denizli escort esenyurt escort "Geçmişini Bilmeyen, geleceğini bilemez" -Haber Hürriyeti
Son Dakika
14 Aralık 2017 Perşembe
green card

14 Haziran 2016 Salı, 16:19
Hulusi Şener
Hulusi Şener hsener@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

“Geçmişini Bilmeyen, geleceğini bilemez”

100 yıllık geçmişe sahip Cumhuriyet dönemimize baktığımızda bir çok tarihsel, kültürel ve sosyal değerlerimizin kaybolmakta olduğunu, üzülerek görmekteyiz.

hulisi_Senel

“GEÇMİŞİNİ BİLMEYEN
GELECEĞİNİDE BİLEMEZ”

         Hulusi ŞENEL

Sevgili okuyucular,
Yazımızın başlığı bir atasözü. Çok güzel bir söz ama tabiiki anlayabilirsek..
100 yıllık geçmişe sahip Cumhuriyet dönemimize baktığımızda bir çok tarihsel, kültürel ve sosyal değerlerimizin kaybolmakta olduğunu, tarihe mal olmuş devlet adamlarımızın, sanatçılarımızın, edebiyatçılarımızın unutturulmak, Türk tarihinden silinmek istendiğini üzülerek görmekteyiz.

Dikkat ederseniz tarihi günlerimiz/milli bayramlarımız olan 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos, 29 Ekim,  bir takım bahanelerle kutlanmıyor. Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir/bilimdir ” demesine rağmen eğitimde müfredat ve öğretmen kalitesi düşürülüyor, Osmanlıcılık adı altında çağ dışı arap-fars kültürü aşılanmağa çalışılıyor.

Son 40 yıldan bu yana siyasi iktidarların yaz-boz tahtası haline getirdikleri eğitimdeki değişiklikler ve kalitesizlik sonucu gençlerimiz tarihini-geçmişini bilemez ve bu nedenle de milli hislerini-duygularını kaybetmiş durumdalar.

Farabi önce doğruların bilinmesini-öğretilmesini öneriyor ve  “Doğru olanlar öğretilmezse yanlışlar bilinir” diyor.
Bugün lise hatta üniversite öğrencileri arasında bir bilgi yarışması/araştırılması yapılsa inanın ki, çoğu Çanakkale ve Kurtuluş savaşlarının ne zaman, nerede ve kimlerle neden yapıldıklarını, Cumhuriyetin ne zaman kurulduğunu dahi doğru dürüst bilemez/anlatamaz. Bilindiği üzere basın-yayın organlarıda birer eğitim araçları. Ne yazık ki bu çok önemli basın-yayın araçları çıkarcı holdinglerin, siyasetçi grupların ellerine geçmiş durumda olup ticari/siyasi çıkar aracı olarak kullanılıyor.

Şahsen milli bayram günlerinde yayınlanan çok sayıda ulusal ve görebildiğim/bulabildiğim bazı yerel gazeteleri, köşe yazarlarını, televizyon ve radyo yayınlarını dikkatle takip ederim. İnanın milli bayramlarda yayınlanan basın-yayın organlarımızın çoğunda bayramlarımızla ilgili halkımızı özellikle gençlerimizi bilgilendirecek/aydınlatacak ne doğru dürüst bir yazı, ne bir makale, ne de bir proğram göremediğimi burada üzülerek ifade etmeyide görev sayıyorum.
……

TÜRK BAYRAĞINA KARŞI
YAPILAN SAYGISIZLIKLAR

Biliyorsunuz, İstanbul’un Fetih töreninde bayrağımızın nasıl yerlere serilip üzerine oturulduğunu, yemek yendiğini hatta yere atılan bayrağımızın nasıl ayaklar altında kaldığını gazetelerde yayınlanan fotoğraflarda görmüş ve üzülmüştük. Şimdi bir başkasını Antalya’nın Kepez İlçesi Habibler Mahallesi’nde bulunan bir okulun bahçesinde tanık oluyoruz. Okulun direğinden indirilen iki bayrak yakılıp, bir çöp yığınının yanına atılıyor!

Bu bayrak yakma, yırtma, ayaklar altına alma olayları ülkemizde sık sık rastlanmakta. Yapanlarda bu ülkenin vatandaşı ve bu ülkenin nimetleri ile yaşayan hainler. Halbuki yürürlükte olan ve 22 Eylül 1983 tarihli ve 2893 sayılı TÜRK BAYRAĞI YASASI’nın 7. Maddesinin 1. 3. ve 4. fıkrasına göre;
1- Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz. Resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla olursa olsun, masalara kürsülere, örtü olarak serilemez. Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Bu yerlere ve benzeri eşyaya Bayrağın şekli yapılamaz. Elbise veya uniforma şeklinde giyilemez.
3-Türk Bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret edilemez, saygısızlıkta bulunulamaz. Bayrak yırtılamaz, yakılamaz, yere atılamaz, gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz.
4- Bu Kanuna ve tüzüğe aykırı fiiller yetkililerce derhal önlenir ve gerekli cezai soruşturma yapılır ” deniliyor. Ama bu hainler hakkında hiçbir yasal işlemin yapıldığını görmüyoruz-duymuyoruz.

Bu yasanın 5. Maddesine görede Türk bayrağının çekilmesi, indirilmesi ve tören geçişleri sırasında herkesin yüzünü bayrağa karşı dönerek saygı duruşunda bulunması gerekiyor.Çok yazıkki bu gibi etkinliklerde hatta milli marşımız çalınırken bile saygısızca davrananları ve yerde oturanları görüyoruz. Bütün bu saygısızlar ve hakaretler Cumhuriyet Savcılarının yasaları harekete geçirmemeleri.
…….

Önümüzde 30 Ağustos Zafer Bayramı var. O gün mümkün olduğu kadar ulusal ve yerel gazetelerin, televizyonların, radyoların yayınlarını lütfen dikkatle takip edin ve not alın. Göreceksiniz ki, bu büyük zaferle ilgili yayın organlarımızda  doğru dürüst özel bir yazı-fotoğraf, bir köşe yazısı ve de özel bir proğram okuyamıyacak-göremiyecek ve dinleyemiyeceksiniz.. Çünkü, dıştan ve içten milli hislerimizi-duygularımızı yok etme ve kültürel yozlaştırma kampanyası var. Bu kampanyanın bir başka yönüde bayrağımızla ve Atatürk ilke ve inkilâpları ile ilgili.

Ne yazık ki, Türk milletinin milli sembolü olan bayrağımızın üç-beş hainin, şerefsizin ayaklar altına almasına, yerlere serip üzerine oturmasına, yakılıp, yırtılmasına, Atatürk heykel ve büstlerinin tahrip edilmesine, kültürel yozlaşma faaliyetlerine; ne Türk milleti olarak nede TC Yasalarını korumakla görevli Cumhuriyet Savcıları olarak bir karşı tepki gösteremiyoruz, caydırıcı bir yasal işlem yapamıyoruz!
…….

ATATÜRKLE İLGİLİ İŞLENEN
SUÇLAR HAKKINDAKİ YASA

Sevgili okuyucular,

Ülkemizin içine düştüğü şu duruma bir bakın. Atatürk büstlerinin, heykellerinin  yıkılma haberlerine bu defa çok iğrenç bir saygısızlık ve hakaret olayı yaşıyoruz. Halkmedia sitesinin haberine göre Rize’de bir işletme sahibi Atatürk resimli tuvalet kağıdı imalatı için faaliyete geçiyor. Ve Patent-izin almaya çalışırken de tutuklanıyor. Bu gibi olayların durdurulmasının nedeni cezai işlemlerin yapılmamasından yani suçluların cezalandırılmamasından.

Atatürk’e yapılan bu gibi hakaretleri sadece kişiler değil, devletin resmi kurumlarının kontrolu altında olmasına rağmen mantar gibi türeyen bir takım irili-ufaklı televizyon, radyo ve dergi gibi yayınlarda var. Eğer boş bir vaktinizde bu yayınları araştırdığınızda öyle terbiyesiz yayınlarla ve tiplerle karşılarsınız ki, iğrenmemek için kendinizi zor tutarsınız. Ekrana çıkan bedevil kılıklı kimselerin, Atatürk’e ve silah arkadaşlarına hakaret ettiklerini, din tacirliği yaptıklarını, ağzı laf eden sahtekârlarında kaliteli telefon gösterip, çok ucuz basit  telefonlar, bir takım otlarla karıştırılmış sözde ağrıları dindiren ve seks gücünü arttırdığını iddia ettikleri uyduruk haplar/kremler sattıklarını görürsünüz. Bunları seyrederken,” Yahu bu ülkede emniyet-polis, Cumhuriyet Savcıları yok mu!” diye bağıracaksınız neredeler diye bağıracaksınız belkide.
……

Yukarıda Atatürk’ün resminin bulunduğu tuvalet kağıdını imal etmek için patent-izin isterken tutuklanan bir Rize’linin haberini  okudunuz.Atatürk  heykel ve büstlerinin kırıldığını, yıkıldığınıda sık sık duyuyoruz.Halbuki bunları önleyecek ceza yasası halen yürürlükte. Bütün mesele polisin, C.Savcılarının olaylara el koymasına bağlı. İşte Resmi Gazete’nin 31 Temmuz 1951 tarihli sayısında yayınlanan 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Yasa.Bakın ne diyor:

MADDE-1: Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk’ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veya Atatürk’ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.Yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse-lerde asıl fail gibi cezalandırılır.

MADDE-2: Birinci maddede yazılı suçlar, iki ve ya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veya umuma açık mahallerde veya basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde artırılır. Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.

MADDE-3: Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet Savcılıkları’nca re’sen takibat yapılır.

MADDE-4: Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE-5: Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür.

5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Yasa, halen yürürlüktedir. Ancak malum çevrelerde sıkça olarak gördüğümüz Atatürk’e hakaret eylemlerine ceza verilmemektedir.

Şimdi bu yasalara baktığımızda Atatürk’ümüze hakaret edenlerin,bayrağımızı ayaklar altına alanların, yakanların, yırtanların, yerlere atanların en şiddetli şekilde cezalandırılması gerekmiyor mu?!.

e-mail: hulusisenel@yahoo.com
……………………………………………………………………………………
SEVDİĞİM SÖZCÜK
“Herşeyin para ile ölçüldüğü bir yerde toplumsal
adalet ve huzur hiçbir zaman gerçekleşmez.” Thomas More

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

iddaa siteleri bahis siteleri