green card

08 Şubat 2018 Perşembe, 11:07
Sedat Kaya
Sedat Kaya skaya@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

HALKA İHANETİN BEDELİ

Derken insanlar ellerindeki kitaplarıyla akın akın gelmeye başladılar.

Norveç’in yetiştirdiği en önemli edebiyatçılardan biriydi.
Yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, çok sıkıntılı bir gençlik yaşamıştı.
İşsizliğin, açlığın ne olduğunu daha küçük yaşta öğrenmişti.
Ezen ile ezileni görmüştü.
Edebiyata da meraklıydı.
Bir kaç kitap denemesi oldu ama başarısızdı.
Sonra gerçeği yazdı.
Yaşadıklarını, yaşananları yazdı.
Kitabının adı, “Açlık”tı.
Büyük yankı yaptı..
Açlık romanıyla ünlendi.
Ardından Göçebe, Gizemler, Dünya Nimeti kitapları yok sattı.
1920 yılında yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı.
Norveç’in en sevilen ve okunan yazarlarından biri oldu.
Ünü Norveç’i aşmış, dünyaca tanınan bir yazar olmuştu.
Ancak…
1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı.
II. Dünya Savaşı’nda Norveç’in işgali sırasında faşist Almanlar’ı destekledi.
Norveç hükümetinin Naziler’e teslim olması için kampanya yaptı.
Hitler’i öven yazılar yazdı.
İşgal sırasında hep Nazilerle birlikte oldu.
Kazandığı nobel ödülünü Hitler’e armağan etti.
Halkını sattı.
Norveçliler onu hayalkırıklığıyla izledi.

Yıllar sonra savaş bitip Almanlar Norveç’ten çekilince tutuklandı.
Yaşı ileri olduğu için para cezasıyla kurtuldu.
Ama Norveç halkından kurtulamadı.

Norveçliler, kendilerine ihanet eden bu yazara hiç bir şey söylemedi.
Tek kelime etmediler.
Ne bir protesto.
Ne bir yazı.
Ne saldırı.
Ama bir gün evinin önüne bir genç kız gelip onun kitaplarını bıraktı..
Biraz sonra yaşlı bir adam geldi ve o da kitapları bıraktı.
Derken insanlar ellerindeki kitaplarıyla akın akın gelmeye başladılar.
O bütün bunları penceresinden izliyordu.
Oslolular çıt çıkarmadan, en ufak bir tepki vermeden sakince kitapları bırakıyordu.
Birinci günün sonunda kitaplar koskoca bir yığın ediyordu artık.
Ertesi gün aynı durum devam etti.
Kitap yığını büyüdükçe, Norveç’e ihanet etmiş olan yazar küçüldükçe, küçüldü.
66 yıl önce böylesine bir Şubat gününde banyosunda ölü bulundu.
Yüzünde acı bir pişmanlık vardı.
Halkına ihanetin bedeli ağır olmuştu.

Tarih unutmuyor.
Tarih halkı için savaşanı da, halkına ihanet edeni yazıyor.
Günümüz Knut Hamsun’larına ve onun yolunda gidenlere ders ola.
(Sedat Kaya, Datça)
8 Şubat 2918

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum

  1. Sühan Yüksekışık

    11 Şubat 2018 at 19:18

    Sayın Sedat Kaya,

    Knut Hamsun’u yargılarken halkına ihanet eden bir haindi kolaycılığına kaçmayı uygun bulmuyorum. Göz önünde bulundurmamız gereken çok fazla faktör söz konusu.

    Nazi hareketi batı dünyasında 20.yy’da olagelmiş en büyük suç olarak değerlendirilmektedir. Savunulacak hiç bir tarafı yoktur. Bu bakış ile Hamsun’un da savunulacak hiç bir tarafı yoktur. Nazi hareketinin savunulacak hiç bir tarafı yoktur derken Hitler’i iktidara taşıyan alt yapıyı oluşturanın da 1. Dünya savaşı sonrası yapılan antlaşmalarda kin çıkarırcasına Almanya’ya savaş tazminatları yükleyen müttefiklerin payının olduğunu unutmamak gerekir. (%1000 enflasyon yaşanan bir ülkede faşizmden başka ne çıkar?) İngiliz siyasetçi Winston Curchill bile Almanya’ya yüklenilen sorumluluklar konusunda Fransa ve müttefiklerini uyarmış “Bir ulusun onurunu alırsanız bu şartlar çok daha pahalı olarak size geri döner” demiştir.

    Hamsun’un daha 1. dünya savaşı ve öncesinde de şiddetli bir anti emperyalist olduğunu ve o dönemde insanlığın dünyada yaşadığı pek çok sorunun anglo-sakson emperyalizminden kaynaklandığı düşüncesinde olduğunu göz ardı etmememiz gerekir. Bir süre Amerika Birleşik Devletlerinde yaşamış kapitalist toplumun mutsuz insanını gözlemlemiştir.

    Kişi olarak Hamsun’u değerlendirirken sadece kişisel menfaati uğruna halkına ihanet eden bir Nazi yardakçısı hain olarak değerlendirmek kolaycılıktır. Zira Hamsun savunmasında da ülkesinin ve halkının mutluluğunun Nazi yönetiminde gerçekleşeceğini düşündüğünü ifade etmiş ve tüm psikolojik işkencelere, para cezalarına, serbest bırakılma iadeyi itibar vaadlerine rağmen ifadesinde değişiklik yapmamıştır. Kendisi birey olarak NS partisine üye olmamıştır. (Ulusal Birlik nazi partisi)

    Hamsun bir edebiyat sanatçısıdır, siyasi tercihi ne olursa olsun kendisini Hamsun yapan onun edebi kişiliği, verdiği eserlerinde saklıdır. Fakir kuzey Norveç toplumunun insanını ve sorunlarını gündeme getiren sosyal gerçekçi bir yazardır. Meslektaşı İbsen gibi bireyin evrensel psikolojik sorunlarını değil toplumu gündemine almıştır.

    Norveç halkının bir kısmı (Muhalifler, sosyalistler, komünistler, milliyetçiler) Nazi işgali altında zulüm görmüş olsa da büyük bir kısmı da âri ırk olarak değerlendirildiğinden hiç bir zaman diğer Avrupa halkları (Örn slavlar)kadar aşağılanmamışlardır. Ama savaş sonrası, Norveç’te iktidarı zulüm gören kesim ele geçirmiştir. Zulümün yaşandığı bir toplumda zulmün iktidarını yıkıp iktidarı ele geçiren kesimin zulm edenlere karşı nefret ve kin beslemesi çok olağandır.

    İktidarı elinde tutan kesim, zulüm görmüş halkın nefreti, hayal kırıklığı yaşamış okurlar, bir araya geldiğinde hukuk bu yapıya karşı koyamamış, Hukuk katli kaçınılmaz olmakla kalmamış bir edebiyatçıyı da yargılayarak edebi eserlerin de değerini ayaklar altına almıştır. Hukuk halkın ve iktidarın etkisinden bağımsız hareket edememiştir.
    Bir hukuk katlinin varlığını günümüzün demokrat Norveç hukukçuları da dile getirmektedir.

    Kaldı ki savaş sonrası toplumsal hesaplaşma Norveç’te de hiç sessiz sedasız humanist medeni boyutlarda olmamış, Tek suçu bir Alman askeri sevmek olup evlenen/nişanlanan genç kadınlar “Tysker tös” (=Alman or.spusu) olarak adlandırılıp orta çağda rastlanılan bir toplumsal işkence olan; saçları kesilip bedeni sıcak katrana bulanıp yolunmuş tavuk tüyleri yapıştırılıp sokaklarda çıplak teşhir edilmiş, ailelerinin malları gasp edilmiş pek çoğu savaş yoksulu Almanya’ya göçe zorlanmışlardır.

    Yazınızda “Norveçliler, kendilerine ihanet eden bu yazara hiç bir şey söylemedi.
    Tek kelime etmediler.
    Ne bir protesto.
    Ne bir yazı.
    Ne saldırı.
    Bölümü gerçeği yansıtmamaktadır. Özel yaşamı çarşaf çarşaf basında sergilenen akli dengesi soruşturulan bir yazarın halkının okuyucusunun önünde itibarsızlaştırılması yeterince ağır bir psikolojik işkencedir.

    Bir Nazi yanlısı değilim ama değerli edebiyat eserlerinin yazarının yanlış bir siyasi akıma kapıldığı için değersizleştirilmesine de karşıyım.
    Saygılar

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir