuytu dehlizinde / Bir umuttur içimde yaşattığım / Bazen seni, bazen beni / Bazen ikimizi anlatırken / Kilitlenirim mısralarımda / Sen / Elli beş yıllık eşimdin / Ardından baka kalırken ben…” // (01)-(*).

           Ömür biter kitap bitmez. Bitmez, çünkü ömür akıcıdır. Kitapsa kalıcı biriken. Okunacaklara yetişilmiyor, zaman ve fırsat yetersiz, hep yetersiz… Okuyamama, elinin altında bulundurduklarına bile, bütün tasarlamalara karşın yoğunlaşamama sıkıntısı çekiyor insan. Günler, haftalar, aylar kanatlanıp gitmiştir hep. Yani, birikme devam ediyor kaçınılmaz olarak. Arabesk bir cümleyle başlayıp, arabesk kaygılar dile getirmek gibi algılanabilir, ama ne yazık ki zaman yoksulu herkes adına geçerli bu yerinme; modern zaman sıkıntısı. Hele seçilmiş kitaplar gitgide çoğalıyorsa ve özellikle, kanını ısıtan öyküsel ve romansam bir anlatımla anı, anıların yüklü olduğu kitaplar başucu gezegenine katılıp kaygıya dönüşmüşse… Ömrün kırık tebessümlere doğru seğirttiğinin ayrımına varılırken, belleğimizde liriksem bir haz bırakan anılarla yolculukta… ‘Kırık Tebessüm’kitabı anı sahanlığına bastığını söylüyorsa damıtılmış sözcükler… Ve yukarı, giriş kısmına aldığım, kitabın ilk sayfasına yerleştirilmiş şiirin ‘Nuran Benli’nin kaleminden yansıyan imge serpintisi… Ve sayfaları çevirdikçe başlayan anıların yolculuğu:

          “… Evimizden mi desem, odamızdan mı desem ayrılışımızın üzerinden bir hafta geçmişti. Bendeki sevinç, heyecan hâlâ aynıydı. O mahrumiyet bölgesindeki yaşamdan gerçekten uzaklaşmış mıydım acaba, işlerimiz rast gider miydi, burada kalma şansımız ne olacaktı? Her gün ayrı bir hayal kurmaktaydım. Bu arada da eşimle imtihan için harıl harıl ders çalışmaktaydık. Nihayet birkaç kişinin başvuru olduğunu öğreniyorum. İçim içime sığmıyor iki gün sonra imtihan günü belirlenmiş…” // (25)-(**).

 …derken; bir bakıma, geçecek olmanın kaygısıyla.  Zaman canavarının yaşamı eksiltmesine tepki; ‘söz’ gücü. Tepki, acıyı dışa vurmanın ilk adı…   Olağan seyrindeki hal daha sabahtan ivme kazanıyor. Sanki yitiş daha sabahtan başlıyor. Bir ses; tin (ezan) başlangıçtır derken, bitişin de o anda yürürlüğe girdiğini vurguluyor. Zamanın ürkünçlüğü arsız tavrında yaşama sızarken. Kim bilir, belki de şafak vaktinin dirimsellik belirtisidir bu, sarsıntı nedeni…  Zaman yok edici çünkü var edici olmadan evvel. Kalıcılığa yönelik bence anı, araştırma ve tarih kitaplarının betimleyici özellikleridir. Örnek olarak birçok anıların anlatıldığı, anı yüklü kitaplar sıralanabilir belki ama naifsem bir duruş sergileyen yazarın, şairlerin yazdıkları bu tür kitapları önemserim. Üstelik bu düşüncemi her platformda da desteklerim. Çünkü nice ‘Kırık Tebessüm’ ler, nice hatıraları yüksünürler. Böyle bir anı kitabını oluşturan ‘Nuran Benli’ oylumlu bir kitapla, oylumlu bir içerikle donatılmış, kitabına imza atmış…

          “… Memleketin hiçbir sosyal etkinliği yoktu. Yılda bir tiyatro gelir, okul müsamereleri olur, ailece akrabalarla, arkadaşlarla gidilen pikniklerimiz olurdu. Bu olaylar bize yetiyordu. Aza kanaat ederdik… Sıklıkla düğünlerimiz olurdu. Bu yaz da bekâr kayınlarımdan Burhan evlenmişti. Benim günlerce kıyafetle dikmem çok yorulmama sebep olmuştu. Akraba hanımlarına yaklaşık üç ay aralıksız dikiş diktiğimi bilirim. Düğünümüzde bütün eltilerim, iki görümcem, kızlarımızın giysilerini dikmiş hatta gelin ve damadın gecelik pijamalarını hazırlamış çok güzel bir bohça yapmıştım. Düğündeki tüm hanımlara benim mankenim gibi bakıyordum. Geride kalan Kadir ve Haluk kaynım içinde bir sonraki seneye hazırlıklar o yıl başlamıştı bile…” // (151)-(***).

           Hiçbir şeyin önceliği yok. Zaman kazanılamıyor. Yitiyor habire. Güzelim yazılar, yazıların ustaları biriktikçe saatlerin boyu mu kısalıyor ne? Okumaya adanmış yalnızlık düşkünü için, kitap kavramı hayata yüklenen amaçla bütünleşiyor. Bilinç atlasını zenginleştirmek dışında; insana, doğaya, güven aşılama, yaşam içerisinde tavır belirleme haliymiş, kitaplı yalnızlık. Durum öyle görünüyor. Okunacaklar, yazılacaklar destesinin büyümesi sorumluluk üretiyor. Teselli ararken, oylumlu bir anı kitabı ‘Kırık Tebessüm’ler önünde afallıyor bu tür anılara yoğunlaşanlar…

Söylediğim ve defalarca yazdığım gibi anı kitapları, onlara konsantrasyon olurken, kendimi birden geçmiş düşlerimle yoğunlaşmış bulurum! Hele bir de bu tür kitaplar gece boyutlarında okunursa, sanki düş güçlerini daha zorlarken, o konulara daha çok katalize ediyor… Günlük gerilim nöbetleri arasına sıkışıp boğulan birey, yaşamını kitapla dengeleyebilir. Ancak öyle, zamanın ruhsal akordunu yapabilir. Varlığı ‘derindeki sözle’ anlamlı bir ‘doğaya katılım’ sürecinde olgunlaşacaktır! Tıpkı ham meyve, yeşil ağı familyasından fışkırma…  Öyleyse olgun söz gövermiş meyveye mi eşitlenir (tekabül eder), anlayabildiğimizce…

Yazılı nesne; heceler, harfler ‘us’ hücrelerine sanatsal algılama ‘modu’ yüklemekte çünkü. Ayrıntılar ırmağına kapılıp giden birey, estetik nosyon için, doyum için, okuma molalarına ihtiyaç duyar. Yitim karşısında kişisel gerçekliğe ve düş gücüne tutunurken…

Sayfalarca yazsanız anıları çoğaltmak elinizde değildir. Oysa anılara yüklediğiniz düş güçleri sayesinde dağarcığınızda nice podyumlar açılır, kapanır… Ama o düş güçleriniz hiç bitmez, bitmesin de zaten!

Garp’ tan Şark’a Bir Gelin Geldi’ olarak betimlenen ‘Kırık Tebessüm’ kitabı, alıyor dağarımızda ki oluşan hayalleri, okumanın son sayfalarına gelmeden, yeni hayallere kucak açtırıyor belleğinizi… Çünkü anı kitapları insanın konsantrasyonunda önemli bir düş gücüdür, öyle de kalacaktır! Bu kitabı belleğimize yüklemekle iyi bir uğraşta bulunan yazar-şair ‘Nuran Benli’nin yolu açık, okuru bol olsun. Bana bunları hissettirdi. Beni, kitabı alıp okuduğunuzda daha iyi anlayabileceğinizi sanırım…

www.haberhurriyeti.com / MUSTAFA GÖKÇEK

Meraklısına;

Yazar; 1960 Gürpınar doğumlu. Birçok dergilerde yayımlanan yazılarından başka, öykü kitapları ve şiir kitaplarının yanı sıra çalışmalarına, Sivil Toplum Gönüllüsü olarak sosyal çalışma projelerinde bulunmuş ve bulunmaktadır. Ayrıca fotoğraf çekme düşüncesi, kendisine profesyonelce ışık tutmuş, bu nedenle birde fotoğraf sergisi açmıştır.

(*)          ;     şiir (ilk sayfada)

(**)        ;     kitaptan anısal anlatım,

(***)      ;      “           “          “

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler Teması. Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz