Son Dakika
17 Şubat 2018 Cumartesi
green card

15 Şubat 2018 Perşembe, 11:02
Sedat Kaya
Sedat Kaya skaya@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

KARDEŞ ELLERİYLE İŞLENDİ BU TOPRAK

O fidanlar tutacak. O fidanlar yeşerecek. O fidanlar büyüyüp koskoca bir orman olacak.

İnsan neden yaşar?
Sadece yemek, içmek, gezmek, eğlenmek için mi?
Hayır.
Yaşamak bu olamaz.
Olmamalı.
Yaşamın bir anlamı varsa eğer insan yaşama dokunmalı.
Peki, nedir yaşama dokunmak?
Bir şaman öğretisi şöyle der.

“Doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz.
Nehirler kendi suyunu içemez.
Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez.
Güneş kendisi için ısıtmaz.
Ay kendisi için parlamaz.
Çiçekler kendileri için kokmaz.
Toprak kendisi için doğurmaz.
Rüzgar kendisi için esmez.
Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz.”

Doğanın anayasasında ilk madde budur.
Herşey birbiri için yaşar..
Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur.
Yaşama dokunmak, çevreye, o çevrenin insanına, hayvanına, ormanına, çiceğine, böceğine, sanatına kültürüne, kısacası yaşam adına ne varsa ona el atmaktır.
Yaşadım diyebilmek için yaşamaktır.
Yani dostlar.
Yaşama dokunmak insanım diyenin yaşam borcudur.

*. *. *

Datça’nın Emecik bölgesinde geçen haziran ayında yangın çıkmıştı.
Rüzgar yamandı.
Ateşi söndürmek zordu.
Datça kan ağlamıştı.
Duyan yangına koşmuştu.
Yetişen ormancılara omuz vermişti.
Kimi simit götürmüştü, kimi ayran.
Söndürme işlemi bittiğinde, 5 hektarlık alan kül olmuştu.
Ve o gün karar verilmişti.
Yanan yerlere tekrar fidan dikilecekti.

*. *. *

Aradan 8 ay geçti.
Datça Kaymakamı Vehbi Bakır, Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar, Marmaris Orman İşletme Şefi Şükrü Akın Ünler, Datça Orman İştetme Şefi Saner Demirtaş’ın çabaları ve halkın işbirliğiyle fidan dikim seferberliği başlatıldı.
Devlet ile vatandaş elele verdiler.
Hep birlikte yanan araziye gittiler
Öğrenciler, sivil insiyatifler, doğa yürüyüşçüleri, doğaseverler, kadın erkek, yaşlı genç omuz omuzaydılar.
Bir ağaç gibi hür, bir orman gibi kardeştiler.
Ve o kardeş elleriyle selvi, kızılçam ve lavantalardan oluşan fidanlar diktiler.
Yanan alan 5 hektardı.
Onlar boş yerleri de doldurarak 19 hektara can verdiler.

O fidanlar tutacak.
O fidanlar yeşerecek.
O fidanlar büyüyüp koskoca bir orman olacak.
Datçalılar, yangına kurban verdikleri ormana yeniden kavuşucak.
Ve kendi elleriyle dikmenin gururuyla seyredecekler eserlerini.
Belki bahar şenlikleri düzenleyecekler o ağaçların altında.
Belki piknikler yapacaklar.
Kim bilir belki dedeler niniler o ağaçların altında torunlarına yaşama dokunmayı öğretecekler.

*. *. *

İşte yaşama dokunmak bu.
Yaşadım diyebilmek için yaşamak bu.
İnsanoğlu doğadan koptukça kendisinden de uzaklaştı..
Kapitalist öğreti benmerkezciliği yarattı..
Benmerkezcilik bizi başkasına yaşam hakkı vermeyen, egolu birer tüketici yaptı.
Bu benmerkezcilik bizde bitkilerin, hayvanların ve tüm evrenin bize hizmet etmek için varolduğunu ve üzerlerinde hiçbir sınır tanımayan bir hakka sahip olduğumuz algısı yarattı..
Oysa dünya denilen bu koca deryada insanoğlundan başka benmerkezci canlı yok.
Aksine birlikte yaşamak var.
Hayvanlar birlikte yaşıyor.
Otlar, ağaçlar, çiçekler.
Kuşlar, balıklar, böcekler.
Hep birlikteler.
Bir Navaho şarkısı şöyle der.

“Yeryüzünün sonuna gittim.
Suların sonuna gittim.
Gökyüzünün sonuna gittim.
Dağların sonuna gittim.
Arkadaşım olmayan bir şey bulamadım.”

(Sedat Kaya, Datça)
15 Şubat 2018

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir