Son Dakika
28 Haziran 2017 Çarşamba
green card

Her işini aşkla yapan biri… ERHAN GÖK

Erhan Gök, ilk emirden beri halen okuyan, hayat kelimesinin karşılığını yaşamak olarak görüp yaşanılacak yerlerde volta atan, yaşanmışlıkları yaşanamayanları yazmayı seven kaleme kelama sevdalı her işini aşkla yapan biridir.

19 Haziran 2017 Pazartesi, 14:29
Her işini aşkla yapan biri… ERHAN GÖK

Yazmayı seven, kaleme kelama sevdalı bir kişi Erhan Gök…

 

            Yüzyıllık Ömrüm ve Muamma kitaplarının yazarı Erhan Gök ile şiirle gençleştiğimiz, edebiyatla coştuğumuz ve yazıyla ölümsüzleştiğimiz dolu dolu bir röportaj yaptık…

 

Öncelikle sizinle söyleşi yapma fırsatı verdiğiniz için teşekkürler.

Ben teşekkür ederim harflerin motifleşmesini konuşacağımız için.

 

Erhan Gök kimdir? Bize kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

Erhan Gök, ilk emirden beri halen okuyan, hayat kelimesinin karşılığını yaşamak olarak görüp yaşanılacak yerlerde volta atan, yaşanmışlıkları yaşanamayanları yazmayı seven kaleme kelama sevdalı her işini aşkla yapan biridir.

 

“Yüzyıllık Ömrüm” sizin ilk kitabınız. Yazı yazmaya sizi teşvik eden ne oldu?

İlkokul yıllarımda temel eğitimin çok daha ilerisindeydi benim için yazmak. O dönem sadece şiir yazıyordum yazdıklarımın farkında olmadan.Sonraları İnsan coğrafyasında ayrı bir doğa olduğunu fark ettim. Keşfedilmeyi bekleyen bu doğa esasında çok uzağımda olmadığını gördüm. Her gün kalemle bir şekilde temasımız oluyor. Benim bu temasım kaleme uzanırken ölümsüzlüğün heyecanını taşımaktı.

Sayfaların üzerinde kelimelerle raks ederken sonucunun nereye varacağını tahmin edebiliyorsun. Yazdığınız şey sadece şiir veya bir roman değil. İnsan hayatını duygularını yazıyorsunuz. Yazdıklarınız belki bundan elli yıl sonra tesadüfen birilerinin eline geçecek. İşte ölümsüzlük dediğim şey budur. Yüzyıllık ömrüm ilk kitabım bunu bir hikâye olarak anlattığınızda dinleyen kişinin anlatımınız bittiğinde tepki olarak dudak bükme aralığı kadardır hafızada kalması. Ben daha özel olanını yaptım yazmak gibi.

 

Kitabınızda şiirlerinizde var. Sizce şiir nedir? 

Romanımızda şiirlerin olmasının iki sebebi var.

Uzun uzun anlatacağımız beyanları birkaç satırla özgürlüğüne kavuşturmaktı. İlk kitap olmasından ve genelde aşk romanlarında konunun çok uzatılması okuruyorar, şiirlerle okuyucuya jest yapmaktı düşüncem. Diğer bir taraftan konuyla uyumluluğunu devam ettirmekti.

Şiir, şair için yaşam tarzı, okur için felsefe, raflar için ağır misafirdir. Şiir benim için on sekizine giren ergen heyecanı, hayatın tam başladığı yerdir. Biraz deli kanlı biraz adam takılmaktır. Şiir yazmak insanı gençleştirir bu okuyan içinde geçerlidir.

 

Şiir ve yazı yazmak sizin için ne ifade ediyor?

Yazmak kişinin özgüvenini arttırır. Kişileri daha iyi analiz edebiliyorsunuz. Başkaları sizin kitabınızı okurken sizde başkalarını bakışları okuyorsunuz.

 

Sizce şair mi doğulur? Yoksa sonradan mı şair olunur?

Aklımdan her ikisi demek geçiyor. Sonra ikisinde de çelişkiye düşüyorum. Şair olmak kişinin tercihte bulunacağı bir kudret değildir. Geniş bir düş gücünüzün bulunması, duyarlı, duygulu olmak gerekir.

 

Şiir şairin aynasıdır… Bu sizce doğru mudur?

Kendiniz için şiir yazıyorsanız evet bu söze katılırım şiirlerinizin şairi olursunuz bu yazan kişiyi yansıtır. Fakat kendinizden başkasına hitap edemezsiniz.

Şiirde anlamlar sahibine özgü olsa da. Şair yazdıktan sonra ondan çıkmıştır. “benim duygularım” diyemez, dememeli. Şiirdeki his evrenseldir. Kim ne anladıysa şiir onundur.

Evrensel düşünceyle yazıldığında şairi yansıttığını söyleyemeyiz.
Çalışırken bir anda şiir yazma isteği duyuyor musunuz?

Çalışırken, uyurken,  yürürken dahi şiir yazabilirsiniz şiir yazmanın mekânı ve zamanı yoktur. Oturup şiir yazayım diyorsanız yaptığınız iş kelime oyunudur. Kafiyesini hece ölçüsünü istediğiniz gibi tutturursunuz. Duygu verebilir misiniz? Tartışılır…

İnsanların çoğu ‘hayatımı yazsam roman olur’ diye söyler. Sizce herkes kitap yazabilir mi? Yazmak bir yetenek midir?

Şiir kitabımızda da yer verdiğim bir sözde ‘’Herkesin hüzünlü bir hikâyesi vardır gülüşlerinde gizleyenlerden dinleyin hayatı’’ diyorum. Hüzünlü hikâyesi olmayan kimse yoktur sanırım.  Yazmak için acıdan geçmenize gerek yok. Roman yazmak her hangi bir yaşanmışlığı kaleme almak değildir kurgu gerektirir. Hayatını konu alan yazan kişi satırlarla dertleşmiş olacağı için ikinci sayfada pardon ikinci satırda vaaz geçecektir. Yazmak meziyet olduğu kadar sabır işidir.

 

İkinci kitabınız “Muamma” şiirlerinizden oluşuyor.

İki acıdan mutluluk çıkarmak isteyenlere muamma dedik duyguların aşikâr olması için.

Kitabımızın ismini taşıyan şiirle yorumlayalım söyleşimizde şiirleşmiş olsun.

 

Senin adın yalnızlık Benim hüzün…
Belki de bu yüzden yakınız birbirimize.

Ben yalnız kaldığımdan hüzünlü
Sen hüzünlendikçe yalnız…

Tebessümlerin emanetçisiyiz aslında ikimiz de
Gülüşlerimiz bir Çingene’nin kahkahasında kalmış
Firak talan etmiş, bizden biri oluvermiş
“Vuslat” deseler dilimiz de susar, kalemimiz de.

Sen, bende kendini gördün, kim bilir?
Ben…
Ben, sende belki de kaybettiğimi buldum.
Bir de kalktık birbirimizden dileniyoruz çareyi
Bir de baktık birbirimizle değişmişiz derdi
Biz, birbirimize ne gerek:
Sen, “ben” desen yüreğini
Ben, “sen” desem hep gizemi…

Oysa biz böyle de yalnızız.
Karanlığın matruşkasında,
Sabırla aydınlığı aramışız.
Zor’a talip olmuşuz.
Fatih’in koca İstanbul’unda,
Çıkar mı bu yol,
İki acıdan bir mutluluğa?

 

İki kitabınızda da ön kapakta şiirlerinizden bir kıtayı paylaşmışsınız. Kitap kapak görsellerini nasıl belirlediniz?

Bazen şiir gibi terimini kullanırız hoşumuza giden bir şey olduğunda. İlk kitabımız roman olsa da şiir gibi demek istedik. Fırtınanın kollarını, saçlarını savurduğu bayan figürümüz aşkın karayelinde düşmeden dik durmak gerektiğini gösteriyor. Rüzgârın savurduğu bedeninizde olabilir olduğunuz yerden çok uzaklara başka şehirlere savura bilir bizi. Aşkın bir günlük veya bir anlık acısı yüzyıllık ömre denktir. Yüzyıl acı çekmeden yaşayan normal bir insan bile iki büklüm olurken. Ayrılıklarda yıkılmamayı dik durmanın önemimi anlatmak istedik.

İkinci kitabımızın kapak çalışmasında şiirle devam etmemiz ilkine nispet değildi. Sevda üzerine şiirler yazdığımızı kapıda kapakta okuru karşılarken belirtmek istedik.Kapak tasarımı yayıncımızın hayal gücüdür. Birkaç kapak çalışması arasından daha muamma olanıydı. Bu defa erkek figürü kullanırken bayan suretini de ihmal etmedik. Şimdiye kadar bu ayrıntıyı fark eden olmadı diyebilirim.

 

Kelimeleriniz nerede, ne zaman kalemin kâğıtta raks etmesini sağlıyor?

İki dostun dertleşmesi gibidir bu, sizi kimse rahatsız etsin istemezsiniz. Daha çok sessiz ortamlarda mekânın önemi yok. Zaman gece yarısı dahi olabilir.

 

 Aklınıza gelen fikirleri not alır mısınız?

Küçük bir anımı paylaşmak istiyorum.

Şuan yazmaya devam ettiğim romanım için iki hafta önce hikâyenin geçtiği semtte inceleme yapıyordum. Caddeyi gezip ara sokağa girdiğimde garip bir şekilde huzurlu hissettim kendimi.  Öyle bir duygu yoğunluğu oluşmuştu ki yanımda kalemim olsa satırlar sokak boyunca uzaya bilirdi. İlk gördüğüm bakkala girerek ‘’kalem alabilir miyim’’ dedim. Daha kalemi uzatmadan sarılmam ihtiyacımı ortaya koyuyordu.  Başlıklar halinde elime not aldıktan sonra teşekkür ederek tekrar uzattım. Dükkân sahibinin haklı olarak ‘’kalemi almadınız’’ demesi şaşkın bakmama sebep oldu.  ‘’Tamam, verin önemli değil’’ dediğinde ‘’lütfen dalgınlığıma verin ne kadar’’ diye sordum. Benim almak için yaptığım hamleyle tekrar uzatması eş değerdeydi.

Tabi aldım benim için anı olan bu kalemi kitabımız çıktığında imzalarımda kullanacağım.

 

 Okumayı sevdiğiniz Türk ve Dünya yazarları kimlerdir?

Bunu birkaç isimle belirtmem çalışma odamdaki kitap raflarına haksızlık olur. Onlarca kitabın yükünü boşuna çektirmiş olurum. Yazar olarak kitap ayırt etmemenin gerektiğini düşünüyorum. Her yazılan kitabın iyi olduğunu söylemiyorum. Fakat hepsi de iyi yazmama amaç ediyor.

 

Yakın tarihte adını duyup okuduğunuz yazarlar kimlerdir?

Sabahattin Ali, Kuyucaklı Yusuf

JennıferMcmahon, Söylemeyeceğine Söz Ver

 

Benim bir de yemek kültür bloğum var. Yemek yapmak ve yemek yemek ile aranız nasıl?

Yeme konusunda iyi olduğumu söyleyemem sağlıklı beslenmeye çok dikkat ederim. Uzun öğün aralığında yağsız tuzsuz olmasına özen gösteririm. Sık yiyerek midemizi yormamamız gerekir. Yemek yapmayı severim bu konuda idealıyımdır.

 

Farklı kültürlere ait yemekleri sever misiniz?

Burada biraz milliyetçilik yapacağım. Türk mutfağının zenginliğinin başka kültürlerde olduğunu düşünmüyorum. Buda ne kadar kaliteli damak tadımız olduğunu gösteriyor. Öyle ki farklı bölgelerimizin kendi içerisinde dahi çeşitlilik gösteren bu zenginliğimiz tatmamız gereken birçok lezzeti barındırıyor.

 

Yüzyıllık Ömrüm kitabınızdaki “Muzipçe” ismini verdiğiniz yemek farklı bir tarif… Bu tarifin nereye özgü olduğunu merak ettim?

Muzipçe her hangi bir yöreye ait değildir. Bunun gibi ismini şiirlerimden verdiğim her şeyi ile bana ait onlarca yemeğim vardır. Evet, farklı bir tarif damak tadı olarak ta farklıdır. Bayan okurlarımızın   birçoğu romanı okuduktan sonra detaylı olarak bu tarifi istediler tabi memnuniyetle verdim. Çok beğenilmiş olması bir ara patentini dahi almayı getirdi aklıma. Yemek programında da yapılmış bir yemektir ayrıca. Sizinde yapmanızı öneriyorum. Tattıktan sonra değerlendirmenizi istiyorum.

 

Yemek yapmak yazı yazmak… İçinizde hangi duyguların esmesine neden oluyor?

Çok okuyarak veya çok gezerek her zaman hayattan tat alamazsınız. İsterseniz Avrupa da çok popüler bir mekânda en lüks yemek servis edilsin. Göz kararınızla elinizin ayarıyla hiçbir yemekte tuzunuz olmamışsa yediğiniz bütün yemekler lokantaların zoraki dayattığı mercimek çorbasının tadını ileriye geçmeyecektir.Yazmak ve yemek yapmak İkisinde kişiye hitap ediyor ikisi de açlığınızı gideriyor. Ne kadar kurgulaya bilirseniz o kadar okunursunuz ve kadar aşk katabilirseniz yaptığınız yemekte damakta o kadar tat bırakırsınız.

 

Sevdiklerinize özel günlerde yaptığınız bir yemek tarifini bizimle paylaşır mısınız?

Yine kendime ait olan bir tarifi sizinle paylaşayım.

İsmini şimdilik gizemli kalsın yapıp tattıktan sonra ismini açıklayacağım.

Muzipçe den farklı bir şey yapmayacağız aslında ana malzemesi değişecek sadece.

İki kişilik bir tarif olacak

 

4 adet baget

1 adet patlıcan

1 adet domates

1 adet biber

1 adet kabak

2 adet patates

1 su bardağı pirinç

2 yemek kaçığı salça

Damak tadınıza göre her türlü baharatı kullana bilirsiniz.

Sebzelerimizin hepsini bir kaba rendeleyip içine pirincimizi katıyoruz. Sıvıyağ ve salçayla iyice harmanlıyoruz. Bagetlerimizin kemiklerini geniş tarafından dolma olacak şekilde ayırıyoruz. İçine hazırladığımız harcı doldurarak kürdanla dökülmemesi için kapatıyoruz. Bagetleri Dizdiğimiz tepsinin içine 2 bardak su ilave ettikten sonra 180 derecelik fırında 45 dk pişmesini bekliyoruz.

 Afiyet olsun…

 

Gelecek ile ilgili projelerinizden söz eder misiniz?

Hayatın sürprizlerinde şaşkınlığa uğramamak için dün en iyi temel taşıdır. Üzerine bugünü koyarken yarının çok daha sağlam sarsılmaz dikmiş durması için kaliteli insanlarla tanışmak daha çok okumak okunulacak kitaplar yazmak. Bu günü geceye sağlam ulaştırırsanız gelecek gelmeyen zaman olmaktan çıkar ve yapacağım yaparız sözcüğüne ihtiyaç duymazsınız. Yarın için değil şuan için plan yapın.

 

Röportajı yapan siz olsaydınız, sorulmamış hangi soruyu kendinize sorardınız? Sorduğunuz soruya cevabınız ne olurdu?

Çok okuyup araştırdığınızı söylüyorsunuz peki çok okunduğunuzu düşünüyor musunuz? Okunmuyorsanız bu kadar araştırmaya göre sizce eksiklik nerededirJ?

Okunmanın bana göre bir oranı yoktur. Okurun sizden ne aldığı önemlidir. Araştırma yapmaktaki çok okumaktaki maksat iyi bir yazar olmanız içindir. Çok okunanlarla aynı duyguyu değil kurguyu paylaşıyorsunuz. Ülkemizde kitap okuma oranın düşük olduğukabul edilir. Yazmaya başlamadan önce bende aynı tezi savunuyordum. İşin gerçeği okurun az olması değil yazarın çok olması. Günde yüz tane yazarın kitap çıkardığı bir gerçeği var. Bir bakıma çok güzel diye bilirim fakat kötü olan kalitesiz ve kitap kalınlığını satırların değil sayfaların oluşturması. Okurun eleştirisinden önce onay veren bakanlığın esnek davranmaması gerekir bu şahsımda olsa izin verilmemelidir.

 

Sorularıma içtenlikle cevaplar verdiğiniz için teşekkür ederim…

Rica ederim keyif aldığım güzel bir zaman dilimi oldu. Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum…

 www.haberhurriyeti.com / LALE BOLLUKÇU

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Xturk Teması. Tasarım ve Programlama: Moradam