Son Dakika
23 Eylül 2017 Cumartesi
green card

27 Mart 2017 Pazartesi, 20:45
İbrahim IRMAK
İbrahim IRMAK iirmak@haberhurriyeti.com Tüm Yazılar

Denizleri kirletmek doğa cinayetidir

Deniz Temiz Derneği/TURMEPA Genel Müdürü Akşit Özkural ile Kordon’da oturup, havadan değil ama sudan konuştuk ve ben çevreci bir gazeteci olarak, “Körfeze bakıp bakıp ağlamalı” dedim. Özkural, “İzmir Körfezi’nde düzelme var. Ama dünyadaki oksijenin yüzde 70’ini üreten denizleri koruyamazsak topyekün ölürüz” dedi.

turmepa

DENİZ TEMİZ DERNEĞİ/ TURMEPA’NIN GENEL MÜDÜRÜ AKŞİT ÖZKURAL UYARIYOR

DENİZLERİ KİRLETMEK

DOĞA CİNAYETİDİR

Siz deniz bitmez sanıyorsunuz ya… Deniz öyle bir biter ki geri dönemezsiniz.  Denizdeki algler kirlilik nedeniyle güneşi göremezse fotosentez yapamaz, oksijen üretemez kuralı var ya… işte o zaman siz de zokayı yutmuş balık gibi çırpınırsınız.

Deniz Temiz Derneği/TURMEPA Genel Müdürü Akşit Özkural  ile Kordon’da oturup, havadan değil ama sudan konuştuk ve ben çevreci bir gazeteci olarak, “Körfeze bakıp bakıp ağlamalı” dedim. Özkural, “İzmir Körfezi’nde düzelme var. Ama dünyadaki oksijenin yüzde 70’ini üreten denizleri koruyamazsak topyekün  ölürüz” dedi.

Milyarlık yatlardan, tur ve balıkçı teknelerinden sintine bırakmanın, katı atıkları denize boca etmenin insanlık suçu olduğunu da belirten Özkural, “İnsan atıkları, Sanayi Atıkları ve Tarımda kullanılan zehirler, suları mahvediyor. Bugüne kadar teknelerden 20 milyon litre atık su topladık” diye konuştu.

Layout 1

SULAR KİRLENİRSE YAŞAM BİTER

Akşit Özkural, istanbulda yaşayan bir İzmirli.  TURMEPA Genel Müdürü Özkural ile Liseden mezuniyetlerinin 50. yılı için geldiği  İzmir’de Kordon’da buluştuk. Kordon’da gezerken yüzünden mutluluk okunan Özkural, “Buraları benim çocukluğumun geçtiği, bisiklet yarışları yaptığımız yerler. İzmir benim için Aziz bir yer, çok severim” dedi.  İzmir’e bakarken objektif olmakta mümkün değil. İzmir bölgeleri ayrılmış durumda. İzmir’in iç kesiminde nispeten tarihi binaların az da olsa bulunduğunu biliyoruz. İzmir’i biraz daha bakımlı buldum.  Büyük kanal projesinden sonra Körfez’in biraz daha renginin normale döndüğünü gördüm. Bunu görmekten gerçekten mutluluk duyuyorum.  Ama bu iş bitti, körfez temizlendi anlamına gelmiyor. Buraya çok özen göstermek gerekiyor. İzmir’de yaşamak bir ayrıcalıktır. Eskiden bizim çocukluğumuzda denizin dibi gözükürdü. Vatoz balıkları misinalarımızı kopartırdı. Çok lidaki, Isparoz çekerdik Kordon’da. 60’lı yıllarda bu Körfez’de yüzen arkadaşlarımız vardı.  Herkesin birbirini tanıdığı, selamlaştığı bir yerdi İzmir Alsancak. Çocukluğumu burada geçirdiğim için şanslıyım. Bizim çocukluğumuzda İzmir’in her tarafı çok güzeldi.

İbrahim Irmak: İzmir maalesef çok göç aldı. Hala da almaya devam ediyor. Göçle birlikte belki eski güzellikler kalmadı, varoşlar arttı. Şimdi kentsel dönüşümle kent daha sağlıklı yapılara kavuşacak ama bu zaman alacak sanırım.

Akşit Özkural:  Kentin kötü görüntülerden kurtulması gerekiyor. Kadifekale’deki  bine yakın gecekondunun yıkılarak yerine yeşil alanın yapılması fikri gerçekten çok cazip. O bölgeyi gördüm de. Bunu yapanları gerçekten tebrik ederim.  Bunların geliştirilmesi gerekir. Kentin kalitesini zaten yeşil alan temiz denizler, temiz su kaynakları oluşturur. Bunlar varsa halk mutludur. Halkın sesine de kulak kabartmak lazım.

İbrahim Irmak:  Sayın Akşit Kural, siz temiz deniz için çırpınanlardansınız. İzmir Körfezi için neler söyleyeceksiniz peki.  Şu günlerde sahilden Çipura avlıyor olta balıkçıları.

Akşit Özkural:  Onu bizzat gözlüyorum. Dün akşam kardeşimin ve eniştemin Kordon’daki evinin balkonundan seyrettim İzmir Körfezini. Yakından da görüyorum. Temizlenme var tabii ama henüz eskisi gibi değil Körfez.  Denizin temizliği gerçekten çok önemli.

İbrahim Irmak:   Sayın Özkural, ben de tam oraya gelmek istiyorum. Denizlerimizin temizliği için çırpınan bir kuruluşta, Deniz Temiz Derneği TURMEPA’da çalışıyorsunuz. Neden denizlerin temiz kalması gerektiğini sizden dinleyebilir miyiz?

Akşit Özkural:  İnsanlarımızın büyük çoğunluğu denizler için,” Yüzersin, balık avlarsın” diye konuşuyor. Bu iş bu kadar basit değil.  Dünya’da üretilen oksijenin en az yarısı (yüzde 70 olduğu belirtiliyor) denizlerden geliyor.

İbrahim Irmak:   Bu nasıl oluyor?

Akşit Özkural:  Güneş ışınları denizin yüzeyine ulaşıyor.  Denizin tabanındaki algler (Deniz yosunları), deniz çayırları da deniliyor. Bunlar güneş ışınlarıyla fotosentez yapıyor. Sonuçta bir oksijen üretimi oluyor. Bu oksijen suda eriyik halde olduğu için oradaki canlıların hayatının devamını sağlıyor. Artı buharlaşma yoluyla bu oksijen dışarıya çıkıyor. Gaz oksijen atmosfere yayılıyor.

İbrahim Irmak:   Denizlerimiz bizim oksijen üretim tarlalarımız değil mi?

Akşit Özkural:  Aynen öyle.

İbrahim Irmak:   Ben denizlerimizi karadaki topraklarımız kadar önemli buluyorum. Gıda üretimi konusunda çok zengin kaynak. Kırmızı etin 50 lirayı aştığı şu günlerde, 4-5 liraya satılan ısparoz var, lidaki var. Üç tarafı denizlerle kaplı ülkemizde protein ihtiyacı için denizlerimiz harika bir kaynak ama biz hala farkında değiliz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Akşit Özkural:  Isparoz, lidaki, çipura bu denizlerin mahsulü. Onlar bizim denizlerimizdeki önemli kaynaklarımız.  İzmir ve civarında 5 milyon insanımız var.

1-Bunların atıkları,

2-Sanayi,

3-Tarım nedeniyle oluşan kimyasal atıklar var. Bunların planlı bir şekilde arıtılması, önlenmesi gerekiyor.

İzmir’de öncelikle uzun yıllardır üzerinde çalışılan büyük kanal projesi vardı. Bu çok şükür bitti. Bir kere o vizyonu gösterenleri kutlamak gerek.  Büyük kanal çok masraflı oldu ama, İzmir’in bir ucundan, diğer ucuna kadar uzandı ve tüm atık suların toplanması amaçlandı. Bu bitti ama, iş bununla bitmiyor. Bu evsel atıkların içinde önemli kimyasallar var. Sanayinin ürettiği içinde doğaya çok zararlı maddelerin bulunduğu atıklar da var. Tarımdan kaynaklanan pestisit denilen zehirler de var.  Mesela Aydın Ovası’nın başladığı Koçarlı’da pamuk üretiyorsunuz.  Pamuk zararlılarına karşı kullanılan tarım ilaçları suya karışarak, taban sularıyla, nehir yoluyla sonunda denize geliyor.  Önemli olan A’dan Z’ye ülkenin tüm atıklarını toplayıp, doğaya zarar vermeden yok etmek.

İbrahim Irmak:   Sayın Özkural, bu atıkları toplamak kolay değil maalesef. Bunun için hepimizin seferber olması gerekmiyor mu? Yıllardır çevre yazan birisi olarak, tarımda aşırı ilaç kullanımının zararlarını anlatıyorum. Aşırı dozda ilaç kullanıp hem ürün üzerinde zehir kalmasına, hem de toprakların, suların zehirlenmesine neden olunuyor diyorum. Ama herkes yine bildiği türküleri söylüyor. Bu konuda top yekün bir çevre eğitimi gerekmiyor mu?

Akşit Özkural:  Kesinlikle öyle. Ama bunlar hemen olmuyor. Bu konuya kısa, orta ve uzun vadede bakmak lazım. Tıpkı ekonomi gibi. Çevre ekonomidir. Belki de en büyük ekonomidir. Uzun vadede çevre bilinci olan nesiller yetiştirmemiz gerekiyor. Biz TURMEPA olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile gerçekleştirdiğimiz ortak projemiz var. TURMEPA’nın gönüllü akademisyenlerinin hazırladığı ilkokul birden, lise sona kadar olan çocuklarımıza hitap eden tabletli eğitim sistemi bu. Biz programları hazırlayıp, bakanlığa hibe ettik. Çocuklar bunları konu başlıkları gelince öğreniyorlar.

İbrahim Irmak:   Bu eğitimler, genel  bir çevre eğitimini mi kapsıyor, yoksa, denizleri, suları mı kapsıyor?

Akşit Özkural:  Bizim eğitim programlarımız su döngüsü adı altında. Tatlı veya tuzlu su olması fark etmiyor. Eğitimler büyük hacim tutan denizler üzerine. Eğer biz denizlerimize iyi bakamazsak ve denizlerimizin kirlenmesini önleyemezsek zaten tatlı su kaynaklarından da oluruz. Biz ulusal bir çevre politikasını uygulamaya tam olarak başlamalıyız ki, bu tarladan başlamalı, evde devam etmeli, sanayide bitmeli. Kirlilikler hiçbir zaman denize gitmemelidir. Eğer kirli sular denize karışmaya devam ederse, o zaman oksijen değil, zehir soluruz. Doğa kirletilmeye devam ederse, tatlı su bulmakta zorlanırız. Bu kirli sularla tarım yapılırsa,  bitki zararlıları için kullanılan kimyasal ilaçları da düşünürsek durumun ne kadar vahim olduğu ortadır.

İbrahim Irmak:   Bir İzmir aşığı olarak Körfez’in kurtuluşu için iç körfezde yapılan çalışmaların yetersiz kalacağını, Kütahya Şaphane’deki bir asit fabrikasının kirliliğinin Gediz nehriyle İzmir’e kadar ulaşacağını defalarca yazdık. Çevre Bakanlığı’nın Su ve Orman Bakanlığı’nın derelere kirlilik akıtılmasını önlemesi gerektiğini vurguladık.  Siz bu konuda ne diyorsunuz?

Akşit Özkural:  Yaptığımız temaslarda, bakanlıkların iyi niyetli ve olayın farkında olduğunu gördük. Olayın farkındalar. Bizim gibi sivil toplum kuruluşları da olaylara sadece ışık tutuyor. TURMEPA bir sivil toplum kuruluşu ama gücü sınırlı. Devletle yan yana çalışmayı çok seviyoruz.

İbrahim Irmak:   Birçok şeyi devletten bekliyoruz. Devlet güçlü ama, vatandaş olarak bizim de görevlerimiz yok mu?

Akşit Özkural:  Halka düşen çok görev var aslında. Bir kere doğayı kirletmememiz gerekiyor. Kullandığımız temizlik ürünleri bile çok önemli. Çamaşır, bulaşık yıkarken, arabalarımızı temizlerken çevreye zarar vermeyen ya da çok az zarar veren ürünler var. Belki bunların fiyatları diğerlerine göre biraz pahalı ama, doğanın korunmasını düşünürsek birinci tercih nedenimiz olmalıdır.

İbrahim Irmak: Peki bu doğa dostu ürünleri nasıl bulacağız. Her yerde yok sanırım.

Akşit Özkural:   TURMEPA bu konuda da harekete geçti ve özel formüllü, doğada, suda çözünebilen ürünler ürettirdi.  8 kategoride üretilen TURMEPA’nın çevre dostu ürünlerini bilinçli tüketiciler zaten kullanıyor.  Eğer marketinizde yoksa talep etmeniz gerekiyor. Talep ederseniz zaten getirirler.

İbrahim Irmak: Sayın Akşit Özkural, çevre dostu ürünlerin en ücra köşelere kadar ulaşması gerekiyor. Bunun için kaynak var mı?

Akşit Özkural:   Biz ticari bir kuruluş değiliz. Sivil toplum örgütlerinin bütçeleri yoktur, ya da sınırlıdır. Onlar işlerini meleklerin kanatlarında sürdürürler. TURMEPA 22 yıldır çalışmalarını aralıksız yürütüyor. Yurtdışındaki kuruluşların da dikkatini çekti. Oralardaki kuruluşlar fonlarından bize yardım yapıyorlar. Bizde bulduğumuz her kaynağı toplumsal fayda sağlayan işlerde kullanıyoruz.

aksit_ozkural_11

TURMEPA İZMİR’DE

NELER YAPIYOR

Sayın Akşit Özkural, Turmepa’nın merkezi İstanbul. İzmir’de çalışmalarınız var mı?

Akşit Özkural:  Biz İzmir’de 3 yıl boyunca yaz kampı yaptık. Seferihisar Belediyesi’nin de desteğini alarak o yöredeki çocukları çevre konusunda eğittik. Sağ olsun Seferihisar Belediye Başkanı  Tunç Soyer’in eli üstümüzdeydi.  Bunları yaygınlaştırmak mümkün.

İbrahim Irmak: İzmir’in içinde eğitim çalışması yapmadınız mı?

Akşit Özkural: Elbette yaptık. Bizim birçok okulda Deniz Elçiliği Topluluklarımız var. Bunlar liselerde ve üniversitelerde. Bunların yarın yönetimsel görevlere geldiklerinde çevre açısından çok önemli işler yapacaklarına inanıyoruz.

****

TURMEPA’NIN KURULUŞ ÖYKÜSÜ

Türkiye ile Yunanistan’ın Kıbrıs sorunu nedeniyle aralarının çok gergin olduğu bir dönemde Rahmi Koç, Yunanlı armatör Livanis ile konuşuyorlar. Livanis,  “Rahmi Bey biz işadamları olarak sizinle kolay kolay  işbirliği yapamayız. Ben HELMEPA’yı kurdum, siz de gidip TURMEPA’yı kurun. Biz iki sivil toplum kurumu aracılığıyla dostluklarımızı geliştirelim” diyor ve TURMEPA’nın kuruluş hikayesi böyle başlıyor. Rahmi Koç ve arkadaşları ile Deniz Ticaret Odası birlikte hareket edip Deniz Temiz Derneği TURMEPA’yı kuruyorlar. Şu anki Başkanımız Deniz Ticaret Odası Başkanı da olan Şadan Kaptanoğlu.

aksit_ozkural_10

NEDEN ÇEVRE DOSTU

ÜRÜN KULLANALIM?

Çevre dostu ürün kullanılmazsa, boruların, kanalların içi donmaya başlıyor. Yani borunun iç çeperi giderek küçülüyor ve patlama oluyor.  Bunlar biyolojik arıtma tesislerine gider ise, orada arıtmayı yapan, yağlarla beslenen bakteriler bu kez ölmeye başlıyor. Bakteriler ölünce de milyarlar verilerek yaptırılan tesisler arıtmayı yapamıyor, verilen paralar boşa gidiyor.  Aslında temizlik ürünleri  kodeksini yeniden ayarlamak lazım. Avrupa ve Amerika’daki gibi kriterler getirmek gerekir.

İbrahim Irmak: AB mevzuatı çevreci ürün kullanımını ve arıtma tesisleri kurulmasını dayatmıyor mu?

Akşit Özkural: AB ile aramızdaki görüşmelerde Çevre faslı kapanmadı. Işık farkı var. Yalnız son zamanlarda bayağı mesafe alındığını görüyoruz. Geçen sene Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı ile anlaşma yaptık.  Çeşme sahillerinde hizmet veren atık toplama teknelerimizden güneyde 5 tane var.  Teknelerimiz yanaşıyor ve onların sıvı ve katı atıklarını alıyor ve arıtma tesislerine götürüp doğanın kirlenmesini önlüyor. Biz olmasaydık 20 milyon litre atık su denizlere bırakılacaktı. Geçen sene Muğla Belediyesi “Karada katı atıkları biz topluyoruz, denizdekileri de toplayalım” dediler. Peki dedik ve 2 tekneyi Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne hediye ettik.  Teşekkür ettiler. Şimdi Muğla daha büyük bir filo kurup bu işi daha etkin yapmaya başladılar. Onlar kamu ve parası var.

İbrahim Irmak: Peki İzmir Körfezi’nde durum ne?

Akşit Özkural:  Biz daha önce İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bir deniz süpürgesi kiraladık. Ama o çalışmayı yürütemediler. Sanırım masraflı geldi ve bütçelerinde böyle bir fasıl yoktu.  Onun üzerine o tekneyi Samsun’a gönderdik. Onlar çalıştırdılar. Başkan Yusuf Ziya Bey Samsun’u Samsun yaptı. Çok başarılı işlere imza attı.

İbrahim Irmak:  Çevre konusunda özel şirketlerden talep geliyor mu?

Akşit Özkural:  Evet, yerli ve yabancı şirketlerden eğitim talep edenler oluyor. Onları eğitiyoruz.  Kıyı temizlik programları uyguluyoruz. Çocuklarını eğitiyoruz. Bizim ofisimizin bahçesinde bir atık müzemiz var. Onları oraya getiriyoruz.  Yazın bizim bahçe cıvıl cıvıl. Her gün bir okul geliyor. Onlara filmler gösterip, deneyler yaptırıyoruz. Eğitimleri bazen Kadıköy, bazen Beşiktaş Meydanı’nda yapıyoruz. Çeşitli AVM’lere, kültür merkezlerine gidip oralarda eğitimler yapıyoruz. Van’a bile gidip tek kollu yüzücümüzle yüzdük. Bafa Gölü’nde de etkinlik yaptık. Aydın sınırından suya girip Muğla sınırında sudan çıktık. Kirliliğe dikkat çektik. Gölün Aydın sınırında kalan kısımları sanayi atıkları nedeniyle zifiri siyaha bürünmüş. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çercioğlu da etkinliğimize katıldı.

Layout 1

MAVİ KART

UYGULAMASI

İbrahim Irmak:  Sayın Özkural, teknelere Mavi Kart uygulaması yönetmeliği çıktı. O kart teknelerin atıkları verip vermediğini gösteriyor. Bu uygulanıyor mu?

Akşit Özkural:  Mavi Kart uygulaması kesinlikle uygulanıyor. Atık sularını denize boşaltan teknelere çok ciddi cezalar uygulanıyor. Güneyde bu konuda çok sıkı takip var ve mavi kart yoksa veya ceza ödenmedi ise limandan çıkış izni verilmiyor. Bu uygulamayı 6 yıl önce TURMEPA başlattı. Göçek’te tekneciler, turizmciler ayaklandı. Arkadaşlarımıza büyük tepki geldi. Sonra Devlet, “Denizlerin sahibi biziz, bu denetimi siz bize verin” dedi.  Bize Koç Holding’in hibe ettiği bütün altyapı programı ve teknik ekipmanı devlete seve seve devrettik. Ondan sonra da Mavi kart uygulaması devreye girdi.

İbrahim Irmak:  Başka uygulamalar var mı şu günlerde?

Akşit Özkural:  Saroz’u koruma bölgesi ilan ettirdik. Şu sıralar Kızılırmak Havzası’nda mücadele sürüyor. Orada kaçak yapılmış binlerce ev yıkıldı. Gerekli önlemleri aldırdık. Orada yatıp, orada kalkıyoruz.

 

 

eskisehir escort ankara escort escort samsun escort bayan bursa

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir