Son Dakika
24 Haziran 2018 Pazar
green card

Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

‘Parayı alsaydın, palto alırdın kendine’ dedi arkadaşı. Onun emanet paltosuyla gidip-gelirdi meclise. Lafın ardından sokağın ortasında çıkardı iade etti hem lafın hem de paltonun sahibine. Kışın kalanını paltosuz geçirdi bir de. Yazdığı İstklal Marşı bugün 97 yaşında.

12 Mart 2018 Pazartesi, 17:05
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;

 

 

Heyeti Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşa imzası ile 8 Nisan 1920 günü İstanbul Heyet-i Merkeziye Teşkilatı’ndan Zafer kod isimli istihbarat elemanı Yenibahçeli Şükrü’ye yazılan şifreli telgrafın  son maddesi;

Burada ulemaya ihtiyaç vardır. Ali Beyle görüşülerek Hoca Fatin, Şair Mehmet Akif Efendilerin ve sair tensip edileceklerin sür’at-i sevkleri” 

Nisan 1920 tarihli Mustafa Kemal Paşa imzalı diğer gizli telgraf belgesi;

Ankara’ya çağrılan Ersoy’un sağlık ve yolculuk durumu İstanbul Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden Oğuz Bey kod isimli istihbarat elemanına soruluyor.

Ankara’ya gelmesi istendi.

10 Nisan 1920.

Önce sabah namazı, ardından ailesiyle vedalaşma.

12 yaşındaki oğlu Emin ile birlikte İstanbul’dan ayrıldı.

Trabzon vekili Ali Şükrü Bey ile Kısıklı üzerinden Alemdağ’a önce.

Ardından da Milli Mücadele yanlılarının toplandığı göz doktoru Esat Paşa’nın ‘Baltacı Çiftliği’ne.

Oradan bir süvari refakatinde atla yola devam.

Geceyi bir köyde geçirdiler.

Ertesi gün İzmit, ver elini Adapazarı arasında bulunan Kuva-i Milliye kafilesi.

Geyve yakınlarında karşılaştıkları Kuşçubaşı Eşref ve Yenibahçeli Şükrü Bey ile kafileden ayrıldılar.

Demir yolundan dekovil ile önce Eskişehir’e, oradan da trenle Ankara’ya.

Meclis’in açıldığı 23 Nisan’dan bir gün sonra;

Trenden iner inmez Meclis’in yolunu tuttu.

Meclis koridorunda Mustafa Kemal Paşa.

Görür görmez tanıyor kendisini Paşa;

“Sizi bekliyordum efendim, tam zamanında geldiniz. Şimdi görüşmek kabil olmayacak, ben size gelirim”

 

Ankara Hükümeti kuruldu.

Burdur Milletvekili olarak mecliste idi.

Garip bir adamdı o.

Aç gezip tok görünecek bir onura sahipti o.

Temizliği çok severdi.

Şıklık ile hiçbir alakası yoktu.

Hele erkeğin giyim-kuşam-süse kıymet vermesini hiç kabul etmezdi.

Fakir idi.

Parası yoktu.

Lakin gönlü çok boldu.

Kurtuluş Savaşı sırasında İstiklal Marşı için bir yarışma düzenlenmişti.

İstiklâl Marşı için açılan yarışmaya ‘para ödülü var’ diyerek katılmayan adamdır o.

Hem de paraya çok ihtiyacı olmasına rağmen.

 

Maarif Vekili Hamdullah Suphi ‘milli vazifedir’ deyince ikna oldu.

724 şiir arasından birinci çıktı.

500 liralık ödülü de kabul etmedi.

Meclise; şiiri Türk Ordusu’na, 500 lirayı da Kızılay’a armağan edilmesini kabul ettirdi.

Oysa;

Ankara’nın soğuğunda Meclis’e arkadaşından aldığı ödünç palto ile gidip gelir haldedir aynı günlerde o.

Aç gezer, tok yaşardı o.

Paltosunu emanet aldığı arkadaşının ”para ödülünü kabul etseydin, hem kendine bir palto alırdın” demesini bile kabullenemedi o.

Sokağın ortasında sırtından çıkardı, kışın kalanını da  paltosuz geçirdi o.

Marş Meclis’te alkışlarla millî marş olarak kabul edilirken, sessiz sedasız koltuğundan kalkıp Meclis’i terk edecek kadar mahcup bir adamdı o.

 

Ömrünün son günlerinde sorulan bir soruya cevaben söylediği sözler hepinizin malumu:

“Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırtmasın!” 

 

Mehmet Âkif’in ölümünden sonra hakkında çok şey söylenmiştir.

Fakat en etkileyici tespiti Hüseyin Cahit Yalçın şu cümlesiyle yapmıştır:

“Mehmet Âkif’in hayatı, eserlerinden çok daha muhteşem bir şiirdir…”

Ve;

Bugün onun yazdığı şiirin İstiklal Marşı olarak kabul edilişin 97 yıl dönümü. www.haberhurriyeti.com /OĞUZ ÖRNEK

İSTİKLÂL MARŞI
-Kahraman Ordumuza

Korkma,
sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeliEbedî
yurdumun üstünde benim inlemeli
O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
MEHMET AKİF ERSOY

 

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir